Yalçın Küçük

Yalçın Küçük


SALGINDAN SONRA DÜNYA (2)

23 Ekim 2020 - 01:00

Bireyselleşmenin iyice arttığı, yalnızlığın mali bağımsızlıkla telafi edildiği ve inancın kilisenin duvarları içine hapsedildiği Batı’da, her birey şimdi salgının korkunç psikolojik yıkımını tek başına yüklenmek zorunda.
Devletlerinin sağlık sistemlerinin güven vermediği bu olağanüstü koşullarda, virüsü ve etkisini tek başına yaşamak zorunda kalan modern batı insanının çaresizliği toplumsal cinnetin de kapısını aralamış durumda.
Evlerine kapanarak karantina dönemini atlatmaya çalışan bu insanların, zaman ilerledikçe psikolojik travmaları derinleşerek, ya kendine ya da etrafına zarar veren vakalara dönüştüğü hep birlikte görülecek.
Toplumsal cinnet, Batı toplumlarında neo-kapitalizmle birlikte modern insanın da yıkımı olacak gibi görünüyor.
Neticede Batı için yeni bir karanlık çağ ufukta görünmüyor değil.
Bizim ise en büyük avantajımız burada devreye giriyor.
Aile kurumumuz, inanç dünyamız ve yaşam tarzımız modern yaşamın getirdiği değersizleşmelerle çok ciddi yara alsa da, köklerinin ve geleneğinin sağlamlığı bu travmayı Batı toplumlarına göre daha az hasarla atlatacak bir sosyal psikolojiyi barındırıyor.
Anlaşılan o ki, virüs toplumsal dengeleri de dayanıklılık testinden geçirecek gibi. Ülkelerin gelişmişliklerinin en mühim göstergelerinden birisini gayrı safî milli hasıla (GSMH) oluşturuyor.
Ancak bunun toplum yararına harcanması her ülkede eşit oranda değil. Bugün Batı ülkeleri GSMH’sı en yüksek olan emperyalist ülkeler.
 Fakat şu son gelişme gösteriyor ki, ülke ve dünya çapındaki krizlerde toplumun her ferdinin ihtiyacını görecek sosyal devlet olgusu birbirinden farklı görüntüler çiziyor.
Bunun en bariz örneğini şimdi sağlık sistemlerinde gördük.
Başta İtalya, İspanya, hatta ABD olmak üzere, sağlık sistemlerinin toplumun geneline aynı anda yetişecek ölçekte bir alt yapıdan mahrum olduğu görülüyor. Bu da krizin tahribatını korkunç noktalara getiriyor.
 İtalya’da yaşlıların tedavi sürecine bile alınmadığı, ABD’de sağlık sigortası ve parası olmadığı için tedaviye alınmayarak ölen gencin varlığı, İspanya’da bir huzur evindeki yaşlıların yataklarında ölüme terk edilmiş olması, batı insanının gerektiğinde kendi insanına bile şefkât hissinin olmadığını ortaya koyan en trajik tablolardan olmuştur.
İkinci Dünya Savaşı’ndan beri yaşadıkları en büyük krizi ne ölçüde atlatabilecekler, işin sonunda ülkelerinin dünya ölçeğindeki konumu ne olur, onu bile kestirmekten aciz durumdalar.
Her alanda küçülmeleri kaçınılmaz. Aile, ahlâk, inanç, değerler açısından çürümüş toplumlar dışarıya ne kadar güçlü ve müreffeh bir görüntü ortaya koysalar da, içi tamamen kurtlanmış bir ağaçtan farkları yoktur.
Modern kapitalist sistem bireyden topluma dışı güzelleştirdi, içi çürüttü.
Bugün Batı toplumları tamamen çürümüş yapılarıyla devletleri için de gelecek garantisi sunamıyor.
Dünyaya sunulan modern yaşam tarzı insanı ruhsuz makinelere dönüştürdü. Hep kendi için yaşadı, yaşadı, yaşadı.
 
DEVAMI YARIN

YORUMLAR

  • 0 Yorum