logo

İHANET Mİ EDİYORLAR?


Yalçın KÜÇÜK
yalcinkucuk7@gmail.com

Adına küskünler mi desek, ya da küsenler mi desek…

Veya istedikleri verilmediğinde yol ayıran tayfa mı desek…

Adına ne dersek diyelim farketmez, fark eden bu halkı, bu toplumu düşünmeyen kendi istek ve arzularının peşinde olmalırı olabilir mi?

Artık bu kişilerin kuracakları parti şekil almaya başladı ve bu şekil eski bakanın evinde oluşum buldu.

Buluyor bulmasına da!..

Aklıma uçuk sorular gelmiyor değil.

Mesela…

 Ali Babacan bir kaç bakanlık yapmış ve bundan dolayı statü kazanmış biri olarak, ne oluyorda Ak Parti’ye muhalif olacak kadar küstü?

Yoksa farklı beklentiler vardı da bunlar mı gerçekleşmedi!..

Ya da AK Parti mi artık beklentileri karşılayamaz duruma geldi!..

Bir yanda da Ahmet Davutoğlu var.

Belki de rüşasında bile göremeyeceği veya bir başka partide uzanamayacağı Dışişleri bakanlığından, Başbakanlığa kadar, Ak Parti çatısı altında bu makamlara gelmedi mi?

Aç tavuk rüyasında darı görürmüş hesabı mı yoksa!..

AK Parti’nin miladını doldurduğunu düşünerek iktidar ya da iktidar ortağı olabileceklerine ne denli inanmış olabilirler…

Diyelim ki seçimlerde koalisyon ile iktidara geldiler ve koalisyon ortakları da AK Parti.

Ne olacak?

Hadi farklı bir parti ile koalisyon olsa belki farklı tezler ortaya konulabilir ama AK Parti ile oluşabilecek bir koalisyonda ne Ahmet Davutoğlu ne de Ali Babacan başkanlık için Recep Tayyip Erdoğan ile karşı karşıya gelmez, gelemez…

Her ne kadar son dönemlerde AK Parti yerel seçimler ve sonrasında görüldüğü üzere kan kaybetmiş görülse de genel seçimlerde durumun farklı olduğunu siyasetten az da olsa anlayan birileri bilir.

Yerel seçim sonuçları size türkiye genelinin fikrini doğru olarak vermez.

Bir yanda belediye diğer yanda Türkiye…

AK Parti’ye kızanlar, küzenler, darılanlar elbette ki vardır ama iş Recep Tayyip Erdoğan’a gelince orada durulur.

Çünkü oylar AK Parti’ye değil Erdoğan’a atılır.

Oylar Türkiye’nin geleceğine atılır…

Abdullah Gül’ün bir zamanlar içinde bulunduğu Ak Parti’nin ne badirelerden geçtiğini bile bile arka plandan direksiyona geçmek istemesi çok enteresan!..

Başbakanlık engelinden tutun Cumhurbaşkanlığı engeline kadar, Anayasa mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Yök ve birçok sayamadığım kurumlar önünüze takoz koymadı mı?

Bu süreci millet olarak yaşamadık mı?

15 Temmuz’u bu ülkede hep birlikte yaşamadık mı, yoksa birileri gibi başkaları da Pensilvanya’da mıydı?

Adnan Menderes’in bu ülkede nasıl idam edildiğini, ezanların Türkçe okutulduğunu, Kur’an’ı Kerimlerin toplatıldığını ve defalarca bu ülkeyi kaosa götürüp kardeşi kardeşe kırdırdıklarını sizler ekranlardan gözümüze baka baka anlatmadınız mı?

Neler oluyor da bunları yapanlarla dost oluyorsunuz diye merak etmez mi vatandaş?

AK Parti’den ayrılarak parti kuranlar bugün yoklar.

İsimleri dahi hafızalardan silindi.

Gelin sizing isimlerinizi vatandaş Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakan olarak hatırlasın…

Küçük bir rüzgar çıktığında dalı kırılan ağaçlardan olmamak önemli.

Yarın öbürgün bu üç isimle ilgili olarak vatandaş çıkıp “Siz kardeşlerinizi nasıl sattınız, ne karşılığı sattınız?” diye sorarsa…

Verecek cevapları olanların yolu açık olsun, verecek cevabı olmayanlar ise yolun başındayken durmalı…

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Günahtan daha şer

    22 Kasım 2019 Köşe Yazıları

    Avvam bin Huşeb buyurdu ki: “Günahı takip eden dört şey vardır ki, işlenilen günahtan daha şerlidir: 1-Kulun nefsindeki günah arzularını söküp atmadığı halde dil ile istiğfar etmesi, 2- Cezasının Allah tarafından hemen verilmemiş olmasına aldanması, 3 – Günahında ısrar etmesi, 4 – Günahını müteakip bir tâat işlediği zaman, bu tâat sebebiyle günahı bağışlanmamış olduğu halde, ‘Günahtan sonra bir tâatta bulundum, o halde günahım bağışlanmıştır’ diye sevinmesi.” Abdullah bin Abbas buyuruyor ki: “Allah’a itâat eden bir kimse, n...
  • PARAGÖZ DÜNYA

    22 Kasım 2019 Köşe Yazıları

    Ben ülkemin zaman çizelgesini ikiye ayırıyorum. 1980’den önce ve 1980’den sonra. 1980’den sonra birçok şey kalmadı. Artık cesur, dürüst ya da yardımsever değiliz. Varsa da ben rastlamıyorum, o kadar az o eski insanların sayısı. Artık her şey parayla ölçülüyor.  “Misafire” yer yok bu paragöz dünyalarımızda. Kimse hiçbir şeyini kimseyle paylaşmıyor. Sobanın başında toplanıp dedelerin, nenelerin hikayelerini dinleyen, kestane yemek için sabırsızlanan, çayın fokurtusunu, mandalina ve portakal kabuklarının ko...
  • Üstüne Söz Söylenmez (2)

    21 Kasım 2019 Köşe Yazıları

    Baktığımız zaman bugünkü medeni dünya bile çok şeyi İslam’a borçludur. İslam’ın o dönemde ezilen kadınlara verdiği değer ve hakkı; onları değersiz gören bir anlayışa karşı mirasta hak tanıyan, bütün insanların Allah katında eşit olduğunu savunan bir anlayışı hâkim kılıyor. Kendisiyle konuşmak için gelen birinin titrediğini görünce: ‘Ne korkuyorsun!Ben de senin gibi kurutulmuş deve eti yiyen dul bir kadının çocuğuyum’ anlayışıyla hareket eden bir Nebi. İşte bu gibi değerler nedeniyle rahmet devleti kısa zamanda İslam medeniyetine dönüşmüştü...
  • BUNUN ADI İHANETTİR

    21 Kasım 2019 Köşe Yazıları

    İçimizdeki hainlerin yaptıkları ahlaksızlıkları görünce dışarıdakilere söyleyecek sözümüz kalmıyor. Ve ne yazık ki zehirlenmiş bir sosyoloji bu ahlaksızlıklara itibar etmek suretiyle yalancılığı, ahlaksızlığı ve ihaneti muhalefet diye yutturmaya çalışıyor. Ülkemizin istikbali ve istiklali için yapılması zorunlu olan ve güneyimizde bir terör devleti kurulmasını önleyerek büyük kazanımlar elde edilen Fırat Kalkanı, Zeytindalı ve Barış Pınarı harekatlarında da (azeteci, siyasetçi, akademisyen ve emekli asker kılıklarına bürünmüş içimizd...