Mustafa Ece

Mustafa Ece


DÜNYAYA YENİDEN İNSANLIĞI ÖĞRETMEK MÜMKÜN MÜ?

23 Kasım 2020 - 08:30

Her yaşanılan zamanın kendisine göre tohuma durduğu veolgunlaştığı dönemler vardır. Bugünü inceleyecek olursak ülkemizde ve dünyada yeniden bir sistem değişikliği ihtiyacıolduğu ortadadır. Bugün baş gösteren bu ihtiyaç aslında dahaönceden ihtiyaç olmaya başlamış ama bugün gün yüzüne çıkmış vaziyettedir. Bu olay tarih boyunca da böyle cereyan ede gelmiştir.

Yaşlılarımız tarafından, Ülkemizde 1920'lerden sonrayukarıdan baskıyla oluşturulan yeni sistemin içerisinde Allah’ın(cc) peygamberi aracılığıyla ortaya koymuş olduğuİslam’dan uzaklaşıldığı anlatılmaktadır. O günlerde buna karşı koyan insanlar sadece dini anlatabilmiş ve öğretme gayreti içerisine girebilmiş kimselermiş. Aynı zamanda bu kimselerortada ileriye dönük İslam'ın dünya hayatına hakim olduğunda elde edecekleri, büyük dünyalık vaatler yapması mümkün olmayan kimselerdi. Yani o gün bu mücadeleyi verenler tebliğciler, bu anlatılanları dinleyip onlarla birlikte hareket etmeye başlayanlar da, olayları kulaktan aldıkları kadarıylagerçek manaya yakın şekillendirme kabiliyeti olan kimselerdi.Ne kadar uygundur bilmiyorum ama ben bu olayları sanki Mekke dönemindeki Müslümanların çalışmalarınabenzetiyorum.

O günkü şartlarda Peygamber efendimiz insanlara Allah'tan başka ilah yoktur derken, ileride kurulacak İslam devletinden,eğitim sisteminden, kültüründen, adalet sisteminden,ekonomik yapısının nasıl olacağından detaylar vermediği halde, yani özendirici bir dünya hayatı vaat etmediği halde bir grup insan Müslüman olarak aslında hayallerinde gerçekleştirdikleri adil ve ahlaklı bir İslam devletine sahip çıkıyorlardı. Ortada uygulanan bir sistem ve elde edilmiş bir sonuç olmamasına rağmen geleceğe yönelik güzel bir yapının olacağına inanarak bu yeni sisteme canları pahasına sahip çıkıyorlardı.

İşte 1920'ler ile 2000'ler arasını ben adeta Mekke dönemindeki mücadele ile aynı gibi zannediyorum. Ama 2000’lerden sonra artık başta kendi ülkemiz olmak üzere Müslüman ülkelerde dahil, gözden etkilenir yani gördüğümüze itibar etmeye başlar olduk. Söylenilen ve vaat edilen sistemin insanlar ve topluluklar üzerindeki etkisini görmedikten sonra hiç bir sisteme sahip çıkılmadığını görüyoruz. Yani peygamber efendimizin karşısına dikilen Mekkelilerin biz atalarımızınticaretini, eğitimini, hukukunu, toplumsal işleyişini yaşadığımız hal üzere bulduk, oysa senin “Le ilahe illallah”demekle ortaya koyduğun sistemi zihnimizde şekillendiremiyoruz demelerinden adeta farklı bir şey değildir.Oysa aynı Mekkeliler hicret sonrasında oluşan Medine toplumunda gördükleri İslam'ın sosyal hayata nasıl hakim olduğunu ve ne gibi sosyal faydalar ortaya koyduğunu gördüklerinde Mekke'nin fethedilmesini itirazsız ve mücadelesiz kabul ettiklerini görmekteyiz.

Aslında bugün ülkemiz başta olmak üzere bütün İslam ülkeleri, bir rol model olarak İslam'ın yaşanılır ve insanlığa faydasının ortaya konulduğu bir yapı görmek istemektedirler.Bunun karşılığında geçmişte fevc fevc ifadesi ile toplumlarınİslamı kabul ettiği gibi, dünyadaki mazlumlar başta olmak üzere insanlığın kurtarıcısı olarak İslama yine büyük topluluklar halinde iştirak edilerek dünyaya adaletin, Allah'ın ortaya koymuş olduğu eşitliğin ve gerçek manada bir hukukun hakim olacağının göstergesi olacaktır. Ama bunun için batıdan etkilenmeyen idarecilerle birlikte, batının şekillendirmeye çalıştığı bir İslam anlayışından uzak, Allah ve Resul’ününortaya koyduğu bir İslam anlayışı ile yaşayan toplumlar oluşturmak zorunda olduğumuzu unutmamalıyız. Eğer gerçek manada dünyamızı ve ahiretimizi kurtarmak istiyorsak,Kur'an'ın ifade ettiği gibi Allah Resul’ünün ortaya koyduğu düzgün İslam anlayışını hayata hakim kılmak zorundayız.Böylelikle hem kendi ülkemizin dünyasını huzurlu ve bereketli, hem de dünyadaki diğer insanlığa bir rol model olarak, insanlığın kurtuluşu için öncü bir nesil olmuş olalım.Her şey için yeni bir başlangıç adına Bismillah demek, başta idarecilerimiz olmak üzere, bu toplumda inananların vazifesi olsa gerek.

YORUMLAR

  • 0 Yorum