KÜRESELLEŞMENİN TÜRKİYE AYAĞI

KÜRESELLEŞMENİN TÜRKİYE AYAĞI

25 Kasım 2019 - 00:21

ALLAH(cc)’ın yarattığı ve emrettiği gibi yaşamanın neden küreselcilerin işine gelmediğini hiç düşünüyor muyuz? Türkiye'deki olumsuzlukların nerdeyse tamamı küreselleşen dünyanın problemi halindedir.

Mesela; farklılıklar ve cinsler arasında eşitlik olmaz adalet olur eleştirilerinin altından kalkmanın yoluna formül olarak buldukları; cinsiyet eşitliği adını değiştirerek cinsiyet adaleti adı altında masumlaştırmaya çalıştıkları ortadadır. Hedef aynı olduktan yani küreselcilerin değirmenine su taşıdıktan sonra toplumu yumuşatacak isim algısı oluşturmak sonucu değiştirmeyecektir. Toplum arasında ….lik diye bilinen sapkınlığı meşrulaştırmanın adını, toplumun genelinin anlayamayacağı bir sürü (LGBT) harfleri yan yana getirerek yumuşatmaya çalışmakta küreselcilerin değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Bu ifadelerim kimilerine göre komplo teorisi veya değişen dünyayı anlayamama olarak değerlendirilebilir. Zaten herkes aynı yönden baksa birbirimize anlatacak neyimiz kalırdı ki.

Mesela; süresiz nafakaya Kuran’i bakışla üç-dört ay denilince ‘’oda çok kısa değil mi’’ demek, Kuran’ın nikahsız kimse kalmasın tavsiyesi olarak anlamaktan geçtiğini görmemektir. Evliliği kölelik olarak anlayanların boşandıktan sonra parazit olmayı yeğlemeleriyle, kendileriyle çeliştiklerini görememeleri de ayrı bir bakış açısı farkıdır. Tabi ki o bakış açısıyla günümüz mevcut hukukuna uygun baktıklarını söyleyebilirler.

Evlilikler ortadan kaldırılmaya çakışılıyor feryatlarına, birde gayri ahlaki cinsel eğilimlerin eklenmesiyle dünya nüfusunu azaltma politikalarının işlediğini görmek lazımdır. Şimdi denilebilir ki adamlar, insanlar ölmesin diye robot askerler yapmaya çalışıyorlarken siz nasıl böyle düşünebilirsiniz? Tamamen insanın yerini alacak teknolojik otomasyon en az dünya nüfusunun yarısını işsiz bırakacaktır. Bu vesileyle çıkacak kargaşayı seçilmiş toplum inancına ve küresel güce sahip mutlu azınlık kendilerini koruyarak nasıl atlatacaklarının hesabını yaptıklarını anlamamaktan geçmektedir. Birde gerçekten kendilerini değil insanlığı düşünüyor olsalardı açlıktan ölen insanların açlıktan ölmelerine göz yummazlardı. Toplumları savaştırıp savaşan toplumlara silah satarak insanların birbirini öldürmelerine yardımcı olmazlardı.

İnsanı düşünüyormuş gibi gözükerek günümüzde olduğu gibi nüfus azaltmanın yolu kargaşalara sebep olup savaş çıkarmaktan geçmektedir. Hedeflerine ulaşmanın ekonomik boyutunu da kargaşa çıkardıkları yerlere, silah satarak ve de savaşmaktan birlikteliğini kaybeden toplumların yeraltı zenginliklerine yardım ediyormuş edasıyla el koymaktan geçtiğini görmeliyiz.

Aile, kadın-erkek eşitliği ve cinsiyet problemi adı altında, küresel güçlerin farklı metotlarla aynı hedefe yürüdüklerini görmek zorundayız. Yaratılış kimliğinden uzaklaşanların aslında kimliksizleştirildiklerinin farkında olmadıkları ortadadır. Yani çoğalan Müslüman nüfus küreselcilerin işine gelmemektedir. Şu an Peygamber (sav) efendimizin ‘’ümmetimin çokluğuyla öğüneceğim’’ hadisini daha net anlayabiliyorum.

Küreselcilerin oyununu bozmanın yöntemlerinden biri aile kurumunun korunmasıdır. Diğeri, hangi dinden olursa olsun ahlak sınırları içerisindeki yaratılış hakikatini gözeterek kadın-erkek anlayışının dışında uydurma bir form (LGBT)oluşturulmasına müsaade etmemektir. Bir diğeri de İslam'ın kurallarına kendimizce değil ALLAH(cc) ve Resulünce(sav) uymak, özelliklede yardım severlik duygumuzu köreltmemekten geçtiğini bir Müslüman olarak anlamak zorundayız.

Bölgemizde ve içimizde toplumumuzu yıkmak için bize doğru adım adım gelen felaketleri görmezden gelerek ve de ‘’minareler süngü kubbeler miğfer’’ diyerek toplumsal varlığımızı geleceğe taşıyamayız.

YORUMLAR

  • 0 Yorum