logo

istanbul escort

escort istanbul

istanbul escort bayan

porno izle

porno indir

sikiş izle

10 Nisan 2018

ÜLKENİN BÜTÜNLÜĞÜNE KASTEDENLER


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

Ülkenin huzurundan rahatsızlık duyan bazı çevreler, son günlerde topluma algı operasyonu yapmaktadırlar. Toplumu yanlış yönlendirme üzerine, küçük küçük birbirinden bağımsızmış gibi görünen, lakin insanların zihninde birleştiğinde büyük;  farklı sosyal tabanlardan, milleti rahatsız edici bir operasyon çekilmektedir. İlk denemesinde dindarların(!) kullanıldığına şahit olduğumuz 15 Temmuz darbe girişimi, bu defa bizzat dinin kendisi kullanılarak planlanmaktadır.

15-20 sene önceleri başörtüsü, laiklik ve gericilik maskesi altında yapılan toplumu ayrıştırma, uyutma ve köleleştirme operasyonları, bu gün şekil değiştirmiş vaziyettedir. Bir bakıyoruz; kadına şiddet, taciz, sözde eşitlikçi feminist İslamcı kisvesinde kadınlar; eskiden beri devam eden imam hatipler, toplumun kanaat önderiymiş gibi öne çıkan isimler, mağdur edebiyatının yeni renkleri olarak toplumun hassas sinir uçlarını bilerek veya bilmeden zorlamaktadırlar. Bunlar kullanılarak toplumun birlik ve beraberliği hedef alınmaktadır.

Bu konular arasında en popüler olan, İmam Hatipler! Neden rahatsız oluyorlar? Elbette son yıllarda artan İmam Hatip okullarının sayısından ve pek tabi ki imam hatipli öğrencilerin sayısından. İmam hatipteki eğitimin içeriği ve işleyişi bakımından rahatsızlık duymaktadırlar. Bugün İmam Hatip okulları farklı dallarda eğitim verebilen, sınavla öğrenci alan okul niteliği taşıyabilen, Fen ve Sosyal bilimlerden başlayarak, İspanyolca da dâhil olmak üzere yabancı dillerde ve daha pek çok değişik alanda eğitim verebilen, zamanı yakalamış okullar olmak atılımını gerçekleştirmiştir. Buralarda yetişen gençler sosyal hayatın içinde, bilim ve sanatın merkezinde, toplumla bir ve beraberdirler. Onların, bu toplumun çocuklarının, Fatih gibi, Mimar Sinan gibi velhasıl medeniyeti dünyaya öğreten yüzlerce İslam âlimi gibi olmalarına gölge düşürülmeye uğraşıldığını görüyoruz. Tam da Cumhurbaşkanının Diyanet ve İlahiyat fakültelerini işaret etmesinin akabinde dillendirilen “İmam Hatipliler Deist” çığlıklarının zamanlaması oldukça manidardır. Herkesin malumudur ki bu okullar Diyanet İşleri Bakanlığının ve İlahiyat Fakültelerinin tabanıdır.

Konya’da yapıldığı ve İmam Hatiplerin içinde bulunduğu durumu öne çıkardığı söylenilen çalıştayın sonuç bildirgesini doğru okuduğunuz zaman, imam hatipler ile ilgili olmadığını, tüm eğitim sistemini ve toplumsal dejenerasyonu ele aldığını görüyoruz. Toplum mühendisi insanlar(!), toplumu yanlış yönlendirme çabalarıyla baktıkları için, onların gözlüğüyle bakacak olursanız asla doğruyu görme şansınız olmayacaktır. İşin diğer bir tarafı da bu toplumda her türlü dejenerasyona rağmen, inançlarını yüreklerinin derinliklerinde besleyebilen kimselerin varlığını asla hazmedemiyorlar.

Bu günlerde o işbirlikçiler, toplumun yüreğinin derinliklerindeki İslami hassasiyetlerini kullanma çabası içerisindedirler. Bir türlü başaramadıkları iktidarı devirme eylemini, iktidarın kendi unsurlarına yaptırmaya çalışıyorlar. Şunu da görüyoruz ki, kendilerine tetikçi bulmakta zorluk çekmiyorlar. Araştırma kurumları, birkaç öğretim görevlisi, kendini İslam’ın yılmaz savunucusu zanneden bazı cemaatler ve STK lar, yine kendinin ve hemcinslerinin sözde haklarını korur gibi gözüken bir takım kadınlar son günlerde en çok karşımıza çıkan örneklerdir diyebiliriz.

Tüm bu tartışmalar devam ederken haber bültenleri de 3. Sayfa haberleri tabir edilen ve toplumun huzurunu farklı bir yönde kaçıran başlıklarla dolup taşıyor. İnsanlar adeta “bu ülkede huzur kalmadı, Türkiye artık yaşanacak bir yer değil” diye feryat edecek hale getirilmeye çalışılıyor.

Bu toplumda İslami hassasiyeti olup olmadığı hiç fark etmeksizin toplumun içerisinde bulunan bütün fertlerin tahriklere kapılmaması gerektiği aşikârdır. Biz bir geminin içerisindeyiz ve gemi karaya yakın bir yerde de değil. Gemiye zarar vermeye çalışılıyor, içinde bulunan insanların cinsiyeti, nasıl düşündüğü, hayata nasıl baktığı, hayatı nasıl yaşadığına hiç aldırış etmeksizin, batmaması için birlikte mücadele etmek zamanıdır. Bu gemi batarsa hep birlikte suların derinliklerinde kaybolup gideriz. O halde, bu toplumun içerisinde, inanan inanmayan diye ayırt etmeye ihtiyaç hissetmeden, içinde bulunduğumuz toplumun rahatı, huzuru, adaleti ve erdeminin devam etmesi için mücadeleyi birlikte vermemiz gerektiğini fark etmek ve bunu hissetmek zorundayız. Dış güçler, dünyalık üç beş kuruş karşılığında veya küçük makam mevki karşılığında ya da basit dünyalık talepler karşılığında birilerini satın alabiliyorlar. Yine birileri gelip bizim inançlarımızı istismar ederek, duygu ve düşüncelerimizi suiistimal ederek, bu devletin, bu milletin yıkılması için büyük çabalar sarf edebiliyorlar.

Bizler oturup bakamayız. Mutlaka, birbirimizi öteleyici olmadan, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak, birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmek zorundayız. Bu erdemin milletin kurtuluşu için tek yol ve yöntem olduğunu unutmamalıyız.  İçinde bulunduğumuz toplumun İdaresi’nden veya herhangi bir işleyişinden rahatsızlık duyuyorsak ki duyanlar da olacaktır, bu devleti ve bu milleti yıkacak eylemlere girerek yerine konacak uydu sistemlerle mi daha müreffeh bir Türkiye oluşacak? İçinde bulunduğumuz ortamın yanlışlarını birbirimizi germeden doğru ve adil bir vaziyette anlatarak ve çözümler üreterek ortaya koymalıyız. Böyle yaparsak, hem bizim hem de içinde bulunduğumuz Türkiye toplumunun menfaatine olacaktır.  Aksi takdirde her birimizin canı yanacak, huzuru kaçacak ve ortamın gerilmesinden, bu devlete, bu millete kin besleyenlerden başka kimseye faydası olmayacaktır.

Kendine düzenin ve huzurun bozulmasından fayda sağlayacağını zanneden kişilerinde aslında öyle bir faydalarının olmadığı açıktır. Amerika’nın veya batının uşaklığına talip olanlar bilmelidir ki, ecelleri ya efendilerinin elinden, ya da efendilerinin diğer uşaklarının elinden olacaktır. Yakın geçmişte bunu canlarıyla ödeyip ispat eden Libya, Irak ve Suriye halklarının şahitliği karşımızda durmaktadır. O halde, aklımızı başımıza toplayarak, bu devletin işleyişindeki eksiği, gediği, hatayı, kusuru, yanlışı tedavi etmek suretiyle, daha iyi yarınlara gitmemiz gerektiğinin bilincinde ve şuurunda olmalıyız.

 

Share
2473 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BU MİLLET BİR SEÇİM DAHA KALDIRMAZ

    26 Mart 2019 YAZARLAR

      Yerel seçim ile genel seçimi iyice karıştırmaya başladık. Muhalefet özellikle ekonomi ve işsizlik üzerinden iktidar partisini vurmaya çalışırken iktidar partisi ise 31 Mart’te yapılacak olan seçimin yerel seçim olduğunu anlatmaya çalışıyor. Muhalefet 24 Haziran seçimlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aldığı yüzde 52’lik oy oranını kendilerine baz alacak gibi duruyor. Ekonomi ve işsizliği ilk sıraya koyan muhalefet bunun yanına afadlardan sonra oluşan mağduriyetleri de ekliyor. Yani patates ve soğan edebiyatının ...
  • DUYGUSUZ HİSLER

    26 Mart 2019 YAZARLAR

      Toplum olarak etrafımızda bir türlü ne olduğunu çözemediğimiz bu yapıyı bireyler mi oluşturuyor yoksa bu yapı mı bireyleri oluşturmakta? Nasılsa herkes farklıydı, aynı düşünen insanlar mı toplum oldu, yoksa asıl farklılık toplum olabilmekte miydi? Bence asıl sorular her zaman bunlardan kaynaklanıyordu. İnsanoğlu kurduğu ve icat ettiği, her şeyin tutsağı oldu, bu da neyi icat ettiyse günlük hayatta onsuz yaşayamaz oldu. Aslın da amaç hayatı kolaylaştırmaktı, peki hayat bu kadar kolay yaşanınca elimize ne geçti? Veya zor olanı kim belir...
  • Keşke her yıl seçim olsa

    25 Mart 2019 YAZARLAR

      Türkiye olarak seçimlere alışığız. Ne de olsa 2000’li yıllaran önce seçim üzerine seçim yapıyorduk. Genel seçimlerde hükümetler kurulamıyor yeniden sandık başına gidiyorduk. Yerel seçimler her ne kadar zamanında yapılmaya çalışılsa da bunda dahi başarılı olamadık. Aslına bakılırsa her bir seçimin Türkiye ekonomisine çok ciddi zararı oluyor. Ancak seçim dönemlerinde ekonomi canlanıyor. Normal zamanlarda vatandaş ulaşamadığı belediye başkanlarını sokakta karşısında görüyor ve derdini anlatma fırsatı oluyor. Her daim...
  • ALMAYI SEVEN İNSANLAR

    25 Mart 2019 YAZARLAR

      Verdikçe alan insanları bilir misiniz?  Hani, sınırlar nereden başlar, nereden biter bunu anlamak için elinden geleni yapan, biz sustukça anlamadığımızı sanarlar, ve içinde bulunduğumuz kullanılma durumunu birçok kez sevgi ile karıştırdığımız o duygunun adıdır… Bunların yaşanmaması içinde, sınır koyabilmek insanın kendisini koruması en güzel davranış şeklidir… Yalnızca bunu yapabilmek için her anlamda alt yapınızın güçlü olması gerekmektedir… Bazen de merhametiniz öyle güzel kullanılıyor ki siz farkında bile olmuyorsunuz… Bunu anla...
escort bursa escort mersin