logo

ORMAN NEYİ İFADE EDİYOR?


Yalçın KÜÇÜK
yalcinkucuk7@gmail.com

Türkiye’deki orman alanlarının büyük bir kısmını doğal orman alanları oluşturmaktadır.

Ormanlık alanlar daha çok Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’i çevreleyen dağlarda yoğunlaşmıştır.

Ormanlarımızın %48’i verimli ormanlardır.

Mülkiyet bakımından ise %99 ‘u devlete aittir.

Ormanların korunması, işletilmesi, yeni orman alanları oluşturulması ve ağaçlandırmalar yapılması ile milli parkların işletilmesi Çevre ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğunda bulunmaktadır.

Dünyada bugün 1.5 milyarı balta girmemiş olmak üzere, 4 milyar hektar orman bulunmaktadır.

Çeşitli sebeplerle 1950 – 1990 yılları arasında, mevcut ormanların yarısı yok olmuştur..

Tropikal ormanların ekosistem için büyük önemi vardır.

Tropikal ormanların kapladığı alan dünya yüzeyinin yalnızca %7’sidir.

Ancak yeryüzündeki bitki ve hayvan türlerinin %80’i bu bölgelerde yaşamaktadır.

Bu ormanlar dünyanın akciğerleri görevini yapmakta, atmosfere oksijen sağlamakta ve yağmur dengesini düzenlemektedir.

Dolayısıyla dünyanın iklimi üzerinde ormanların önemli etkisi vardır.

Ülkemizde son yıllarda artan orman yangınları adeta milli felaketlere dönüşmüştür.

Son on yıl içersinde 12 bin hektar ormanımız yanarak yok olmuştur.

Ormanlar; ihmal, dikkatsizlik yani söndürülmeyen piknik ateşi, sigara izmariti vb. sonucu veya kasıtlı olarak yakılmaktadır.

Orman yangınlarının %47 ‘sinin sebebi tam olarak belirlenememiştir.

Sebebi belirlenen orman yangınlarının %48 ‘inin kasten, %48’inin dikkatsizlik ve tedbirsizlik, %4 ‘ünün de doğal oluşumlar sonucu meydana geldiği belirlenmiştir.

Ülkemizin yaklaşık % 27 olan ormanlık alanı yukarıda belirtilen sebeplerle % 20’lere düşmüştür.

Ormanlarımızın % 44 ‘ü üretim yapılabilir, %56 ‘sı ise verimsiz olduğundan üretim yapılamaz niteliktedir.

Ayrıca ülkemiz ormanlarının % 54’ü koru, % 46’sı baltalık orman özelliğindedir.

Yeşilin yok olmaya başladığı günümüzde başlatılan 11 milyon fidan kampanyası büyük önem taşımaktadır.

Türkiye genelinde çıkan orman yangınları neticesinde zarar gören alanların yeniden ağaçlandırma çalışmalarını dünyaya duyurmak, 11 milyon fidanı toprakla buluşturarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmek için için başlatılan “Geleceğe Nefes-11 Milyon Fidan” kampanyası kısa sürede hedefe ulaşmış ve aşmıştır.

Bazılarımıza göre sadece yeşilden ibaret olan ormanlarımızın faydalarını ne kadar biliyoruz?

Şöyle kısa başlıklar altında isterseniz değinelim…

Su ekonomisini düzenler, set ve taşkınları önler.

Su ve rüzgara karşı toprağı tutarak, taşınmasını önler.

Ortam sıcaklıklarını ılımanlaştırarak, yağışların oluşmasını sağlar.

Yerleşim alanlarının çevresindeki havayı temizler.

İçerisinde yer alan flora ve faunayı korur.

Çevreyi süsler, ülkeye doğal güzellik sağlar. Ayrıca her türlü spor ve turistik faaliyetlere müsait olması sebebi ile eğlenmek ve dinlenmek için uygun ortam oluşturur.

Kamuflaj görevi yaparak askeri üs ve tesisleri gizler.

Bütün bunlarla birlikte ormanlar; yakacak ihtiyacını karşılamada, kağıt üretiminde, ev eşyası ve ders araçları üretimi vb. alanlarda hammadde kaynağı olarak büyük öneme sahiptir.

Halk arasında orman; sadece bir ağaç topluluğu veya yakacak ihtiyacını karşılayan bir varlık olarak algılanmaktadır. Halbuki orman; ağaçlarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar, toprak, su, iklim gibi canlı ve cansız tabiat faktörlerinin birlikte oluşturduğu doğal bir bütünlüğü ifade etmektedir.

Türkiye ormanları çeşitli tıbbi, aromatik, endüstriyel ve süs bitkileri ile çok sayıda flora ve fauna türlerine sahiptir.

Ülkemiz ormanları küresel öneme sahip değerli biyoçeşitlilik kaynakları içermektedir.

Bunlardan Göknar, Ladin, Sedir, Ardıç ve Sığla’nın gen merkezi ülkemizdir. Bir başka deyişle, bu ağaç türleri yeryüzüne ülkemizden yayılmışlardır.

77.945.200 hektar olan ülkemiz arazisinin 20.763.248 hektarlık kısmı ormanlarla kaplıdır.

Bunu yüzde olarak ifade edersek, topraklarımızın %26.6 sı ormanlık alandır.

Bu alanların yaklaşık 9 milyon hektarı oldukça iyi, geriye kalan 11 milyon hektarı ise bozuk ormanlardır.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ELEŞTİRİNİN DOZU

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları

    Nedir eleştirmek ya da eleştiri? Cana kasıt mı, suç mu, dövüşmek kavga etmek mi, tartışıp vurup kırmak, devirmek mi?  Biz eleştiriyi maalesef hep bu saydıklarım gibi algıladık, anladık ve eleştiriyi adeta katletmek için doğrultulmuş bir silah, yıkmak için kurulmuş bir demir gülle gibi bildik... Belki de öyle bilmeye mecbur olduk! Oysa eleştiri bir amacı güder; o amaç da insanın, kurumların, sistemlerin daha iyiye yönelmesi için, hata ve eksiklerinin giderilmesi için dil altından tavsiyelerde bulunmadır. Yani bu noktada ...
  • Allah rızası için

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları

    Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyükler ne güzel söylemişler, Allah bes, baki heves demişler. Allah var, gerisi boş. Allah bize yetişir, başka şeye ihtiyaç yok demektir. Dinimize uygun yaşamak, ona göre iş ve yuva kurmak ne büyük saadettir! İslamiyet’e uyulmazsa nefs devreye girer. Nefse göre yaşamak ise, dünyada da, ahirette de felakettir. Her an gadab-ı ilahi’ye sebep olur. İslamiyet dairesinin içinde hiçbir kötülük yoktur. Bu dairenin dışında hiçbir iyilik yoktur. İnsanların rahatlığı, huzuru, bu dairenin i...
  • Allah’tan korkan kişi

    12 Kasım 2019 Köşe Yazıları

    Saîd bin Müseyyib, Tâbiîn devrinde Medine’de yetişen yedi büyük âlimden biridir. Bunlara “fukahâ-i seb’a” denirdi. Bunlar Tâbiîn içinde, kendilerine en çok sual sorulan ve en çok fetvâ veren âlimlerdi. Saîd bin Müseyyib Hicrî 15 (m. 636) yılında Hazreti Ömer’in (radıyallahü anh) hilâfetinden iki sene sonra doğdu. Hazreti Osman’ın (radıyallahü anh) hilâfeti gençlik yıllarıydı. 91 (m. 710) yılında Medine’de vefât etti… Hadîs iliminde derin bir âlimdir. Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden ikisi şöyle: “Allahü teâlâdan korkan kimse, kuvve...
  • KAYYUM MU TERÖR MÜ?

    12 Kasım 2019 Köşe Yazıları

    Son zamanlarda gündemde olan bir konu var ki bu ülkemiz adına çok önemli bir konu olduğunu düşünüyorum: kayyum konusu. İçişleri Bakanlığınca kayyum atandı. Yerine devleti temsilen valiler atandı ve görevlerine başladılar. Başkanların görevden uzaklaştırılma gerekçeleri açık ve seçikti: terörle bağlantılı olmak vs. Memleket kayyum olayından sonra yeniden cepheleştirildi. Ancak sanki particilik ya da başka konulardaki ayrışma kadar derin bir ayrışma yoktur bu sefer. Çünkü vatandaş terörle bağlantılı olduğu noktasında bir ge...