logo

İNSANLIĞIMIZI KAYBETMEYELİM


Yalçın KÜÇÜK

Warning: Use of undefined constant user_email - assumed 'user_email' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /home/antalyahilal/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV3/single-kose-yazilari.php on line 34
yalcinkucuk7@gmail.com

İnsan haklarını neden sadece 10 Aralık’ta hatırlıyoruz?

İnsanların hakları başka günlerde yok mu?

Kimse kendi hakkını ya da başkasının hakkını arayamıyor mu?

Aslına bakarsanız biz millet olarak sadece özel günlerde o günü hatırlayıp sonra unutuyoruz.

Mesela Kadın Hakları Günü, Engelliler Günü, Gazeteciler Günü…

Örnekleri çoğaltmak mümkün.

İnsan hakları kavramı da aslında büyün bunları kavrayan genel bir kavram diyebiliriz.

İnsan hakları deyince çok sayıda konu başlığı altında haklar akla geliyor.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta da günün isminin insan hakları oluşu.

Kadın, erkek, çocuk, yaşlı, genç gibi niteleme ya da herhangi bir dinden, mensubiyetten bahsetmeyip bütün insanları kapsayış olması önemlidir.

Tabii ki diğer haklar gününde olduğu gibi insan haklarının kabulüne giden süreçte de insanlar mücadele ederek böyle bir sonucun çıkmasına yol açtılar. Hiçbir hak, durduğumuz yerde ‘verilmiyor.’

Tamamı diyebiliriz belki, bir mücadelenin emeğin ürünü.

Hak, arandığında kazanılabilir.

Bu hakkı aramanın da demokratik yollardan yapılması gerekiyor.

Düşünmek lazım, insan hakları noktasında hangi düzeydeyiz?

 Protokol konuşmalarının dışında, kutlamalar dışında düşünelim, evimizde, mahallemizde insanlarla ilişkilerimizde ve söylemlerimizde, insanın haklarını ne derece gözetiyoruz?

Muhtemelen buna verilecek cevaplar çoğunlukla olumsuz derecede olacaktır. Çünkü çevremizde o kadar çok insan hakları ihlalleri yaşıyoruz ki.

Bir de bu konuyu kendi emelleri için kullanan devletler, stklar var.

Bu devletler, stklar, batı menşeili gruplar, sanki kendi topraklarında, kendi devletleri insan hakları ihlalleri yapmıyor gibi, insanlığa eziyet etmiyorlar gibi ülkemizi rahatlıkla kendilerince hedef alabiliyorlar.

Her ülke kendi içinden kendi sorumludur.

Yaşanan olaylar varsa da kendi içinde çözmekle yükümlüdür.

Bu gibi hakların bahane edilerek, memlekete tavır alınmasına karşıyım.

Hele ki bu tavra katılan içimizdeki yapıların da destek vermesine anlam veremeyerek karşıyım.

Anlam veremiyor değiliz, anlıyoruz aslında.

Ama kendileri nasıl anlamazdan geliyorlar daha çok bunu anlamıyoruz.

Nemalandıkları ülkelerin ihlallerine gözünü kapatanlar, içerde olup biteni dışarı şikayet ettikleri gibi onlarla ağız birliği yapıp memlekete demediğini bırakmıyorlar.

İnsan haklarını düşünürken bunları da es geçmememiz lazım.

Çünkü bu gibi haklar, sözleşmeler batı açısından kullanışlıdır.

Kullanışlı olduğunu akıldan çıkarmadan insan hakları karnemize kendimiz bakmalı ve değerlendirmeliyiz.

İnsan haklarını her insan hak eder etmelidir de.

Vahşet dolu günler yaşayan insanların insan hakları gününü nasıl tebrik edeceğiz!

İnsan olduğumuzu unutmadan insan hakları gününü değerlendirmeli ve kötü niyetli tiplere prim vermeden önümüze bakmalı ve kendi sorunlarımızı kendimiz çözmeliyiz.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SİYASETTEKİ FETÖCÜLER!

    27 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    Günlerdir televizyonlerda Fetö’nün siyasi ayağı tartışılıyor. Muhalefet iktidarı, iktidar muhalefeti suçluyor. Fakat sen Fetöcü’ydün, yok sen daha çok Fetöcü’ydün, retoriğinden öte geçilemiyor. Bu tartışmalardan bir sonuç çıkmayacağı gibi hukuk ve yargı ile ilgili problemler uzun vadeye yayılırsa Fetö’nün ekmeğine yağ sürülmesi de mümkündür. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra ortaya çıkan bilgiler gösterdi ki Fetö’nün ayağı her yere uzanmış. Sadece ordu, polis, yargı ve bürokrasiye değil, siyasi partilere, sivil toplum kur...
  • Zulmedenlerin Akıbeti Bellidir

    27 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    Burada Rasulullah (sav)’e inen bir ayet-i kerime vardır. Zalimler ve mazlumlar arasındaki bir hadiseyi ifade etmekte ve insanları idare etme noktasındaki insanların insana bakış açısının manzarasını ayeti kerime ifade etmektedir.  Bunlar bizim lafızlarımız değil, bizim sözlerimiz değil; bunlar Kuran’ın sözleri, vahyin sözleri. Çünkü değerli ümmet! Siz öyle bir aziz ümmetsiniz ki vahiy sizi başıboş bırakmamıştır. Ama vahiyden kopuş varsa o da bizim zelletimizdir, bizim eksiğimizdir. Bizler vahiyden eksik kalmışız, vahiyd...
  • Sorumluluğun Bilincinde Olunmalı

    26 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    Hayat ebedi değil, dünya da ebedi değil. Dünkü idareciler gittikleri gibi bugünküler de elbet bir gün gideceklerdir. Dünkü zenginler gittikleri gibi bugünküler de elbet gideceklerdir. Dünkü şöhret sahipleri gittikleri gibi bugünkülerde elbet gideceklerdir. Dünya hiç kimseye kalmayacaktır. O zaman bu kalıcı olmayan dünyada elimizdeki bu emanetlere sahip çıkacağız; makam emanetine sahip çıkacağız, mal emanetine sahip çıkacağız, şöhret emanetine sahip çıkacağız. Bunlar bizim için ayağımızı kaydıran değil, belki de “geleceğ...
  • İFLAS EDEN ANLAYIŞ

    26 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    İnsanlık uç noktalarda varlığını sürdürüyor. Açlık, kuraklık, yoksulluk, hastalık gibi kitlelerin hayatını tehdit eden felaketlerle mücadele eden kahir ekseriyet ile zayıfların sırtından geçinen, kurulan sömürü düzenleri ile asalak bir hayatın tadına varmaya çalışan ve kendilerini güçlü, vaz geçilmez gören azınlıklar… Dünyada sömürü düzeni kurup, hayatın akışını hep kendi çıkarlarına yönlendirmeye çalışan devlet veya şahıslar, geçici menfaatler elde etmiş olabilirler. Dünyayı kendi çiftlikleri gibi görüp, kâhya edası ile dünyanın ni...