VERDİĞİ SÖZÜ TUTMAK

VERDİĞİ SÖZÜ TUTMAK

14 Ocak 2020 - 01:00

Hep gençleri suçluyor, yeni nesli yerden yere vuruyoruz ya!

 Bazen öyle olaylarla karşılaşıyorum, öyle durumlara şahitlik ediyorum ki, aslında eleştirilmesi gerekenlerin gençler olmadığını, asıl yerden yere vurulması gerekenin yaşını  başını almış, görüp  geçirmiş bir erişkinler olduğuna kanaat getiriyorum.

İşte biz erişkinlerin en çok sergilediğimiz konulardan biri olan ‘Vefasızlık’ konusuna bugün NEŞTER atmak istiyorum…

Sözünde durmak, yaptığı anlaşmaya sadık kalmak, özünde ve sözünde doğru olmak anlamına gelen ‘Ahde Vefa’; aslında günümüz hayat tarzında tozlu raflardan indirilmiş el yazması bir kitap, yada tavan arasına kaldırılmış ata yadigarı bir eşya kadar eski, hatta  günümüz insanlarına  göre küf kokan bir kavram haline geldi ne yazık ki…

Zira bizler günübirlik yaşamayı, Küçük menfaatler uğruna erdemleri harcamayı, Sırasında kişisel çıkarlar uğruna her türlü kutsalları dilediğimizce kullanmayı alışkanlık, Hatta yaşam biçimi haline getireli uzun zaman oldu.

Uzun zaman oldu, Ecdadı ve öğretilerini uygulamaktan, Yaşamaktan vaz geçeli…

Bakın size bir kıssa nakledeceğim!

Dilerseniz bu kıssanın ardından söylediklerimizde ne derce haklı olduğumuzun muhasebesini birlikte yapalım.

Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken huzura üç genç girerler, derler ki : ­Ey halife bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.

Suçlanan genç de “Evet doğru” der…

Bu söz üzerine Hz Ömer: ­Anlat bakalım nasıl oldu diye sorar.

 Bunun üzerine genç anlatmaya başlar…. ­

Ben bulunduğum kasaba da  hali vakti yerinde olan bir insanım.

 Ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi.

Hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir defa daha bakar…

Hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyva koparmasına engel olamadım… Arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı atım oracıkta öldü…

Bu durum nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım babası öldü!

Kaçmak istedim fakat arkadşlar beni yakaladı…

Durum bundan ibarettir…

Bu söz üzerine Hz Ömer: “ Söyleyecek bir şey yok. Bu suçun cezası idam, madem suçunu da kabul ettin...”

Bu sözden sonra delikanlı söz alarak: ­Efendim bir özrüm var, ben memleketinde zengin bir insanım… Babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı, gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım, şimdi siz bu cezayı ifnaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettğiniz için Allah indin de sorumlu olursunuz, bana üç gün izin veriseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün için de yerime birini bulurum der.

Hz Ömer dayanamaz derki: ­Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?

Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar derki, ­bu zat benim yerime kalır, o zat Hz Peygamber (s.a.v) efendimizin en iyi arkadaşlarından, daha yaşarken cennetle müjdelen Amr ibni Asr' dan başkası değildir.

Hz Ömer Amr 'a dönerek ­Ey Amr delikanlıyı duydun, der.

O yüce Sahabe: ­Evet, ben kefilim, der ve genç adam serbest bırakılır.

Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur…

 Medine’nin ileri gelenleri Hz Ömer’e çıkarak, gencin gelmeyeceğini, dolayısıyla Amr­ İbni Asr'a verilecek idamın yerine, maktülün diyetinin verilmesini teklif ederler…

Fakat gençler razı olmaz, “Babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz”, derler.

Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir, derki, ­bu kefil babam olsa fark etmez, cezayı infaz ederim.

Hz. Amr ibni Asr ise tam bir teslimiyet içerisinde derki, ­biz de sözümüzün arkasındayız.

Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.

Hz .Ömer gence dönerek derki, ­evladım gelmeme gibi önemli bir fırsatın vardı neden geldin.

Genç vakurla başını kaldırır ve: ­Ahde Vefasızlık etti demeyesiniz diye geldim, der.

Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr ibni Asr'a derki, ­ey Amr sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu da onun yerine kefil oldun?

Amr İbn­i Asr : ­Bu kadar insanın içerisinden beni seçti, insanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim” der.

Sıra gençlere gelir derler ki, ­Biz bu davadan vazgeçiyoruz !

Bu sözün üzerine Hz Ömer : ­Ne oldu biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz, ­ ne oldu da vazgeçiyorsunuz?

 Gençlerin cevabı dehşetlidir : ­ Merhametli insan kalmadı demeyesiniz diye…

İnsan olmanın gereği, verdiğin sözü tutmak, söylediği sözün ardında durabilmektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum