logo

ŞİRK (2)


Aynur GÜNEŞ
manvgat47@hotmail.com

Şirk’in çeşitli nedenleri vardır.

Bunlardan biri: Tanrı insana o kadar uzaktır ki herkesin O’na seslenemeyeceği gibi Tanrı herkesi de muhattap almaz düşüncesi. Oysa Kuran bu düşünceyi/inancı:

‘Kullarım sana beni sorarlarsa,Ben onlara çok yakınım.’(Bakara: 186) yine ‘Biz ona şah damarından daha yakınız.’(Kaf:16) diyerek reddetmektedir. Tanrı Kulları ile arasına kimseyi(aracılar) kabul etmemektedir.

Başka bir neden ise uzak Tanrı tasavvuru sonucu ortaya çıkan Vesile-Aracı ihtiyacı.

Şirk dinin mensubu olan müşrik zihnin Allah’a inanmakla birlikte O’na ortakları ile inan bu yönelişinin altında başka ilahlara tapma amacı olmadığı sadece O’na ulaşmak için vesilelerden faydalandığını zannettiği düşüncesi hakimdir.

Kimi zaman içinde bulunduğu halin geçerliliğini! ispat etmek için Maide 35.ayetteki ”Allah’a yaklaşmak için vesileler arayın” ayetini delil getirmektedir fakat ayetin devamını gözardı ettiği için Nasıl vesileler? sorusunun cevabının devamındaki ayette olduğundan habersizdir‘.

Maide 35.ayetin devamı şöyledir: (Bunun için) O’nun yolunda cihat edin.” (Cihad:Her kişinin Allah yolundaki tüm çabaları)

Bütün müşrikler şirklerinde samimi, iyi niyetli ve Allah’a daha iyi kul olma arzusu içerisindedirler.

Bu durum Zümer 3.ayette şu şekilde açıklanmaktadır. ”Biz bunlara yalnız bizi daha fazla Allah’a yaklaştırmaları için kulluk ediyoruz”. Yine müşrikler kendilerini şu şekilde savunurlar. ”Atalarımızın böyle yaptıklarını gördük.’‘ (Şuara 74) ya da ‘Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız.’ (Lokman 21)

Dünyadaki bu tapınmanın elbette ahirette de bir getirisi olmalı. Müşrik zihinler, Allah’a doğrudan dua ederlerse kabul edilmeyeceğini, bunun için vasıtaların gerekli olduğuna inandıkları için bu aşamada da şefaat kavramını gündeme getirmektedirler.

Kur’an indiği toplumda mevcut bulduğu bu inancı ve beklentiyi kökten yıkmakta ve reddetmektedir.

Şefaat; bizi, her şeyi yaratan, göktekilerin ve yerdekilerin ve ikisi arasında görünen-görünmeyen bütün varlıkların, mülkün tek hakimi olan, o din günün herkesin yaptığının adil karşılığını göreceği,hesap günü sahibinin elinden kurtarma!operasyonu olarak anlaşılmaktadır.

Kimilerinin, kendi elleri ile yaptığı birtakım isimlendirmelerden veli,evliya,aziz,mübarek zat! ya da elçilerden kendilerine şefaatçi edinmeleridir. “Biz günahkârız, Allah bizim yüzümüze bakmaz. Allah’a yaklaşmak için yapılması gereken en uygun davranış (!) Allah’ın sevdiği, ermiş kulların eteğine yapışmaktır.” gibi gerekçelendirmeler ile kendilerini kandırmaktadırlar.Bu hallerini Kuran Yunus suresi 18.ayette şu şekilde bize bildirmektedir. ”İşte bunlar bizim Allah katında şefaatçilerimizdir.”(Yunus18)

Kuran’da şefaatten bahsedilmesi Kuran’ın şefaati onayladığı anlamına mı gelir? Hayır…

Kuran, şefaati onaylamak için şefaatten bahsetmiyor aksine şefaat beklentisi içinde olanların tarih boyunca beklentilerini ortadan kaldırmak ve Allah’a güvenme tevhid’nin yeterliliğini insanın düşüncesine, inancına, davranışına yerleştirmek istemesinden dolayı bunu gündemine alıyor.

Zümer 44.ayette dediği gibi ”Şefaatin tamamı Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra O’na döndürüleceksiniz.”

Yine ”hiç kimsenin hiç kimse adına bir şey ödeyemeyeceği ve kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği’‘ aşağıdaki Bakara Suresi 48.ayette dile getirilmektedir.

“Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz.”

Zümer 19.ayette de elçiye “Hakkında azap sözü kesinleşmiş kimseye ne demeli! Ateşte olanı artık sen mi kurtaracaksın?” denilerek kimsenin kimseye kurtarmada söz sahibi olmadığı açıklanmıştır.

Elçi dahil azap sözü kesinleşmiş bir kimseyi Allah’ın elinden kimse kurtaramaz. şefaat edemez.

Allah, Kuran’da birçok ayetinde Şefaat denilen müşrik inancını reddetmesine rağmen Allah’ı yeterli görmeyenlerin ve Allah’a inanmayanların (güvenmeyenlerin) çarpıttığı önemli bir ayette Bakara 255.ayettir.

Kuran’ı bütüncül okumama ile doğruluğu araştırılmamış dini bilgileri Kuran’da arama gayretleri sonucu ortaya çıkan ”İzni olmadıkça, dilemedikçe” gibi istisna ayetleri ortaya atılarak ”Allah birtakım kişilere şefaat yetkisi vermiştir” denilmektedir.

Bakara 255.ayet: ”Kimmiş onun katında O’nun izni olmadan şefaat edecek olan?”

İddia edildiği gibi bu ayet şefaatin olduğunu değil böyle bir iddiaya adeta meydan okumadır. Bizim ‘Kimmiş o, ya da ‘kim buna cüret edebilir’ anlamındaki ya da ‘Ben de o göz var mı?’ anlamındaki kullanımımız gibi.

İzin vermek cümlesi de çarpıtılmaktadır.Oysa burada izin vermek ‘hadi git bu izinle istediğini yap’ demek değil, ”sen bu izinle bulunduğun durumdan kurtuldun ” demektir.

İzin verenin yardımı ile kurtuldun demektir. Her durumda Allah’ın izni geçerlidir. Her durumda Allah’ın koyduğu yasalar geçerli demektir. Hak etmeden, bedavaya kurtulma değil kurtulmaya layık hale gelmiş olmak demektir.

Meryem Suresi 87.ayette de şöyle bir ifade yer almaktadır. ”(bu Günde, hayattayken) O sınırsız rahmet Sahibi’yle bir bağ, bir bağlantı içine girmiş olmadıkça kimse şefaatten pay alamayacaktır.” Kişinin iman ile yaptığı iyi davranışlar kişinin Allah’la olan sözleşmesidir ya da bağıdır. Allah’ın şefaatinden(yardım) pay alacak olanlarda yaptıkları bu sözleşmelere dünyada sadık kalanlar olacaktır. Ve yardım edecek olan yine Rahman olacaktır.

Kuran’ın dininde: Şefaatçi olarak Allah yeter. Vekil olarak Allah yeter.

Kurtarıcı olarak Allah yeter. İnanlar,sadece Allah’a güvenirler. İnanlar,sadece Allah’ı dost edinirler.

‘’Kullarım sana beni sorarlarsa,Ben onlara çok yakınım,dua edenin yakarışlarına her zaman karşılık veririm; öyleyse onlar da bana karşilik versinler ve bana inansinlar ki güvensinler doğru yolu bulabilsinler.’’(Bakara 186)

SON

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kur’an-ı Kerim’i rehber edinelim

    14 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    “Andolsun Kuran en doğru yola götürür.” ayetindeki gibi doğruluk yoluna Kuran’ı okumak, anlamak, Allah’tan hidayet istemekle ulaşabileceğiz. 79- Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra az bir değer karşılığında satmak için ‘Bu Allah katındandır’ diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara; vay kazanmakta olduklarına. 159- Gerçekten, apaçık belgelerden indirdiklerimizi ve insanlar için Kitapta açıkladığımız hidayeti gizlemekte olanlar; işte onlara, hem Allah lanet eder, hem de (bütün) lanet ediciler. ...
  • VATANDAŞIN SELAMI VAR

    14 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    Rahatsız olan yok.. “Rahatsız” kelimesi sakıncalı.. Kullanan işinden olacak, rahatsız olacak.. İşçi karnını tuta tuta amirine gitti.. Amir,“Rahatsız mısın?” dedi. “Kan kusuyorum amirim, ama rahatsız değilim..” diyecek.. Halk otobüsünde adam ayağını kucağına koydu.. Her kasiste pabucu alttan çenene çenene geçiriyor.. “Rahatsız mı ediyorum acaba?” dedi… “Yooo” diyeceksin..“Niye rahatsız olayım?..” Kaldırımların boşalması işe yaradı.. Kaldırımda giderken, koştu koştu sırtına bindi ve sordu: “Nereye beyefendi?”...
  • KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ TOPLUM (2)

    13 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    İlk başta şunu söylemek gerekir. Çin ile yapılan her ekonomik anlaşma oradaki Müslüman Türkleri ölüme götüren bir adım atılması anlamına gelmektedir. Akan kan ve gözyaşlarının dinmediği, insan hakları ihlallerinin ayyuka çıktığı bu coğrafyalarda yaşananları haklı olarak dile getirip, en üst perdeden dünyaya haykırırken, Doğu Türkistan'da artık sağır sultanların bile duyduğu mezalime tek kelime etmemek ne inancımıza, ne milli benliğimize ne de insaniyetimize yakışmamaktadır. Doğu Türkistan'da gerçekten insanım diyebilenlerin tüyle...
  • Herşeyin cevabı Kur’an’da

    13 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    Dini tartışmalara, ‘Dinin Kaynağı Nedir?’ sorusuna net bir şekilde cevap vermeden girişmek, bu anlamdaki çıkmazımızın en büyük sebebidir. Bu soruya verdiğimiz doğru cevaba; tüm benliğimizle sarılıp yaşam tarzımızı ona göre belirleyip,pratiğe de ona göre dökmemiz gerekir. Allah’ ın göndermiş olduğu sistem olan dinin, saptırmalardan, sömürücülerden, geleneklerden korunmasının tek çaresi Kur’an-i Kerim’dir. Kuran’ın anlattığı dine göre vahiy ve akıl insanların hareketlerine yön vermelidir. Gelenekler toplumca benimseniyor olsa da p...