Resül Koşar

Resül Koşar


Ustasıyız bu işlerin

14 Ocak 2021 - 05:30

Günümüzde hiç de farkına varmadığımız ama her alanda her yerde kullandığımız bir olgu baskı teknikleri. İlk kağıtla birlikte girmişti insanoğlunun hayatına ve o gün bugündür gelişerek, değişerek yerini sağlamlaştırarak evrim geçirerek gelmiştir ve yerini sağlamlaştırmıştır baskı teknikleri. Çin’de M.S. 105’te T’sai Lun’un doğal lifler, kendir ve paçavra kullanarak ürettiği ilk kağıdın bulunuşuyla birlikte ortaya çıkan baskı teknikleri, grafik sanatların önemli bir kolunu oluşturur. Kaynaklar,  Mühür oymacılığı ile başlayan bu serüven Çinli ressam ve kaligrafi ustalarının sanatsal üretimlerini hızlandırmış, eserlerin çoğaltılıp yaygınlaşmasına zemin hazırladığını belirtir. Matbaa ve baskı teknikleri tarihçesine üzerine bilgi veren kaynaklar, tarihi süreç içerisinde önemli belgelerin, kutsal metinlerin ve sanat eserlerinin çoğaltılmasında kullanılan baskı teknikleri, her dönemde görsel sanatları etkilediğini, günümüz grafik sanatının ayrılmaz bir parçası haline gelen baskı özgün bir fikir taşıyan grafik ürünün geniş kitlelere ulaştırılmasında, sanat eserinin görsel ve estetik değerini yitirmeden çoğaltılmasında önemli rol oynadığını gözler önüne serer. Kalıp çıkarma yöntemiyle kopyalama ve çoğaltma işlemine imkan tanıyan baskı teknikleri, tarihi süreç içerisinde önemli aşamalar kaydederek günümüze ulaştı. İlk olarak Uzakdoğu’da ağaç ve ahşabın oyulmasıyla daha sonraları ise taş, metal, çinko, bakır ve plastik (muşamba) gibi materyallerin kazıma, oyma, kabartma, asitleme gibi yöntemlerle elde edilen kalıplarının istenilen yüzeylere basılmasıyla ortaya çıkan baskı teknikleri; zamanla bir sanat dalı (baskı resim) olarak kabul edilmiş, sanayileşmenin getirdiği hızlı gelişmelerle birlikte dünya genelinde büyük bir endüstri kolu haline gelmiştir. 15. Yüzyılda Johannes Gutenberg’in (1398-1468) yüksek baskı sistemini bulması, özellikle Avrupa’da önemli bir dönüşüme öncülük etmiştir. Değişebilen harflerle baskıya olanak sağlayan tipografi yöntemiyle kitap sayfalarının basımı ve çoğaltımı mekanikleştirilmiş, böylece çağdaş basımcılığın temelleri atılmıştır Bilim ve teknolojinin ilerlemesine büyük katkısı olan bu icat ile kitap basımı ve çoğaltımı kolaylaşmış, bilginin paylaşımı artarak Avrupa aydınlanması hız kazanmıştır. Basılan kitap sayısındaki artış, insanlığın yazılı birikimini genişleterek, farklı alanlara yayılmasını sağlamıştır. Gutenberg’in icadından yaklaşık 50 yıl sonra, Avrupa’nın birçok yerine yayılan matbaaların sayısı hızla artmıştır. O dönemdeki kayıtlara göre 300’e yakın kentte 1700’den fazla matbaanın kurulmuş olması basımcılığın; çok sayıda insanın istihdam edildiği önemli bir işkoluna dönüştüğünü göstermektedir.Gutenberg’in mekanik baskı tekniği, basım tarihinde önemli bir dönüm noktası oluşturur. Ondan yaklaşık üç buçuk asır sonra Münih’te Alois Senefelder, mekanik baskının yerini alan kimyasal baskı tekniğini (Litografi) bularak; matbaacılık tarihinde devrim yaratır.Düz bir yüzey üzerinde yazı ve resimleri bir arada basabilen bu teknik, yağ ve suyun birbirini itmesi ilkesinden yola çıkarak, bugünkü ofset baskının temelini oluşturur.Gelecek yeni yakın çağa ve günümüze dört renk baskıya uygun tabakalı ofset ve web ofsetten oluşan baskı üzerine yoğunlaşıldığını görmekteyiz. Değişen tüketici ihtiyaçları sektörü de şekillendirmekte ve yönlendirmekte. Bu değişim ve şekillenme ile yeni teknolojilere yeni yatırımlar yapılmakta. Basın, yayın, reklam ve eğitim alanındaki gelişmelerin yanısıra hızla gelişen ve çeşitlenen gıda, ilaç, taşımacılık, ambalaj vb. sanayi kolları  baskı teknikleri sektörünün gelişimine katkı sağlamaktadır. Ve bu süreç günümüzde de hızla devam etmektedir.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum