Aysu Dursun

Aysu Dursun


Köylü ve köylüğü anlamak

07 Ocak 2021 - 05:30

Köyü ve köylüğü  diliyle yaşayışıyla anlatan bir romandır Karabibik. Nabizade Nazım’ın 1890 yılında yayınladığı Karabibik, ilk Türkçe köy romanı olarak kabul edilmektedir edebiyat çevrelerince. Türk edebiyatında önemli bir yere de sahip olan Karabibik beş bölümden oluşmakta . Romanın başkişisi Karabibik adındaki yoksul köylünün “yamalıklı, lime lime” giyiminin, perişan halinin betimlenmesiyle başlar. Romanda Cumhuriyet’ten sonra çokça işlenecek olan köy gerçekleri, köylünün yoksulluğu, Karabibik’in giyimiyle kuşamıyla, dış görünüşüyle karşımıza çıkıyor ilkin. Bu kılık kıyafeti bozuk yoksul insanlar Cumhuriyet’ten sonra toplumcu gerçekçi akımın etkisiyle pek çok romanda anlatılacaktır. Köylünün toprağa düşkünlüğü, sınır kavgaları, yoksul köylünün toprağına göz diken güçlü kişiler, geçim sıkıntısı, çıkara dayalı evlilik hesapları, köylüyü sömüren tefeciler, köylünün devletle ilişkilerindeki kopukluk, buralarda insanların topraktan sonra en büyük gereksinmesi olan gücünden yararlandıkları hayvanların önemi gibi sorunların kaleme alındığı ilk roman olarak karşımıza çıkıyor Karabibik.  İlla okunması gereken bir roman olmasa da benim gibi edebiyata meraklı iseniz heybenizde bulunsun bu roman. Kısa bir özet geçecek olursam romanla ilgili, başkarakter  Karabibik’in en önemli sorunu sınırlarını sağlamlaştırarak zar zor korumaya çalıştığı tarlasını bir çift öküz ayarlayıp ekebilmektir. Gücünden yararlanacağı bir öküz arar, bunun için çırpınıp durur. Bu amaçla tefeciden borç almak ya da evde kalmış kızına uygun bir koca bulmak gibi bir sürü küçük hesaplar içindedir. Öküz parası için önce tüccar Andırya’ya anlatır derdini; “çetele birikmiştir”, yani başka borçları da vardır Andırya’ya, bu yüzden mahkemelik olup Kaş’a çağrılmak en büyük korkusudur. Ondan yüz bulamayınca, başka bir tüccardan aldığı borçla istediği öküze kavuşur, çiftini sürmek için düzenini kurar. Artık Huri’yi Sarı İsmail’e vermeye gerek duymaz, kızının etrafında dönüp duran Yosturoğlu’nun yeğeni Hüseyin’i daha uygun bulur, onunla evlendirir.Karnındaki sancısı gene başlamıştır Karabibik’in, Temre köyüne ahlaya puflaya varır. Köyün hekimi Lanardi hastalarını yoklamak üzere çıkmıştır, karısı Eftalya’yı evde yalnız bulan Karabibik fırsattan yararlanmak ister. Cinsel istekleri hastalığını unutturur sanki. Kadın tersler, silkinip kurtulur, ama kahkahalarıyla da deli eder bu yoksul hovardayı. İlk köy romanı böyle komik bir sonla bitmektedir. Benim de inandığım ve yazar Nabizade Nazım da Karabibik’i toplumun aydınlanmaya ve anlaşılmaya en muhtaç kesimdir köylüler. Ve onları anlamaya ve anlatmaya yazılan romanlar o yüzden illaki okunmalı demesem de okuma listelerinde yerini almalı diyorum. Kitapla dolu, birbirimizi anladığımız güzel günlerde buluşmak dileğiyle.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum