logo

TOPLUMUN GELECEĞİ


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

Mimar Sinan denildiğinde irili ufaklı eserleriyle birlikte herkesin aklına tarihi şahsiyet olarak bugünlere ulaşan eserleriyle usta bir mimar gelecektir. Acil durumlarda pratik çözümleriyle ve binlerce, on binlerce yıllar dayanabilecek kalıcı eserleriyle hem gönlümüzde hem de aklımızda yerini almıştır.

Her idarecinin, her sanatkarın, her eline imkân verilen şahsiyetlerin kendi alanında yaptığı işlerde kalıcılık gözetmesi ve kendilerinden sonraya, doğru aynı zamanda geleceği bugünden inşa eden işlere imza atmaları, onlara verilen sorumlulukların ifası anlamına gelecektir. Bu cümleden anlaşılacağı gibi vitrine ve tribünlere oynayan kişilerin veya desinler diye iş yapan kişilerin aslında şu an bile bilindiklerinin bilinmesi lazımdır. Mevcut bütüncül insicamın bozulmaması adına ses çıkarılmıyor olması onları cesaretlendirmemelidir. Gün gelir kısa bir süre sonra geldikleri yere yakın yerlerde görebilirsiniz.

Toplum olarak, idarecilerimizin her türlüsünde şov yapmadan kalıcı işler yapacak öz verili kişilere ihtiyaç olduğu, gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır. Kendi kendinize yazıp çiziyorsunuz böyle insanları bulmak kolay mı diye bilirsiniz. Biz sadece toplumun içindeki rahatsızlıkları dile getirmekle uyarı ve ikaz görevimizi yapabiliriz. İdareci ve Reis olanlarda sorumlulukları nispetinde bu uyarıları yapanların uyarılarını dikkate alıp almamakta serbesttirler. Her kes eğer üzerine düşen işi doğru yapar ve bunun için özveriyle uğraşırlarsa sonucunda doğru olacağı kanaatindeyim.

Geleceğe yatırım yapmak yol, köprü veya benzeri işlerle sınırlı gibi görünmemelidir. Devlet bürokratlarının da on yıllık, yüz yıllık, bin yıllık gelecek tasavvurlarının olması lazımdır. Gelecek hesabı yapmayı beceremeyen, problemleri kaynağında ve problem çıkaranlarla birlikte çözüm üretemeyen kişilerle yol yürünemediği açıktır. Onlar alkışlanmak isterlerken ve yaptıkları küçük işleri ne kadar büyük işler yapıyorum diye kendilerini avuturlarken, toplumu ifsat etmek isteyenler gece gündüz uğraş vermektedirler.

Sayın Cumhurbaşkanım sizin işinizin zorluğunu anlayabiliyoruz. Artık bu millet, içte ve dışta kendilerini net temsil edecek insanların görevlendirilmesini istemektedirler. Devlet idaresi dengeleri gözeterek yapılırsa da eşitlik ilkesiyle değil adalet ilkesiyle olduğunu unutmayıp birbirimize hatırlatıp durmalıyız.

Bir hadisi şerifte: “Çok İyi biliniz ki, Devlet Reisi (Başkanı) Milleti için bir siperdir, bir amirdir, bir idarecidir, bir komutandır. Devlet Başkanının kumandasında harp olunabilir, Devlet Başkanının kumandası ile düşmandan korunulabilir.  Devlet Başkanı şayet Milletine karşı Adaletle hükmederse, Adaletle hareket ederse, Milleti O Devlet Başkanının bu Adaletli hareketiyle, mêcur olur, müreffeh olur, itaatkâr olur. Devlet Başkanı şayet, Milletine karşı, Mâsiyetle (Hak, Adalet, Sosyal Hukuk esaslarına uygun olmayan bir şekilde) Takva ve Adaletten başka olarak Emir ve Hüküm vererek Hareket ederse, O Devlet Başkanı milletinin ıstırabının günahlarını kendi üzerine yüklemiş olur.  Her kim,  Allahın Rasulu olan bana itaat ederse, Allah Zül Celale İtaat etmiş olur, Her kim,  Allahın Rasulu olan bana isyan ederse, Allah Zül Celale isyan etmiş olur, “  Buhari, 1240

Başka bir hadisi şerifte: “Cennetlikler üç gruptur. Bunlar: Âdil ve başarılı devlet başkanı, Yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yufka yürekli olan kişi, Ailesi kalabalık olduğu halde haram kazançtan sakınıp kimseden bir şey istemeyen adamdır.” demiştir. Müslim, Cennet 63

Hangi mevki olursa olsun işini eşit değil ADİL yapan kimselerin öğüldüğü görülmektedir. Tarihte onları kalıcı olarak kaydedecektir.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEDİKODU MU GERÇEK Mİ?

    18 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    İnsanlar geçmişten günümüze kadar yaşanmış ve yaşanmaya devam eden olayları fark etmek ya da fark etmeye çalışmakla uğraşmışlardır. “Fark edilebilecek olaylara insan hangi taraftan bakmalı?” Bu doğru bir soru mu sizce? İnsan bir şeyleri fark edebilmek için öncelikle tek taraftan ya da yönden bakmamalı olaylara, tarafsız ve eşit bir düşünceyle süzüp tartmalı. Ve bir şeyleri fark etmek, olayın esasını öğrenmek için de kulaktan dolma bilgilerle ölçmemek gerek. Günümüzde bu daha da yaygınlaştı, sosyal medyadan izleyip, okuyup o...
  • Testiden Haset Sızıyor

    18 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    Eskiden toprak testiler olurdu. Buzdolabının olmadığı o güzelim yıllarda insanlar susadıkça içecekleri suyu toprak testilerde muhafaza ederlerdi. Haliyle testinin içinde ne varsa, çatladığında veya bir vesileyle sızdırdığında ancak içindekini sızdırırdı. Su varsa su, şarap varsa şarap, bal varsa bal, sirke varsa sirke. Mevlana hazretlerine atfedilen bu güzel söz, tasavvufta insanların mayalarının temiz olup olmadığı ile ilişkilendirilmiş ve insanın kalbi temiz ise bu, işlerine yansır ve temiz işlerle meşgul olur. Allah ta o...
  • Müslüman Görünen Hainler (2)

    17 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    Ne yazık ki,bu gün İslam Dünyasının Kültür mirası tarihi şehirler harabeye dönmüş ve burada yaşayan insanların hiçbir güvenliği  kalmamıştır. Hiç şüphesiz çıkarılan bu kargaşa ve kaosların esas hedefi İslam Dünyasına lider olma potansiyeline sahip Türkiye’dir… Bizi yok etmek isteyenler dört bir yandan etrafımızı kuşatmış fırsat kollarken bu cennet Vatan için mezhebi-meşrebi ne olursa olsun herkesin tek yumruk olması,güç birliği yapması gerekmez mi? Peki biz böyle bir günde birlik olmazsak ne zaman olacağız? Öyleyse gün birlik olma,...
  • EĞİTİMİN KALİTESİ DENİLİNCE

    17 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    Eğitimin kalitesi denince, başarılı öğrencilere ayrı muamele etmek, ayrı sınıf oluşturmak ve ayrı okullarda toplamakla sınırlı bir anlayışı tek doğru yöntemmiş gibi görmek yanlış bir bakış açısının ürünüdür. Çünkü bütün öğrenciler bizim çocuklarımızdır. Anlatmak ve söylemek istediğimi şu misalle daha iyi anlatabilirim diye düşünüyorum. Dünyanın en değerli madeni altındır ve toprağın içinde bulunur. Altın arayanların yapması gereken, toprağın her parçasını elden geçirmektir. Yani, sanki toprağın her tarafı altınmış gibi muamele etmezseniz, topr...