Mustafa Ece

Mustafa Ece


İL MİLLİ EĞİTİMLERİN DEVÂSA SORUNLARI

16 Kasım 2020 - 09:46 - Güncelleme: 16 Kasım 2020 - 10:18

Geçen haftaki yazımızda işaret ettiğimiz, İl milli eğitimlerdeki toplumsal cinsiyet eşitliği veya yeni adıyla toplumsal cinsiyet adaleti eğitsel kollarımız hayırlı olsun diye yazdığımız eleştirel yazımızın, yerine ulaştığı haberini almak oldukça memnun edici olmuştur. Konunun vahametinin kavranması oldukça önemliydi, ilgililere ve ilgilenenlere teşekkür ederim.
Bu haftada eğitim camiasının içindeki, iki rahatsız edici konuyu da ele almak istiyorum. Devletin okullara öğrenciler için basmış olduğu kitapların toplanma yöntemine bir göz atalım. Devlet basımının kendisine ait olduğu için haklı olarak geri dönüşümünün Milli emlak aracılığıyla yapmaya çalışıldığını görmekteyiz. Devletin, bir kurumu adına harcamış olduğu paranın yine bir başka kurumu aracılığıyla toplamaya çalışması ve geri dönüşümden elde edilen gelirin devlet kurumunda kullanılması gayet normaldir. Lakin burada yanlışlık nerede derseniz, bence şöyle izah edebilirim.
Öğrenciler, bir yıl önceki kullanılmayan ders kitaplarını geri dönüşüm için idare ve öğretmenlerin takibiyle okula getiriyorlar. Benim öğrendiğim kadarıyla bu kitaplar devletin malıdır diye milli emlak, ihale yoluyla yaklaşık kilosu 20-25 kuruşa firmalara veriyor. Ama bu işlemi okul idarecileri yapacak olsa kilosunu 75-80 kuruşa verebiliyorlar. Burada merkezi müdahaleden doğan bir aksaklık ve zarar söz konusudur. Okul aile birliklerinden çekilen mesajlar aracılığıyla İdareci ve öğretmenlerin takibiyle çocukların elindeki eski kitapları toplamak, büyük bir çaba gerektiriyor olmasına rağmen, devlet için karşılığının yetersiz olduğunu görmek bu işi yapanların gayretini azaltmaktadır. Oysaki buradan elde edilen parayı okul aile birliklerine gelir irat ederek okul için kullanılması şartı koşulsa bu işin takibini daha cazip hale getirilebilir. Okullarında, bir devlet kurumu olduğu unutulmamalıdır. Ve yine ekonomik açıdan yerine varmayan işe kendince çözüm üreten, okul idarecilerinin şikâyet edilerek soruşturma geçirmelerinin de önüne geçilmiş olacaktır.
Bir başka konu; devletin ağaçlandırma kampanyasında sadece yeşilliğinin dışında da bir anlamı olsun düşüncesiyle zeytin gibi meyveli ağaç diken idarecilerimizi kutluyorum. Lakin bu ağaçlar devletin okul toprağında, devletin ödediği su, elektrik ve elemanlarla bakıldığı için haklı olarak milli emlak hak talep etmektedir. Okul bahçesine meyve veren ağacın dikimini milli emlak talep etmemişken, hangi okulda kaç ağaç var ve ne kadar mahsul elde edildiğinin takibini gerçekçi olarak yapamayacağına göre, birileri birilerinin ayağını kaydırmak için şikâyet konusu yapılan olay haline dönüşebilmektedir. Okul müdürü arkadaşlarımız okulun etrafına dikip yetiştirdiği zeytinin meyvesini sattığı ve okula gelir irat ederek harcadığı için soruşturma geçirip ceza alıyorlar. Tabiki bütün bunlar, gerçek manada devletin menfaatini muhafaza etmek amacıyla değil, yukarıda söylediğim gibi birilerinin ayağını kaydırma operasyonunun ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Hâlbuki buradan elde edilen parayı da okul aile birliklerine gelir irat ederek okul için kullanılması şartı koşulursa bu işin takibini daha cazip hale getirilebilir. Yine unutulmamalıdır ki okullar bir devlet kurumudur.
Böylece, okul aile birliklerinin gözetiminde okula kullanılan gelirler olarak değerlendirilirse, idarecilerin aleyhine kullanılan değil, okulu için zaman harcanarak katkı sağlanan güzel işlere dönüştürülebilir. Devletin kurumlarının böyle küçük işlerle meşgul edilmesinin de önüne geçilmiş olacaktır.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum