Reklam
Mustafa Ece

Mustafa Ece


OKSİJENİMİZLE NEDEN OYNUYORLAR

14 Eylül 2020 - 01:00

Çok duyduğumuz ama ne anlama geldiğini tam olarak bilmediğimiz bazı gerçekler vardır. Dünyanın ve insan vücudunun dörtte üçü sudur. Suyun ve soluduğumuz havanın içindeki oksijenden hepimizin haberi vardır.
İnsan konuşması ve düşüncesiyle etrafına frekans yayar. Bu frekanslar etrafta bazı şeyleri etkiler. Mesela, Müslüman bir şey yerken veya içerken besmele çeker. Bu besmeleyle ortaya çıkan frekans, gıdaların içindeki oksijeni sakinleştirerek daha faydalı hale getirdiği bilimsel olarakta ispatlanmıştır. Sağlıklı beslenme ve sağlıklı su tüketimi için Müslümanın yapmış olduğu bu ibadet vücut sağlığı adına önemlidir.
Oksijen, insanın ağzından ve zihninden çıkan frekanstan etkilendiği gibi etraftaki yayılan ve bizim için fazlasıyla faydalıymış gibi gösterilerek oksijeni etkileyen frekanslar var mı bir bakalım?
Daha iyi anlatabileceğimi sandığım mikro dalga fırınlardaki işleyişten bahsederek konuyu genişleteyim istedim. Şuan kullanılan tüm mikrodalga fırınlar içine konulan gıdayı sizce nasıl ısıtıyor. Mikrodalga fırınlar 2.4 GHz frekans yayar. Bu frekansta suyun içindeki oksijenin elektronlarının normal dönmesinin üstünde bir hıza çıkararak, koşan bir insanın vücut ısı ve hararetinin arttığı gibi oksijen ısınır. Her gıdanın içinde azda olsa su vardır ve suda da oksijen vardır ki oksijeni ısınan gıda böylece mikrodalgada ısınmaktadır.
Biraz araştırınca 2.4 GHz frekans, sadece mikro dalga fırınlarda kullanılmıyormuş. Kablosuz ağ teknolojilerinin tamamı 1922 yılından bu tarafa 2.4 GHz frekansını kullanmaktaymışlar. Eğer bu frekans suyun içindeki oksijenin ısınmasını sağlıyorsa, küresel ısınma bilgisi demek ki bu frekansı lisans bedeli ödemeden ücretsiz kullanan büyük şirketlerin bilgisinde var demektir. Bu frekanslar dünyada yaygın olarak kullanıldıkça bozulan suyun oksijeninden dolayı, buzulların erimesi gayet normaldir. Siz onların küresel ısınmayı büyük baş hayvanlara mâl ettiklerine bakmayın. Onlar dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etmek istedikleri için insanları yönlendirmekle meşguller.
Soluduğumuz havadaki oksijen akciğerlerimizde hemoglobin tarafından yakalanır. Kanımızda dolaşan bu demir içerikli protein, oksijeni kanla birlikte tüm organlara ulaştırır. Böylece vücut, tüm oksijen ihtiyacını giderir.
Birde 5G teknolojisinin yaygınlaştığında ne olabilir ona bakalım istiyorum. 5G teknolojisinin kullandığı frekans ise 60 GHz dir. Bu frekansta, havadaki oksijenin elektronlarının dönüş ayarını bozmaktadır. Elektromanyetik frekanslarla bozulan oksijen molekülleri vücudumuzdaki hemoglobin tarafından doğallığı yitirilen oksijeni yakalayamaz. Böylece insan hayatı ve sağlığı için önemli olan oksijenin kullanılması zor bir hal almış olmaktadır. Hattı zatında bu olaydan etkilenen, oksijene ihtiyacı olan bütün canlılardır. 5G teknolojisinin verimli kullanılması için yaklaşık 100 metrede bir baz istasyonu kurulması gerektiği söylenmektedir. 2019 yılında 26 bin bilim adamı 5G teknolojisinin yaydığı frekansların yaşam için zararlı olduğuna dair kanıtların çok güçlü olduğunun altını çizmişlerdi.
Dünyanın her tarafına yayılan kablosuz ağ teknolojilerinin yaydığı 2.4 GHz frekansıyla sudaki oksijeni, 5G teknolojisi için yaygın hale getirilen 60 GHz frekansı yayarak havadaki oksijeni bozmak suretiyle kendi çıkarları uğruna hayata ve hayattaki bütün canlılara zarar verdiklerini bildiklerini bilmeliyiz.
Belki de bütün bu kablosuz ağ teknolojileriyle canlılara zarar vermeyi hedeflemekten ziyade, canlıların tamamını kapsayacak bir bilgi toplamayı amaçlamaktadırlar. Hayatın her anını kendilerinin idare edeceğini düşünen ama yaratılmış olduklarını bilerek unutan ve bu bilgileri bir yerde toplayarak kendi levhi mahfuzlarını oluşturmaya çalışan şeytanın dostlarının farkına vararak ona göre inancımıza ve hayatımıza sahip çıkmalı ve gençliğimize yön vermeliyiz.

YORUMLAR

  • 1 Yorum