logo

21 Kasım 2018

Vergiler ve ekonomi


Okan DİLEK
okandilek07@mynet.com

 

Ekonomide her şeyin yolunda gittiği zamanlarda pek tartışma alanı bulmayan vergi yükü, çalkantıların özellikle krize dönüştüğü zaman aralığında halkın ve üreticilerin gündemine ilk gelen konu olur.
Nitekim son dönemlerde ülkemizin bir numaralı gündem maddesi de ekonomi.
Haksız da değiller aslında çünkü iki durumun vergi yükünde ani bozulmalar olduğu gibi, vergi tazyiki denilen olgunun ağırlığı da hissedilir.
Vergi yükü basit anlamıyla belirli zaman aralığında gelirine ya da kazancına göre kişinin veya kurumun ne oranda vergi verdiğinin resmidir.
Öte yandan derine indiğinizde işin doğası değişir, farklı ve toplumsal bir durum ortaya çıkar.
Önce isterseniz Türkiye’de vergi yükünün iki fotoğrafını çekelim, daha sonrada o toplumsal durumun ne demek olduğunu açıklayalım.
OECD ülkeleri ile karşılaştırdığımızda, Türkiye’de vergi yükü OECD ortalaması olan %35’lerden daha düşük seviyede olup %30 civarında seyretmektedir.
Vergi yükü esas itibariyle bir kişi başına düşen mili gelir kavramıyla eş tutulsa da onun çeperlerinde toplumsal, kültürel ve daha nice olgular mevcuttur.
Ama esas itibariyle devletin ekonomideki rolü ve üretime katkısı bu oranın en belirleyici unsurları olmaktadır.
Üretimin temel gücü olan kurumların vergi yükü ile bireylerin vergi yükü arasında oldukça ilginç bir dengesizlik var ülkemizde.
Bireylerin ödediği verginin GSYH’ya oranı %4’ler civarında seyrederken, kurumlar vergisi oranı bunun yarısından daha azdır.
Buna ek olarak istihdam üzerinden bireyin medeni durumuna göre yüklendiği vergi oranı oldukça yükseklerde gözüküyor ülkemizde.
Örneğin, bekâr ve hiç çocuğu olmayan bireyin vergi yükü %35’leri, yüksek gelir dilimine sahip aynı bireyin vergi yükü ise %40’ları aşmaktadır.
Evli ve çalışanlarda da bu yük %35’lerden aşağıya inmemektedir.
Özellikle tüm bu oranların OECD ülkelerindeki vergi yükünden oldukça fazla olduğu aşikârdır.
Çalışanların üzerindeki bu vergi yükünün işgücü maliyetlerinin artışı ile ekonomik büyümeye etki ettiğini savunan görüşlerinde varlığı vurgulanmalıdır. Ücretlinin eline geçen net gelir ile işverene olan maliyeti arasındaki farkı belirten bir gösterge olan “vergi takozu” kavramı bu kapsamda doktora tezleri için yeni alanlar yaratacaktır çünkü söz konusu bu olumsuz fark Türkiye’yi OECD ülkeleri içinde çok yukarılara taşımaktadır.
Rakamların diliyle çok anlam ifade etse de vergi yükünün bir de toplumsal özellikle psikolojik yönü mevcut.
Harcanabilir gelir ve servette bir azalma doğuran vergi yükünün devletin “vergi tazyiki” ve “vergi baskısı” ile oluşan ve parasal olarak ölçüsü olmayan bu yapıya sübjektif vergi yükü denir.
Objektif yani ölçülebilen veri yükünden bazı zamanlarda da ayrışır.
Bütçe açığının fazlalaştığı, cari açığı arttığı, parasal dengelerin bozulduğu ve özellikle de büyümenin yavaşladığı dönemlerde, özellikle de devletin üretim gücünün olmadığı toplumlarda, vergi tazyiki ve vergi baskısı daha artar…
Ekonomik krizlerde gündeme gelen ilk konu vergi olduğu için de gözler hemen hükümete çevrilir.
Atacağı adımlar merak edilir.
Zira o adımların yarayı pansuman yapmaktan öteye yarayı iyileştirmeye yönelik olması gerekmekte.
Ekonomik krizi azaltabilmenin de yolu vergiden geçtiği için pekçok üründe vergi indirime gidildi ki piyasa canlansın.
Bu vergi indirimi ekonomi bir nebze olsun canlandırırken asıl vatandaşı yakından ilgilendiren ürünlerde indirim ne yazık ki olmadı.
Vatandaş cebine girene ve cebinden çıkana baktığı için ekonomik krizin halen devam ettiğini söyleyebiliriz.
Uzun vadeli programların meyvesini ne zaman alacağız bunu de bekleyip göreceğiz ama gördüğümüz şu an için işe yaradığı yönünde.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BAKIYOR AMA GÖREMİYORUZ?

    22 Mayıs 2019 YAZARLAR

      Baktığınız ama göremediğiniz şeyler oldu mu hiç sizin. Çünkü hayatta, bakmak başkadır, baktığımızı görmek başka. Gördüğümüzü anlamak ise bambaşka bir şeydir. Anladığımızdan  bir şeyler  öğrenmek de yine ayrı bir şeydir. Ama asıl önemli olan öğrendiğimize uygun hareket ve davranış sergilemektir. Aslında biz insanların düşündüğü ve inandığı şeyler, muhakkak bakış ve görüşünü etkilediği gibi, bunun için de çoğu insan gördüğü şeyi olduğu gibi değil, görmek istediği gibi görür. Oysaki bakmak ve görmek arasındaki fark ilk bakışta yok gib...
  • SORUNLARIMIZ ÜZERİNE

    22 Mayıs 2019 YAZARLAR

      İnsanların yaşamda karşılaştıkları açlık, yoksulluk, israf, işsizlik, trafik, çevre kirliliği, küresel ısınma, göç, çölleşme, kaynakların azalması, salgın hastalıklar gibi bazı sorunlar vardır ki bunlar toplumsal sorunlardır. Bu sorunlar insan yaşamı için büyük tehditler oluşturmaktadır. Çözümü için de ulusal ya da uluslara arası boyutta çaba getirmektedir. Öyle ki toplumsal sorunların pek çoğu tüm dünyayı ilgilendirmektedir. Toplumsal sorunların çözümünde kişilere düşen öncelikle bu tür sorunlara karşı duyarlı olmaktır. ...
  • BATAĞA NASIL DÜŞÜYORLAR

    22 Mayıs 2019 YAZARLAR

      Nereye gidiyoruz yazı serisi (3) Eğer bir bataklık varsa, orada sivrisineklerin olması ve bu sineklerin yakınlarda oturanları sokması gayet normaldir. Hiç kimse bu sineklerden şikâyet etmeye hakkı olamaz. Ona, “Değerli kardeşim, bataklığı kurutmak için elinde imkan varken bunu niçin yapmadın?” derler. Bazen şunu söyleyenlere rastlanmaktadır. “Niçin bataklık olsun? İhtiyacı olan gençlerimiz için böyle yerler gereklidir(!)” Bu söz, böyle bir olayla karşılaşmamış ve acısı kendisine ulaşmamış yani iğne henüz kendine batmamış olanlar...
  • Vefa Nedir Bilir Misiniz?

    21 Mayıs 2019 YAZARLAR

      Günümüzde yitirmiş olduğumuz, çok değerli bir özellikten bahsetmek istiyorum bugün sizlere. “VEFA” Ne yazıktır ki, hepimizin unuttuğu veya unutturulduğumuz çok güzel bir özelliktir. “VEFA” Aslında bakacak olursanız, bir toplumu toplum yapan, insanı insan yapan bir değerdir. Vefa dostlar, kardeşler arasında olmazsa olmaz bir duygu ve davranıştır. “VEFA” insanları birbirine bağlayan, kaynaşmayı, bütünleşmeyi sağlayan yüce bir duygu olmakla birlikte sözünde durmak ve ihtiyaç halinde yardım etmek demektir. “VEFA” biz sevdikler...