logo

MAKAM İNSANI BOZAR MI?


Yalçın KÜÇÜK
yalcinkucuk7@gmail.com

İşini iyi yapmayan bir memurun aldığı maaşın haram olduğuna inanırım.

Bir caminin imamı, bir okulun öğretmeni, Belediye Başkanı veya memuru, Vali, Kaymakam ve Milletvekili…

Hangi makam olursa olsun, insan bulunduğu makamın hesabını verecek.

Makam ne kadar yüksek olursa, sorumluluk o kadar çok oluyor.

Unutmayın ki, oturduğunuz makam sizin değil milletindir.

O makamda içtiğiniz çayın ve çayınıza kattığınız şekerin parasını bile bu millet ödüyor.

Öyleyse bu millete hizmet etmeye mecbursunuz.

 ‘Milletin işiyle ben mi uğraşacağım?’ diyen kişi o makamı hak etmiyor.

Bu kişi Milletvekili de olsa, Vali, Kaymakam, Belediye Başkanı veya Müftü de olsa, makamın hakkını vermek için elinden geleni yapmakla mükelleftir.  

Bazen 15 – 20 bin nüfuslu bir ilçenin Belediye Başkanı ile oturuyorsunuz. Adamın havasından geçilmiyor.

Etrafına birkaç tane şakşakçı almış, şehrin sokaklarında sadece hava atıyor.

Yürüyüşü, konuşması, tavırları makamın ağırlığını kaldıramadığını gösteriyor. Bazen de daha büyük mevkilerdeki insanlara bakıyorsunuz halk içinde ki mütevazi tavırlarını görünce, o küçük belediyenin küçük koltuğunda oturan adamın ne kadar küçük olduğunu anlıyorsun.

Makamlar, millete hava atmak için değil millete hizmet etmek için sizlere emanettir.

Makam sahiplerine hata yaptıran en önemli şeylerden bir tanesi, eleştirilere kulaklarını tıkamalarıdır.

Yüksek bir makama gelince, herkes çevrenizde dolaşmaya ve sizi övmeye başlayacak.

Sizi sürekli övenleri etrafınıza toplar, eleştirenleri uzaklaştırırsanız, çevrenize kör olursunuz.

Akıl gözü, makamın şehveti ve çevrenin alkışlarıyla körelen insanın hatalar yapması kaçınılmaz olur.

Bu hatalar sizi hem dünyada hem ahrette ateş çukuruna düşürür.

Seçim dışında ki zamanını iş adamları ve makam sahipleri ile geçiren Milletvekili veya Belediye Başkanları, seçim zamanı halkın içine girince milletten tepki alıyor.

Vekil olduğu şehre her gittiğinde aynı 10 kişi ile dolaşan hep aynı kişilerle aynı lüks mekanlarda yemek yiyen Vekil, seçim zamanı aldığı tepkiye şaşırıyor.

Mahalle arasında bir çay ocağında içilen çay, ara sokaklarda bir garibanın evinde yenilen yemek sizi halkın içinde tutar.

Bedeniniz halkın arasında dolaşıra, ruhunuz ve ufkunuz halka hizmet etmeye daha yakın olur.

Genç bir Kaymakam, ilçesinde yapılacak olan bir anma programı için salona girmiş.

Kulis odasında programın başlaması beklenirken, genç Kaymakam ebediyete intikal etmiş ve anma programı düzenlenecek olan kişinin salona geldiyse programa başlanmasını istemesi ile ortam buz gibi olmuş.

Yanında ki yöneticilerden birisi kendisini uyarınca, Kaymakam mahcup olmuş.

Bu ülkede yönetici olup, bu milletin değer verdiği insanları bile tanımıyorsanız, mahcup olursunuz.

İşimiz gereği birçok makam sahibini odasına giriyoruz.

Odasında ve masasında kitap olan çok az insana rastladımı söylesem siz bile şaşırırsınız.

Milletvekili, Vali, Belediye Başkanı, Kaymakam, Müftü veya Emniyet Müdürü gibi makamlarda olan insanlar kendilerini yenilemiyor, okumayı hayatlarının bir parçası haline getiremiyorsalar, ‘Bu millet neden okumuyor?’ sorusunu sorma hakkına sahip değiller.

Kendisi kitap okumuyor ama öğrencilere kitap dağıtıyorum diye reklam yapıyor.

Okumuyorsanız, milleti de okuyamazsınız.

Milleti okuyamazsanız, millete hizmet edemezsiniz. 

‘Makam insanı bozuyor’ diye düşünülür…

Bu doğru bir düşünce değildir…

 Ne yani makam insanı bozuyorsa hep o makamlar kötü insanların elinde mi olsun?

Veya tüm makam sahipleri bozuk mu?

 Makamın havasına, makamın şehveti ve cazibesine kapılırsanız, o makam sizi bozar.

Sizi bozan şey makam değil, makamı kullanma ve makama bakış açınızdır.

Antalya Yörükler diyarı olduğuna göre bir Yörük sözü ile de yazımıza son verelim…

‘Makam insanı bozmaz, ayarını ortaya çıkartır.’

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ TOPLUM

    12 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    40 milyona yakın Müslüman Türk’ün yaşadığı bir ülke olan Doğu Türkistan’da bazı aklıevvellerin, Çin’in maşası olan bazı zatların manipülasyon amacıyla söylediği gibi zulüm, baskı ve asimilasyon yok demek ne kadar güzel olurdu. Ama işin aslı öyle değil… Gerçi “Türkler katlediliyor, insanlık ölüyor, Müslümanlık yok ediliyor” desek te çok şey değişmiyor. Yine toplum “Kör, Sağır ve Dilsiz”. O kadar duyarsız bir hale gelmişiz ki sormayın gitsin. Binamızda komşumuz vefat etse 1 hafta sonra haberimiz oluyor. Varın gerisini si...
  • Derslerimizi Kaçırmayalım

    12 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    İmâm-ı Ebû Yûsüf hazretleri, Hanefî mezhebinde büyük müctehid ve İmâm-ı âzam hazretlerinin talebesidir. Yetim olup, başarılıydı derslerinde. İmâm-ı âzam hazretleri de Onun çok zeki olduğunu görüp, derslerine daha sıkı bağlanması için fakir ailesinin geçimini bizzat üzerine aldı. Nitekim kendisi anlatıyor: Ailem fakirdi. Bu sebeple pek para bulunmazdı elimde. Babam da vefat edince yetim kaldım. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Ben, İmâm-ı âzam hazretlerinin medresesinde iken, bir gün annem çıkageldi âniden. Beni bulup; – E...
  • Yerli Malını Yersiz Kullanmak Kimin Suçu

    12 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    Günümüzde maddeye önem arttı. Mananın manası kalmadı. Maddenin gücü gelişen teknolojik gelişmelerle her geçen gün artarken olumsuz kullanımı özellikle gençleri derinden etkilemektedir. Bu durum yüklediğimiz manayı da parçalara bölüp zarar vermeye çoktan başlamıştır. Aile, okul ve çevre üçlüsünde yetişen nesillere artık yeni ve uçsuz bucaksız bir pencere olan medya eklendi. Gelişen teknoloji ile her an yanımızda olan bu alanın kullanım oranı arttı ve artmaya devam ediyor. Artık gençlerin kişiliklerinde sosyal medya kullanımı ilk sırada ...
  • İslam’a Atılan İftiralar (2)

    11 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    Mesela Allah bize; ”Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir…” (İsra, 23. ayet) sözü ile onlara karşı sorumluluğumuzu anlatmaktadır. Peki ya ailesi Allah’a inandığı ve O’na ibadet ettiği için baskı yaparsa, onlarla iyi geçinmek ve onların hoşnutluğu için bu davranışlarından vaz mı geçmelidir, anne ve babasına itaat mı etmelidir? Kesinlikle, hayır! Allah, yine bu ayetin devamında bizlere şöyle seslenmektedir: ‘‘Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bi...