logo

THE ECONOMİST DERGİSİNE KAPAK


Mustafa ECE

Warning: Use of undefined constant user_email - assumed 'user_email' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /home/antalyahilal/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV3/single-kose-yazilari.php on line 34
torosyapi@gmail.com

Dünyayı idare etmeye çalışan üst akıl diye ifade edilen kesimin asıl amacı sadece dünyayı idare etmekle sınırlı olmadığını anlamak zorundayız. İdare, aynı zamanda prensipler, kurallar ve kanunlar demektir. Yani idare edenin kurallarına boyun eğmekte gereklidir. Kısacası bir başka bakış açısıyla dünyada nasıl yaşanması gerektiğinin kurallarını da koymak demektir. Dünyada Müslüman olmak için gerekli ilk söz ‘’ALLAH(cc)’dan başka ilah yoktur’’ olmasına rağmen, öldükten sonra sorulacak ilk soru ise ‘’RAB’bin kim’’ olacaktır, yani dünyanı kimin kurallarına uyarak geçirdin. Bu olayın ne kadar önemli olduğu ilk soruda gizlidir. Bir başka bakış açısıyla bakacak olursak, dünyayı idare etme kavgasına insanlık tarihinin geçen günlerin de şahit olduğumuz gibi bu gün, hatta gelecek günlerimizde de bu kavgaya şahit olamaya devam edeceğiz. Dünyayı idare eden kuralların temeli, ya Yaratıcının kurallarından türeyecek ya da yaratılmış ama kendini ilah zanneden ölümsüzlük arayan ölümlülerin kurallarından türeyecek. Tarih hep bu deveranı yaşayıp durmuştur. Geçmiştekiler taştan putların arkasına saklanıp insanları idare edecek kurallarını insanlara kabullendirirlerken, günümüzdekilerde teknoloji ve ekonominin arkasına saklanarak kendi kurallarını insanlara kabullendirmektedirler.

The Economist dergisinde bir süredir kapak yöntemiyle dünyada olacak olayların şifrelerini yayınlamaktadır diye bakılmakta. Öyle bakıldığında haklılık payı var mı? Var denilebilir. Mesela 2020 yılında Donald Trump’ın azil sürecinden aklanacağı yeniden başkan seçileceğini ifade eden belirtilerle birlikte büyük çaplı ölümlerle sonuçlanacak virüs salgınının haber verildiğini düşünecek olursak haklılık payı tabi ki var diye düşünülebilir.

Ben biraz farklı düşünüyorum. Adamlar oturup kendi inançları için hedeflerini ortaya koyarken on yılın, yüz yılın planlarını ve programlarını yapıyorlar. Bu hedeflere ulaşmak için insanların ölmesi dâhil her şeyi normal gören bir anlayışa da sahipler. İkiz kulelerden tutunda bu günkü virütik salgınlara kadar olan birçok olaylar bunu göstermektedir. Bana göre hedeflerini ve bu hedeflere varma yöntemi olarak planlarını bir derginin kapağından açıklayabiliyorlar.

Kolay anlaşılacak bir şey değil ama geçmişte Tansu Çiller hükümetinde sistemle(?) Tansu hanımın sıkıntısı olmuştu. Ben o günleri net hatırlıyorum, Pentagon bir Türkiye raporu yayınlamıştı. Raporda Türkiye’de olacak olayları sıralamış ve arkasından polisin halkın yanında yer alacağını belirterek bir kaos senaryosu yazmıştı. O zamanlarda da darbe beklentisi olunca Poliste ağır silahlar var ve askerle çatışma ihtimali var teziyle polisin elindeki silahların alınması gerekiyordu. Çünkü polis halkın yanında yer alabilir ve düşünülen darbe başarısız olabilirdi. O günlerde Pentagonun yayınladığı rapor aslında Türkiye’deki elemanlarına ve uyuyan hücrelerine, neyi ve nasıl yapmaları gerektiğini söyleyen bir hareket planıydı.

Bu misalde olduğu gibi The Economist’te dünya genelindeki hedeflerine ulaşmak için tasarladıklarını bu yöntemle iletiyor. Niye başka iletişim araçlarıyla değil de dergi kapağıyla diye düşünülebilir. Bana göre özellikle uyuyan hücrelerin daha sonrada kullanılabilir kalması adına tespit edilmemesi için ve onların çözebileceği kotlama yöntemiyle ne zaman, kimin, kiminle ve ne yapacaklarının detaylarını böyle aktarmayı uygun görmekteler. Aynı zamanda bu derginin kehanet etkisini göstererek kişilerin karşı konulamaz bir çarkın içerisinde olduklarını kabullendirme arzusunun da olduğunu düşünüyorum. Kalabalıkları manipüle etmek ve Üst akıl diye adlandırılan akılsızların karşısında çaresizliğimizi kabullendirme arzularını görmemiz gerekmektedir.

Bunların hilelerinin çok basit olduğunu anlayamayan insanlık, hayatı gördükleri gibi ya da diğer bir tabirle atalarının (dinine)yaşayışına uyarak hayatlarını geçirmek suretiyle daha doğru yaşayacaklarına inandırılan insanlar olduk. Peygamberin(sav) Kisra’nın Sarayının ve İstanbullun fethini sanki hiç söylememiş gibi ufuktan haberi olmayan ve gelecek hesabı yapamayan Müslümanlar, insanlık için umut vaat edemezler.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SİYASETTEKİ FETÖCÜLER!

    27 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    Günlerdir televizyonlerda Fetö’nün siyasi ayağı tartışılıyor. Muhalefet iktidarı, iktidar muhalefeti suçluyor. Fakat sen Fetöcü’ydün, yok sen daha çok Fetöcü’ydün, retoriğinden öte geçilemiyor. Bu tartışmalardan bir sonuç çıkmayacağı gibi hukuk ve yargı ile ilgili problemler uzun vadeye yayılırsa Fetö’nün ekmeğine yağ sürülmesi de mümkündür. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra ortaya çıkan bilgiler gösterdi ki Fetö’nün ayağı her yere uzanmış. Sadece ordu, polis, yargı ve bürokrasiye değil, siyasi partilere, sivil toplum kur...
  • Zulmedenlerin Akıbeti Bellidir

    27 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    Burada Rasulullah (sav)’e inen bir ayet-i kerime vardır. Zalimler ve mazlumlar arasındaki bir hadiseyi ifade etmekte ve insanları idare etme noktasındaki insanların insana bakış açısının manzarasını ayeti kerime ifade etmektedir.  Bunlar bizim lafızlarımız değil, bizim sözlerimiz değil; bunlar Kuran’ın sözleri, vahyin sözleri. Çünkü değerli ümmet! Siz öyle bir aziz ümmetsiniz ki vahiy sizi başıboş bırakmamıştır. Ama vahiyden kopuş varsa o da bizim zelletimizdir, bizim eksiğimizdir. Bizler vahiyden eksik kalmışız, vahiyd...
  • Sorumluluğun Bilincinde Olunmalı

    26 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    Hayat ebedi değil, dünya da ebedi değil. Dünkü idareciler gittikleri gibi bugünküler de elbet bir gün gideceklerdir. Dünkü zenginler gittikleri gibi bugünküler de elbet gideceklerdir. Dünkü şöhret sahipleri gittikleri gibi bugünkülerde elbet gideceklerdir. Dünya hiç kimseye kalmayacaktır. O zaman bu kalıcı olmayan dünyada elimizdeki bu emanetlere sahip çıkacağız; makam emanetine sahip çıkacağız, mal emanetine sahip çıkacağız, şöhret emanetine sahip çıkacağız. Bunlar bizim için ayağımızı kaydıran değil, belki de “geleceğ...
  • İFLAS EDEN ANLAYIŞ

    26 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    İnsanlık uç noktalarda varlığını sürdürüyor. Açlık, kuraklık, yoksulluk, hastalık gibi kitlelerin hayatını tehdit eden felaketlerle mücadele eden kahir ekseriyet ile zayıfların sırtından geçinen, kurulan sömürü düzenleri ile asalak bir hayatın tadına varmaya çalışan ve kendilerini güçlü, vaz geçilmez gören azınlıklar… Dünyada sömürü düzeni kurup, hayatın akışını hep kendi çıkarlarına yönlendirmeye çalışan devlet veya şahıslar, geçici menfaatler elde etmiş olabilirler. Dünyayı kendi çiftlikleri gibi görüp, kâhya edası ile dünyanın ni...