logo

Tatlandırıcılar ve şeker

Tatlandırıcılar ve nişasta bazlı şeker konularına değinen Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Orhan Özçatalbaş, 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi ile ilgili de açıklamalarda bulundu.

“Zaman zaman olduğu gibi son günlerde yine tatlandırıcılar ve nişasta bazlı şeker konusu üzerinde önemli tartışmalar yapılmaktadır” diyen Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş, “Daha önceleri şeker konusu daha çok toplum sağlığından kaynaklı gündeme gelirken, bu kez şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusuyla bağlantılı olarak gündeme geldi. Tartışmalar şekerin ekonomi, küresel rekabet, tarım üreticileri ve ailesi, istihdam, toplum ve insan sağlığı gibi her alandaki önemi bakımından ele alınmaya başladı. Tabii doğru bir gündem ve doğru bir konu! Lakin sağlık boyutu toplumsal olarak hayati önem arz ediyor ve bu nedenle özellikle nişasta bazlı şeker, tatlandırıcılar ve yeni kuşak doğal tatlandırıcılar daha uzun süre güncemde olacak görünüyor” ifadelerini kullandı,

BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR

Dünya şeker üretim ve ticaretine bakıldığında; toplam şeker pazarında şeker üretiminin payı yüzde 82 iken kalan yüzde 18’lik bölüm diğer tatlandırıcılara ait olduğunu belirten Özçatalbaş şunları söyledi: “Bunun yüzde 9’u yüksek yoğunluklu tatlandırıcılardan diğer yüzde 9’u ise yüksek fruktozlu mısır şurubundan oluşmaktadır. Tatlandırıcılar ise sırasıyla aspartame yüzde 31, suklaroz yüzde %23, sakkarin yüzde 21, stevia yüzde 4 ve diğerleri sıralanmaktadır. Küresel tatlandırıcı pazarında yıllık artış hızı yüzde 5,5 gibi önemli bir değerdedir. 2007 yılında Amerika’da yıllık tatlandırıcı pazarı 5 milyar dolar iken dünya pazarı 5,5 milyar dolar olup, 2015 yılı için dünya tatlandırıcı pazarı 8,2 milyar dolar olarak tahmin edilmiştir. Aynı şekilde yapılan projeksiyona göre küresel düşük kalorili tatlandırıcı pazarının 2025 yılında 11.4 milyar dolar değerine ulaşması beklenmektedir. Görüldüğü sektör nüfus artışı ve tercihlerle ilişkili olarak büyümeye devam etmektedir.”

ŞEKER FABRİKALARININ ÖZELLEŞTİRİLMESİ!

 Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş, ‘Toplum için zorunlu gıda maddelerinin üretimi, üretimde sürdürülebilirliğin ve kendine yeterliliğin sağlanması tarım sektörünü stratejik bir alan haline getiren temel ögelerden biri olarak ortadadır” dedi.

Özçatalbaş, “Türkiye 2001 yılında yaşadığı toplumsal etkileri çok büyük olan ekonomik kriz sonrası Uluslarası Para Fonu(IMF) ile nişasta bazlı şeker gündeme gelmiş ve sonrasında hemen tüm sektörler için özelleştirme konusu gündemde hep yer almıştı. Esasen konuyla ilgili olarak yapılan düzenlemeler ve açıklamalar, kamuoyunun hassasiyetlerinin ötesinde ülkenin stratejik çıkarlarını korumak bakımından önemli noktaya gelmiştir” açıklamasında bulundu.

 Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş,özelliştirilmesi gündemde olan şeker fabrikaları ile ilgili olarak ise şu ifadeleri kullandı: “Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine yönelik başlattığı tartışma süreci kamuoyunun örneğin sektörde istihdam edilenlerin, çalışanların işlerine devam etmesi teminatı ve taahhütü, yine fabrikaların kapanmasının önlenmesine yönelik tedbirler ile pancar üreticisinin mağdur edilmeyecek olması ve ayrıca Nişasta bazlı şeker(NBŞ) kotasının artacağı beklentisinin ortadan kalkması gibi belli başlı gelişmeler çeşitli kaygıları ortadan kaldırmıştır. Ayrıca özelleştirilecek şirketlerin üretime devamı yönünde alınan karar yanında, özelleştirme sonrası tahsis edilen üretim kotasını 5 yıl süreyle tamamlayamamaları yani eksik üretim yapılması durumunda, eksik kapasite kadar üretim izninin Türkiye Şeker Fabrikalarına verilecek olması arz güvenliğini sağlamak bakımından önemli olmuştur.”

DOĞAL TATLANDIRICILARA YÖNELİNEBİLİR

Prof. Dr. Özçatalbaş, “Yine konuyla ilgili olarak kamu yöneticilerinde var olan duyarlılığın Türkiye’nin bu alanda doğru politikalar üretmeye devam etmesine ve sektörün gelişmesine katkıda bulunacağı söylenebilir” dedi.

 “Sonuç itibariyle; Türkiye kısa, orta ve uzun vadeli stratejiler geliştirmek yönünde çalışmaktadır” diyen Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş son olarak, “Bu süreçte genel olarak şeker tüketimini azaltıcı eğitim ve yayım çalışmalarıyla toplum bilincinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yaparken, diğer taraftan eşzamanlı olarak pancar şekeri üretimindeki gücünü sürdürülebilir kılmak ve insan sağlığına zararı olmayan doğal tatlandırıcılara yönelmek yönünde biryol takip etmek durumundadır. Bu kapsamda şeker ve tatlandırıcı sektörü ve kullanımı insan sağlığı ve toplumsal kalkınma bakımından izlenecek yöntem ve politikalarla ilişkili olarak hem fırsat hem de tehdit olma potansiyeline sahiptir. Süreci dikkatle ve kararlılıkla okumak ve yönetmek ülkemiz ve insanımız için önemli yararlar sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

Yalçın KÜÇÜK

Share
#

SENDE YORUM YAZ