logo

12 Mart 2018

ZORUNLU EĞİTİM VE ÜNİVERSİTE


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

7-8 hafta önce yazmış olduğum bu yazıya gazete köşesinde yayınlayabilmek adına ancak sıra geldi. Halkımız ve devlet olarak eğitime önem vermek istediğimiz ortadadır. Önem veriyoruz derken ipin ucunu kaçırıyor muyuz bilmem. Zorunlu temel eğitim ve üniversite ile birlikte yaklaşık ülke nüfusunun dörtte biri kadar gencimiz istese de istemese de bir şekilde okuyor. Bu zorunlu eğitim yanlışlığını hem bakanlık hem de veliler olarak yaptığımızın farkında değiliz.

Ülke nüfusunun dörtte biri üniversite dahil okullu olunca, gençliğin 23 ila 25 yaşlarına kadar yaklaşık % 98’i potansiyel tüketici demektir. İdealmiş gibi görülse de herkese üniversiteyi okutacak olursak; zaman, para, iş gücü ve sosyal işleyiş kaybı demektir. Buda devletin gelişmesinin ve ilerlemesinin en az on beş ila yirmi yıl geri kalması anlamına geliyor. Bu söylediklerime direk muhalefet etmek için bakılmazsa ne söylediğim ve neden söylediğim doğru anlaşılabilir.

Eğer eğitime ve hayata atılma zaman ve mücadelesine doğru yerden bakılmaz ise eğitim için harcanan her türlü kaynağın boşa gittiğini görürüz. Okumuş kitleye olan ihtiyaç kadar ara elemana olan ihtiyacı zamanında karşılanmadığında toplumsal zararın farkına varmalıyız. 23 yaşından sonra yirmi milyon üniversite mezunu gencimiz olsa ne olur biliyor muyuz, teorik bilgiden sonra pratik bilgi edinme yaşı geçmiş gençlik kitlesi yığınlarımız olur.

Kısacası yeniden çıraklık yapamayacağı için okumuş ama elinden yeteri kadar iş gelmeyen bir nesil düşünün. Bu halin ve okumuş insan birikiminin yıllarca devam ettiğini düşünün. Herkes mimar, herkes mühendis, herkes doktor yani herkes okumuş ama ara elman yoksunluğu var. Henüz vakit erkenken milli eğitim anlayışımızı bu açıdan da gözden geçirmeliyiz. İlk ve orta neyse de lise eğitiminin zorunlu olmaktan çıkarılması ve çocuklarımızın durumuna göre özel sektörde istihdam edilmesi gerekmektedir.

Hatta meslek liselerinin her birinin ortaokulları açılarak küçük yaşta meslek edinmesine ve liseyi bitirince hiç olmazsa mezun olduğu bölümün işinden fiili olarak elinden iş gelir halde mezun olmasını sağlamalıyız.  Liseye gitmek istemeyenler için veli ile öğretmenlerinin tavsiyesiyle küçük yaşlarda mesleğe atılmaları toplumun işleyişi açısından da iyi olacaktır. Küçük yaşta çırak olamayan bir nesil 18-19 yaşlarında çırak olamıyor.

İstemeye istemeye liseyi bitirip bu yaşa kadar çalışmamış ve çalışmanın zorluğunu gören gencimiz sudan çıkmış balık misaline dönmektedir. Bir yılda üniversiteye gidemeyenler hariç bir milyondan fazla gencimiz okumak ve meslek sahibi olmak adına üniversiteye gidiyor.

Üniversiteli işsiz sayısı her geçen yıl artarak katlanacağını bilmeliyiz. Gençlerimizi devlete kapağı atıp hiçbir iş yapmadan masa başı 4-5 bin lira beleş para hayalinden kurtarmalıyız. Gençlerimizi hayata, sanayiye, ticarete erkenden yönlendirmezsek kaybediyoruz demektir.

Hala bizim çocuk üniversite okuyacak diye, yırtınıyoruz ki herkes ve her genç için bu şart değildir. Çocuklarımızı henüz ilkokula başlamadan önce yani 3-5 yaşlarında eğilimlerini teşhis ve tespit edip yönlendirmek mümkün olacak şekilde eğitim sistemimiz düzenlenirse mükemmel olur. Bu uygulama yeni bir anlayış değil Osmanlı İmparatorluğu bunu uygulamıştı, her ne kadar bize unutturdularsa da. Çocukları kendi yetenek ve potansiyeline göre yönlendirmeliyiz. Bu vesileyle çocuklarımız kendilerini tanıyacaklar, herkes yetenek kapasite ve potansiyeline göre bir meslek seçecek, çocuklarımız istemeye istemeye okula gitmeyeceği için daha mutlu, heyecanlı, azimli, kararlı ve başarı olacaklar.

O çocuklarımızın sebep olacağı okullarda ve okul dışı hayatlarında ki kavga, dövüş, isteksizliklerinden doğan sıkıntılardan da veliler ve toplum olarak kurtulacağız. Anneler babalar daha huzurlu olacak, okullar için ve eğitim için boş yere harcadığımız milli servet ülkemizin ve milletimizin cebinde kalacak demektir. Bu vesileyle sanayide çırak kıtlığı biter, üretim artar, esnaf canlanır, ziraat, hayvancılık, ormancılık gibi ihmal ettiğimiz alanlar canlanır. Bölgesel kalkınma gerçekleşecek, Üniversite eğitimi daha kaliteli olacak, öğrenciler severek, isteyerek ve kendi yeteneklerine göre okumaları mümkün olacaktır. Eğitimin kalitesi artacak ve aynı zamanda akademik başarılar da artacaktır. Dünya çapında başarılı üniversitelerimiz olmaya başlayacaktır. Hâsılı bu konuda söylenecek daha çok şeyler var. Kısacası eğitim sistemimiz ehil insanlarımızın elinde ve gözetiminde yeniden gözden geçirilmelidir. Eğitim sistemimiz Fetöcü ve fetöcü olmayan kriptolardan temizlenmeli. Yeniden büyük Türkiye’nin inşası için gerekli adımları atmakta zaman kaybetmemeli, bilinçli ve cesur olmalıyız.

Share
1944 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • GÜN OLDU DEVRAN DÖNDÜ

    11 Aralık 2018 YAZARLAR

      Gün oldu devran döndü, Avrupa yıllarca başkalarına sattığı kargaşayı kendi merkezinde buldu. Her zaman alıştığımız sessiz sokak yürüyüşü Avrupa´da yok oldu, yerini şiddet aldı. Paris´te birileri başkaldırıyor, akaryakıt zamlarını bahane ederek gösteri başlatıyor, 17 Kasım 2018´den beri Paris´i talan ediyorlar. Her taraf yakılıp yıkılıyor, ortada yağmalanmadık ne mağaza ne de ATM kalıyor. Göstericilerin giydikleri tek tip yeleğin renginden dolayı olaya “Sarı Yelek İsyanı” gibi isimler yakıştırılıyor. Avrupa´da sarı yelek çok kolay ...
  • TAHAMMÜL GEREK

    11 Aralık 2018 YAZARLAR

      Bir seçim daha yaklaşıyor… Suçlamalar, İthamlar, Ayak oyunları, Politik arenanın kaypak düzlemi… İnanın daha şimdiden içimiz karardı… 31 Mart´a kadar tahammül gerek ! Allah sabır ihsan etsin. Zira kapkara oldu yüreklerimiz maddenin kötü nefesinden erenler. Nereye yüzümüzü dönsek sorunlar yumağı, Nereye baksak pervasızlık ! Havada ağır bir koku, Zaman zehirleniyor sanki… Mevsimler dönmüş sözünden. Dünyanın renkleri aklımızı çelmekte… Yarın endişesi ile koşuşsa da benliğimiz, Yarınlar hiç de zannedildiği kadar uzak değil...
  • FRANSA’NIN ANLATTIKLARI

    10 Aralık 2018 YAZARLAR

      Dünya hep kaos çıkartılarak yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor. Aynı oyun tekrarlanırken, geçen zaman ve kuşak farkından dolayı tarihi hatırlamamız nerdeyse mümkün olmuyor. Acizane gördüğüm kadarıyla bu değişimden sorumlu ve bu değişimi gerçekleştirmek isteyen bir ülke yok. Ülkeleri istedikleri amaca hizmet ettirmek isteyen iki ayrı güç var. Ayrı güç diyorum çünkü yöntemleri farklı ama sonuçta varılan ve varılacak hedefler aynıdır. Uç bir misal verecek olursak bu gücün karşısında Amerika’da aciz İsrail’de aciz. İstedikleri zaman he...
  • BİZİ BU KİRLİLİKTEN KURTARIN!

    10 Aralık 2018 YAZARLAR

      Adalet ve Kalkınma Partisi kısa adı ile AK Parti önümüzdeki 31 Mart 2019 yerel seçimlerine farklı bir yol izleyerek hazırlanıyor. Bu kapsamda teknolojiyi aktif olarak kullanma kararı alan AK Parti bunun ilk örneğini temayül yoklamasında gerçekleştirdi. Kağıt israfını önleyen yeni sistem ile delege oy vereceği adayı teknoloji yardımı ile seçti. Devrim niteliğindeki bu uygulamaya bir yenisini daha ekleyen AK Parti bu kez de çevre,görüntü ve ses kirliliğinin önüne geçmek adına teknolojiyi ve sosyal mecrayı daha aktif kullanma kararı a...