logo

BU GÜNÜ İNSANCA NASIL YAŞARIZ -6


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

Toplumumuzun içinde bulunduğu, bazılarına göre kadınları korumak adına mutlak gereklilik olarak değerlendirilen Uluslararası sözleşmeler ve o sözleşmelerin yılmaz savunucusu, aynı zamanda o sözleşmelere rahmet okutacak ölçüde çıkartılan yasalarla gelinen nokta ortadadır. Ben tekrar tekrar hatırlatmak istemediğim için yazmayacağım. Bu hafta konu edinmek istediğim mevzu, daha öncelerde de yazmış olduğum, fakat bu hususta duyarlı olduklarını iddia edenlerin bile gündemine düşmeyen toplumumuzun içindeki bu sinsi felaketten nasıl kurtulacağımızın kısa bir tekrarı olacaktır.

Boşanmalar arttı, süresiz ve haksız nafaka da ailelerin yıkılmasına hatta yeniden aile kurulmasına en büyük engel diyoruz. Çocuklarını haciz yöntemiyle görme çabasına giren anne ve babaların varlığı, bu işin başka bir işkence olduğunu ortaya koymaktadır. Arttık 30 yaşın altında evlilikler nerdeyse tek tük oluyor ki buda Türkiye’yi ileri yaş ortalamasına mahkûm ettiği herkes tarafından bilinmektedir. Aile içi şiddet olduğundan fazla gösterilmek suretiyle toplumun bir kısmının (erkeklerin) asla güvenilmez olduğunu beynimize kazımayı başardılar. Aile içi problemlerde uzlaşıyı ortadan kaldırmak suretiyle eşleri birbirine düşman haline getirdiler. Bir telefonla altı aya varan evden uzaklaştırmalar verilebildiğini, hatta bu sebepten dolayı çaresizlikten ölümlerin olduğunu, bu kanunların ve uygulanışının artık cinnet geçirten uygulamalar halini aldığını ve daha yüzlercesini sıralayabileceğimiz olumsuzluklardan bahsedip duruyoruz.

Çözümü, bu sıkıntılara sebep olan sözleşmeleri imzalayıp ve toplumun bu hale gelmesine sebep kanunları yasalaştıranlardan bekleyecek kadarda aptalız. Bir bayan ve üç beşte erkek haricinde yel değirmenine saldıranların olmadığı açıkken bir karşılığının olmayacağı da ortadadır. Bakanı ve etraftaki danışmanları suçlayarak sorunun çözülmediğini de hala anlayamadık. Peki, ne yapmalıyız.

Bir hatırlatma; başörtüsü yasağında ve imam hatiplerin kapanma aşamasına gelindiğinde bu toplum ne yapmıştı hatırlayanınız var mı? Başörtüsü direk erkeklerin problemi olmamasına rağmen kızlarımızın yanında direnen erkek öğrencilerin ve toplumun genelinin varlığını unuttuk galiba. Başörtüsüne ve imam hatiplere uzanan eller kırılsın sloganıyla 1997 yılından sonra camilerde başlatılan, haftada bir günlükte olsa acizliğimizi ve kanun koyucularımızı ALLAH(cc)’a şikâyet dualarımızı ne çabuk unuttuk.

Toplumumuzun içinde bulunduğu yapay problemlerden kurtulmanın bana göre yöntemi, en başta aileye sahip çıkması gereken kesimin kadınlar olduğu gerçeğidir. Yuvayı dişi kuş yapar sözünün aslını yuvayı dişi kuş yıkar şeklinde değiştirmek isteyen anlayışa kadınlarımız dur demelidir. Çünkü suçlanan erkekler o kadınların oğlu, eşi, babası gibi birinci dereceden yakınlarıdır. Zulmün her türlüsüne hayır ama yapay ve şişirilmiş zulmün hepsine hayır demeyi de bilmeliyiz.

Kadınlarımızla, çocuklarımızla haftada bir gün sabah namazlarında buluşarak aileyi yıkma çabasında olanları ve kendi acziyetimizi ALLAH(cc)’a şikâyet ederek çare ararsak, geçmişteki gibi başörtüsüne ve imam hatiplere bulunan çare gibi bu derdimize de çare bulabiliriz. Aileyi yıkan uygulamalardan kurtuluncaya kadar öncelikle kadınlarımızın çare arayışları ve camilerde duaya katılımları bu günü insanca yaşayabilmemizin temel sırrıdır.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SOSYAL MEDYA SUÇLULARI

    24 Ocak 2020 Köşe Yazıları

    Ülkemizin geleceği sosyal medyada yapılan algı ve toplum mühendisliği çalışmaları ile tehdit altındadır.  Ülkenin bekası için bu tehdidin bir an önce farkına varılıp tedbir alınması gerekir. Sosyal medyada fütursuzca bazı suçlar işlenmektedir. Çoğunlukla takip edilemeyen ve cezasız kalan bu yayınlar çoğalmakta ve alıcıları, beğenenleri ve paylaşımcıları gün geçtikçe artmaktadır. İftira ,failin suçsuz olduğunu bildiği bir kimseye suç atmasıdır. Şikayetçiye yönelik isnadının maddi olgu ve vakalara dayanmadığını bildiği halde s...
  • Kur’an-ı Kerim Tebliğdir (3)

    24 Ocak 2020 Köşe Yazıları

    Kur’an indirildiğinden itibaren, Allah köleliğin kapısını kapatmış ve savaşlarda artık esir alıp, onları köle ya da cariye yapamazsınız, ya bedel karşılığı ya da ücretsiz savaş bitimi serbest bırakacaksınız demiştir. Ama dikkat ettiyseniz, ellerinizdeki köleleri de hemen serbest bırakın dememiştir özellikle, itirazla karşılaşmamak için Peki, ne yapmıştır?  Onlarca ayetinde köleliğin doğru olmadığını eğiterek, bilinçlendirerek anlatıp, bir suç işlediklerinde Allah, köle azat edin ki günahını affedeyim diyerek, köleliğin adeta işl...
  • BİRAZ BİRAZ

    23 Ocak 2020 Köşe Yazıları

    Bu topraklarda mevki ve makamlar için liyakat ölçütü esas kabul görmedikçe, o gider bu gelir, bir halt olmaz. Sosyalleşmek çok kişi ile iletişmek, her lafa girişmek değildir. Kuru kalabalıklar tiyatrosunun özne yıldızı olmakta değil, dostlar senfonisinin yüklem hamalı olmaktadır huzur... Çocuğa tecavüzü kınayan milyonlar, düğünlerde "henüz girmiş onüç ondört yaşına, edalı işveli köylü güzeli" türküsüne el çırparak, gerdan kırıyorlar. Sen iyiniyetli bir gayrete girebilirsin, ama menfaatinin zarar gördüğünü düşünen, zarar sebebi ol...
  • Kur’an-ı Kerim Tebliğdir (2)

    23 Ocak 2020 Köşe Yazıları

    Sen Kur’an’ı anlayamazsın diyenler varsa, lütfen onlardan uzak durunuz. Bu insanlar sizinle Allah arasında aracı olmaya çalışan din simsarlaridir. Sizi kendilerine değil, Allah’ın kitabına davet edenlerin davetlerine uyunuz. Allah yemin ederek, bu kitabı anlayasınız ve ayetlerin üzerinde düşünesiniz diye kolaylaştırdım diyorsa, din tacirlerine, kendilerini ruhban sayan kişilerin sözlerine, lütfen itibar etmeyiniz. Bunlar belki de sizleri Allah ile aldatanlar olabilir, bunu bilemezsiniz. Onun için önce Allah’ın tebliğini, aracıs...