logo

Allah İle Kul Arasındaki Bağ


Osman ARTAN

Warning: Use of undefined constant user_email - assumed 'user_email' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /home/antalyahilal/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV3/single-kose-yazilari.php on line 34
antalyamuftulugu1@gmail.com

Varlığımızın yegâne sebebi Allah Teâlâ’dır. O’nun “Ol!” emriyle, gökler ve yer arasındaki bütün varlıklar dünya hayatındaki yerini alır. Bizleri yoktan var eden; kudreti, ihsanı ve yardımı ile yaşatan; nimet verip sınayan O’dur.

Sabah uyandığımız andan gece uykuya varana kadar, aldığımız her nefeste, attığımız her adımda, verdiğimiz her kararda Allah’a karşı sorumluluğumuz vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şerifinde bu sorumluluğu şöyle anlatır: “Allah’ın, kulları üzerindeki hakkı, kulların sadece O’na ibadet etmeleri ve hiçbir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır.” Bunu yaptıkları takdirde, “Allah’ın kuluna azap etmemesi ve onu cennetine koyması” Cenâb-ı Hakk’ın mümin kullarına vaadidir. 

Yüce Rabbimiz, samimiyetle kendisine iman eden kullarından razı olur. İmanında samimi olmak, gönülden ibadet etmeyi ve güzel ahlâka uygun yaşamayı beraberinde getirir. Mümin, Allah Teâlâ’ya olan muhabbetini, saygısını ve bağlılığını ibadetleri kadar, temiz ve nezih davranışlarıyla da gösterir.

Allah Teâlâ, mümin kullarının dua ve yakarışlarına icabet eder. Rızasına erişmek için çalışanları yalnız ve yardımsız bırakmaz. Kul her ne zaman “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” diye niyazda bulunsa, Rabbimiz de  “Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.” müjdesiyle onu karşılar. Nitekim bir kutsi hadiste Sevgili Peygamberimiz, Cenâb-ı Hakkın şöyle buyurduğunu bize nakleder: “Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı ne ise öyleyim. Beni andığında onunla beraberim. O beni kendi başına anarsa, ben de onu kendi başıma anarım. O beni bir topluluk içinde anarsa, ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. O bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim!”

İnsanoğlu kimi zaman nankör ve bencil, kimi zaman da aceleci ve gafil davranabilir. Biz kuluz. Bazen Rabbimizin bizi her an gördüğünü, duyduğunu ve bizden salih ameller beklediğini unutabiliyoruz. Günaha düşüyor, bilerek ya da unutarak hata edebiliyoruz. Yolumuzu kara bulutlar kapladığında, ayağımız kaydığında, gözümüze perde indiğinde pişman olacağımız işler yapabiliyoruz.

Ancak ne olursa olsun yegâne sığınağımız “merhametlilerin en merhametlisi” olan Yüce Allah’tır. O, affedicidir, affetmeyi sever. Merhamet ve mağfiret kapısını son nefesimizi verinceye kadar açık tutar. Kur’an-ı Kerim’de bize şöyle buyurur: “Ey kendilerinin aleyhine günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.

Kur’an bizi uyararak şöyle diyor: “Allah’ı unutan ve bu yüzden de Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın.” Bu uyarıya kulak verelim. Rabbimizle aramızdaki kulluk bağını özenle koruyup güçlendirelim.O’na hakkıyla ibadet edelim; yalnız O’ndan yardım dileyelim. Rabbimize gönülden dua edelim. İşlediğimiz tüm günahlarımıza tevbe edelim. Unutmayalım ki kim Rabbini unutur ve Onunla arasındaki kulluk bağını koparırsa, Allah Teâlâ da onu rahmetinden uzaklaştırır. Dünyada yüreğine korku salar, ahirette yüzüne bakmaz ve onu büyük bir azaba uğratır.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SİYASETTEKİ FETÖCÜLER!

    27 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    Günlerdir televizyonlerda Fetö’nün siyasi ayağı tartışılıyor. Muhalefet iktidarı, iktidar muhalefeti suçluyor. Fakat sen Fetöcü’ydün, yok sen daha çok Fetöcü’ydün, retoriğinden öte geçilemiyor. Bu tartışmalardan bir sonuç çıkmayacağı gibi hukuk ve yargı ile ilgili problemler uzun vadeye yayılırsa Fetö’nün ekmeğine yağ sürülmesi de mümkündür. 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra ortaya çıkan bilgiler gösterdi ki Fetö’nün ayağı her yere uzanmış. Sadece ordu, polis, yargı ve bürokrasiye değil, siyasi partilere, sivil toplum kur...
  • Zulmedenlerin Akıbeti Bellidir

    27 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    Burada Rasulullah (sav)’e inen bir ayet-i kerime vardır. Zalimler ve mazlumlar arasındaki bir hadiseyi ifade etmekte ve insanları idare etme noktasındaki insanların insana bakış açısının manzarasını ayeti kerime ifade etmektedir.  Bunlar bizim lafızlarımız değil, bizim sözlerimiz değil; bunlar Kuran’ın sözleri, vahyin sözleri. Çünkü değerli ümmet! Siz öyle bir aziz ümmetsiniz ki vahiy sizi başıboş bırakmamıştır. Ama vahiyden kopuş varsa o da bizim zelletimizdir, bizim eksiğimizdir. Bizler vahiyden eksik kalmışız, vahiyd...
  • Sorumluluğun Bilincinde Olunmalı

    26 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    Hayat ebedi değil, dünya da ebedi değil. Dünkü idareciler gittikleri gibi bugünküler de elbet bir gün gideceklerdir. Dünkü zenginler gittikleri gibi bugünküler de elbet gideceklerdir. Dünkü şöhret sahipleri gittikleri gibi bugünkülerde elbet gideceklerdir. Dünya hiç kimseye kalmayacaktır. O zaman bu kalıcı olmayan dünyada elimizdeki bu emanetlere sahip çıkacağız; makam emanetine sahip çıkacağız, mal emanetine sahip çıkacağız, şöhret emanetine sahip çıkacağız. Bunlar bizim için ayağımızı kaydıran değil, belki de “geleceğ...
  • İFLAS EDEN ANLAYIŞ

    26 Şubat 2020 Köşe Yazıları

    İnsanlık uç noktalarda varlığını sürdürüyor. Açlık, kuraklık, yoksulluk, hastalık gibi kitlelerin hayatını tehdit eden felaketlerle mücadele eden kahir ekseriyet ile zayıfların sırtından geçinen, kurulan sömürü düzenleri ile asalak bir hayatın tadına varmaya çalışan ve kendilerini güçlü, vaz geçilmez gören azınlıklar… Dünyada sömürü düzeni kurup, hayatın akışını hep kendi çıkarlarına yönlendirmeye çalışan devlet veya şahıslar, geçici menfaatler elde etmiş olabilirler. Dünyayı kendi çiftlikleri gibi görüp, kâhya edası ile dünyanın ni...