logo

09 Temmuz 2018

SON GÜNLERDE BU KADAR TAHRİK NEDEN


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

Dünyada söz sahibi olmaya aday ülkemizde bilinçli ve organize olarak çok kötü şeyler oluyor. Organize diyorum çünkü kişiler ve olaylar bağlantısız ve farklı konular gibi görünse de bu toplumun sinir uçlarını harekete geçirici eylem ve hadiselerin art arda ve sıklıkla ortaya çıkarıldığı için organize diyorum. Dikkat çekmek istediğim bir başka hususta sanki sözleşmiş gibi tüm medya ve yayın organları da reklamın iyisi kötüsü olmaz sözünü doğrular gibi köpürterek olayları toplumu infiale zorlayıcı tahrik kar sunumlarıdır. Bu olaylar sözde dostumuz Avrupa Birliği’ne girebilmek için yapılmış, Avrupa birliği uyum yasalarının çıkışından sonra adeta organize olarak artma eğilimine girmesi de manidardır. Bizden istedikleri bu yasalarla bu toplumu kendilerine benzetmeye çalıştıkları açıktır. Biz onlara benzemek istemiyoruz. Cumhurbaşkanlığı referandumu öncesinde Avrupa birliğini bu halka sorarız diyen Cumhurbaşkanımızın o günkü söylemlerini özlüyoruz. Bu toplumu bozacak milyonlarca kanunda çıkarsak, inanç olarak kendilerine benzemediğimiz sürece ve inancımızda İslam kelimesi olduğu sürece bizleri Avrupa Birliğine almayacaklar.

Cinsel istismar ve kadına şiddet adı altında çıkan ve çıkarılmaya hazır yasaların bu topluma neler getireceğiyle ilgili olumsuzlukları ele alan birçok akademisyen, yazar, çizer olmasına rağmen bilinçli gürültünün içerisinde sesleri duyulmuyor. Bir kişinin kasti bile olabilecek ifadesiyle adalet tecelli eder mi SİZ düşünün? Benim dikkat çekmek istediğim konu, basında fazlasıyla yer alan cinsel istismar haberleriyle nereye varılmaya çalışıldığıdır. Devlet yetkilileri itiraf etmeseler bile Avrupa birliği uyum yasalarının gereği idam cezası çıkartamayacağımız açıktır. Basında köpürtülen haberlerden sonrada idam yasasıyla ilgili toplumsal talep oluşturuluyor. Çıkarılamayacak bir yasa için toplumsal talep oluşturulma gayesi nedendir acaba hiç düşündük mü? Toplumu infiale sürükleyip hükümeti ve idareyi aciz göstermek suretiyle idareyi toplumun gözünden düşürme çabasıdır. Bu gayretlere farkına varmadan bizler gibi örfüne ve inancına hassas kişiler de sözde adaleti savunan yazılı, görsel ve sosyal medyada alet olmakta ve yangının üstüne körükle gitmektedir. Hedeflenen bu olayların arkasından rahatsız bir toplum oluşturup küçük ve masum sokak olaylarını başlatmaktır. Bu masum başlayan olayların geçmişte gezideki gibi ne tarafa evrileceği de bellidir. Bizler olayların arka planını erken göremez ve toplum mühendislerinin tahrikleriyle hareket edecek olursak bu günleri bile arar şekle gelebiliriz. Herkes gibi bu olaylardan bende çok rahatsızım. Bu rahatsızlığımı bizzat bakanların eline ve çözüm üreticilerine olayların vahameti ve pratik çözüm tavsiyelerini ortaya koyan raporlarla ulaştırdım. Bu yöntemin toplumun geleceği açısından daha faydalı olduğunu biliyor ve ona göre hareket etmeye çalışıyorum. Bana göre bu konuda kendilerinin ne kadar iltimas sahibi olduğu ortada olan veya bu iddia sahibi STK ve guruplara büyük görevler düşmektedir. Sözde bir telefon kadar yakın Cumhurbaşkanı, Bakan ve iş bitirici bürokratlara bunlar kendi cemaat ve STK larının gelecek endişesini gütmeden ve yalakalanmadan uygun bir dille ifade, ikaz ve itirazlarını iletmelidirler. Eğer bütün bunlar yapıldı da sonuç elde edilemiyorsa sokaklara dökülmeye gerek olmaksızın kimlerin ardından gittiğimiz ortaya çıkacaktır. Değişen bir toplum özlemimiz var ama bu değişim dünyada mazlumların hakkını savunacak, adaletin temsilcisi bir toplum olmak için. Henüz kendi iç meselelerine çözüm getiremeyen bir abinin mazlumların önüne düşmesi ve de bulunduğu coğrafyada oyun kurucu olabilmesi mümkün değildir. Öyleyse toplumumuzdan galeyana gelmeden çözüm ürete bildiğimizi idarecilerimize göstermeliyiz ki, kendilerinden mantıklı ve toplumun hassasiyetlerine uygun çözümler üretmelerini isteyelim. Alternatifsizlikleri asla toplumu yok saymaları anlamına gelmeyeceğini en az bu toplum iki defa anlattı, herhalde mesaj alındıysa meselede çözüm üretimi kolaylaşmış demektir. Dik duran diklenmeyen bir topluma dik duran diklenmeyen idareciler seçtiğimizi düşünüyoruz. Öyleyse bizden istediğiniz vazifeyi bizi anladığınız ölçüde verdiğimize göre Adil bir toplum ve Adil bir dünya için uğraşmak ve bunun yollarını bulup yapmakta sizin görevinizdir. ALLAH(cc)’dan talebim idarecilerimizi kendi rızasının dışına çıkma fırsatı vermeden bu Ümmeti Muhammed’e faydalı işler yapmalarıdır. Halk olarak bizlerde hem ALLAH(cc)’ın rızasına uygun hem de idarecilerimiz için kendilerini doğruda sabit kalmalarını sağlayan bilinçli ve basiretli bir toplum olmamızı Rabbim nasip etsin. Amin.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • EXPO’DA HAYAT VAR

    23 Temmuz 2019 YAZARLAR

    EXPO 2016 Antalya açılmadan önce çıta öylesine yüksek bir noktaya konulmuştu ki sanki Antalya’nın kurtuluşu EXPO olmuştu. Öylesine bir algı oluştu ki sanki turizme yüzde 100 katkı sağlayacak ve turist patlaması yaşanacaktı. Başlaması ayrı bir olay olan, yapılma aşamasında maliyeti ile tartışma konusu olan, kulesi ile herkesin diline dolanan EXPO’nun simgesinin ‘şakayık’ olması bile tartışıldı. Anlayacağınız A’dan Z’ye tartışma konusu oldu. Çünkü çıtayı birileri çok yükseğe çıkarmıştı. Açılışı adeta kurtuluş günü olarak lanse edilmiş...
  • Dedelerimiz bile teknolojik

    23 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Yeni haberlere, güzel haberlere iyi olan her şeye muhtacız galiba.. Ondan mıdır bütün güzel anlarımızı sosyal medyada post edip  kendimize mutluluk arşivi kurmak.. Ondan mıdır ki sadece güldüğümüz fotoğraflar.. Sosyal medya ile ilgili olan her şeyi yeniden öğrenmedik mi? Öğrendiklerimiz değişmedi mi? Bize bunca şey öğretenlerimiz değişmedi mi? Evet evet bize hayatı öğretenlerimiz, yol gösterenlerimiz de bu furyaya kapılmadı mı? Bir hevesle başladıkları sosyal medya yolculuğu onları da içine almadı mı? Ellerinden gazete d...
  • BOZ AYILARDAN ÖĞRENMEK

    22 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Türkiye’de KADEM’e KADEM’e bir şeylerin değiştirilmek istendiği her hâlükârda göze çarpmaktadır. Lakin benim anlamadığım konu ise, bu değişimin öncülüğünü neden, aleni olarak gök kubbenin MOR ÇATI’sı altında, tek KADEM’e de ayrıcalıklı derneklere verilmiş olmasıdır. Bu kadar mahir ve üstün özellikleri nedir ve bu değişim isteğinin asıl arka planında kimler vardır. Bu kadar becerikli gönüllüleri bir araya kimler toplamıştır veya nasıl birbirlerini bulmuşlardır? Geçmişte başörtüsü direnişi adına bir araya gelen birkaç gariban kız çocukları içi...
  • BAŞARIYI NE ZAMAN KABULLENECEĞİZ?

    22 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Sözlük anlamı herkesin gösteremeyeceği beceri, beceriklilik, hüner, ustalık olan marifetler iltifata, iltifatlar ise marifete tabidir. Başarının sözlük anlamı ise üstesinden gelinen, başarılan iş olarak tanımlanmaktadır. Başarı her kim tarafından gösteriliyor ise bunu her zaman desteklemek, takdir etmek gerekir. Yapılan işler takdir edilir, desteklenir, yüreklendirilir ise ileri ki zamanlarda daha güzel işlerin ortaya çıkması sağlanır. Oysa günümüzde şöyle bir baktığımızda gördüğüm manzara karşısında şaşkınlığımı gizleyemiyorum. ...