logo

KENDİNİ AKILLI SANANLAR!..


Yalçın KÜÇÜK
yalcinkucuk7@gmail.com

Bir yerde karşılaşıp konuşmaya başlarsanız, senin kim olduğuna aldırmadan dikkatle dinlerler.

Her durumu bir öğrenme fırsatı olarak görürler.

O konuda bilgisiz olsan da, dediklerin onlar için önemlidir.

O konuda yılların birikimi olan bilgilerini, tanıdıkları isimleri, terimleri hemen söyleyip de, tartışmayı kazanma peşinde değillerdir.

Mesela bir düğünde böyle biriyle karşılaşırsınız, sizin sağlık hakkında atıp tutmalarınızı büyük bir sabırla dinler, sonra kim olduğunu sorarsınız başkasına. “Sağlık konusundaki araştırmalarıyla geçen sene Nobel almıştı” derler.

İşte böyledir, berrak kafalar.

Her daim meraklı.

Seni, senin onu dinlediğinin yüz katı dikkatle dinlemişlerdir.

Başkasını hakkıyla görebilmek için, temiz bir zihinle bakabilirler.

Bazı insanların kameraları dışarı dönüktür, dünyaya bakarlar, başkalarını görürler.

Bazılarınınki içe dönüktür.

Bunlara bazen narsist ya da nörotik de deriz.

 İçine bakıp, dışarıya harikalar çıkaran sanatçılarda da kamera içe dönüktür.

Yine de berrak zihinler, sık sık aklının karışık masasını toplar ve dışarıya önyargısız bakarlar.

Günlük sosyalleşmelerden çok sıkılır, onu dayanılmaz bulurlar.

 Öğrenilecek o kadar çok şey varken, mutfağın akıtması, emlak fiyatları ve moda hakkında konuşmayı zaman kaybı görürler.

Bunlar aklın seyahatini durduran tıkaçlardır onlara göre.

Bazı insanlarla görüşmemek için size yalvarabilirler bile.

Bir konuda uzmandırlar, ama başka konularda da uzmanlaşmaya çalışırlar.

Bir uzmanlık alanının, bir başkasından nasıl beslenebileceğiyle ilgilidirler. Mesela psikoloji alanında iyilerse, müzikten ona ne katabileceklerini düşünürler. Müzisyenlerse, bitkilerden ne öğrenirim derler.

Biyologlarsa, fiziğe bakarlar.

Her şeyin birbiriyle çoğalınca zenginleştiğini bilirler.

Bir alanla kısıtlı kalmaz, merakla diğer alanları deşerler.

Başka bir sürü alandan kendilerine bal toplarlar.

Her düşünce alanının, doğanın da politikanın da resmin de kendine ait keşifleri ve aydınlanmaları olur.

Berrak kafalar, bu farklı bakışları toplar kendi özel karışımlarını yaparlar.

Bir arının çiçeklerden bal alması gibi, düşüncelerden öz alır kendi karışımlarını yaparlar.

 Tadından yenmez o karışımlar.

Çok kıymetlidir.

Kendilerinden bekleneni değil, kendi istediklerini yaparlar.

Bazen bu uğurda para kaybetseler de, kariyerleri için kötü de olsa mutlaka ama mutlaka istediklerini yaparlar.

Kendilerini, toplumun onlara verdiği karneyle değil, kendilerine verdikleri karneyle değerlendirirler.

Bir yere ait olmak, zengin ve ünlü olmakla ilgilenmezler.

Bu çabanın yokluğunu fark edersiniz, iç kriterlerlerine göre davrandığını hemen anlarsınız.

Yeni fikirler bulacak hayal güçleri vardır ama bu fikirlerin oluruna bakacak alçak gönülleri de vardır.

Yani hem bilim insanı hem de şair vardır içlerinde sanki.

Biri uçar öbürü ayakları yere koyar.

Verilerle hayal ederler bir nevi.

Bu dansı başarırlar yani…

 Hayalle gerçeği kavuştururlar.

Aklı güzeller gerçek olduğunu düşündükleri neyse onu sakınmadan söyleyenlerdir.

Toplumun dediği, bir sosyal sınıfın dediği, sosyal medyanın dediği, arkadaşların ve komşuların dediği değil, gerçeğin kendisidir kılavuzları.

Bunu da şirin, uyumlu olmak ya da dikkat çekmemek için değiştirmezler.

Aklın yolu bir değildir onlara.

İşte böyledir aklı güzeller…

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ TOPLUM

    12 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    40 milyona yakın Müslüman Türk’ün yaşadığı bir ülke olan Doğu Türkistan’da bazı aklıevvellerin, Çin’in maşası olan bazı zatların manipülasyon amacıyla söylediği gibi zulüm, baskı ve asimilasyon yok demek ne kadar güzel olurdu. Ama işin aslı öyle değil… Gerçi “Türkler katlediliyor, insanlık ölüyor, Müslümanlık yok ediliyor” desek te çok şey değişmiyor. Yine toplum “Kör, Sağır ve Dilsiz”. O kadar duyarsız bir hale gelmişiz ki sormayın gitsin. Binamızda komşumuz vefat etse 1 hafta sonra haberimiz oluyor. Varın gerisini si...
  • Derslerimizi Kaçırmayalım

    12 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    İmâm-ı Ebû Yûsüf hazretleri, Hanefî mezhebinde büyük müctehid ve İmâm-ı âzam hazretlerinin talebesidir. Yetim olup, başarılıydı derslerinde. İmâm-ı âzam hazretleri de Onun çok zeki olduğunu görüp, derslerine daha sıkı bağlanması için fakir ailesinin geçimini bizzat üzerine aldı. Nitekim kendisi anlatıyor: Ailem fakirdi. Bu sebeple pek para bulunmazdı elimde. Babam da vefat edince yetim kaldım. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Ben, İmâm-ı âzam hazretlerinin medresesinde iken, bir gün annem çıkageldi âniden. Beni bulup; – E...
  • Yerli Malını Yersiz Kullanmak Kimin Suçu

    12 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    Günümüzde maddeye önem arttı. Mananın manası kalmadı. Maddenin gücü gelişen teknolojik gelişmelerle her geçen gün artarken olumsuz kullanımı özellikle gençleri derinden etkilemektedir. Bu durum yüklediğimiz manayı da parçalara bölüp zarar vermeye çoktan başlamıştır. Aile, okul ve çevre üçlüsünde yetişen nesillere artık yeni ve uçsuz bucaksız bir pencere olan medya eklendi. Gelişen teknoloji ile her an yanımızda olan bu alanın kullanım oranı arttı ve artmaya devam ediyor. Artık gençlerin kişiliklerinde sosyal medya kullanımı ilk sırada ...
  • İslam’a Atılan İftiralar (2)

    11 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    Mesela Allah bize; ”Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir…” (İsra, 23. ayet) sözü ile onlara karşı sorumluluğumuzu anlatmaktadır. Peki ya ailesi Allah’a inandığı ve O’na ibadet ettiği için baskı yaparsa, onlarla iyi geçinmek ve onların hoşnutluğu için bu davranışlarından vaz mı geçmelidir, anne ve babasına itaat mı etmelidir? Kesinlikle, hayır! Allah, yine bu ayetin devamında bizlere şöyle seslenmektedir: ‘‘Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bi...