logo

09 Eylül 2019

TOPLUMSAL DEĞİŞİMDE KADINLARIMIZ


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

Dünyada kapitalist sistem, kendi varlığının kalıcı hale gelmesi ve devamı için temel ihtiyaçların dışında ihtiyaçmış gibi gösterdiği moda alanını keşfedip hareketlendirdiği aşikârdır. Bu sektörün,yani modanın en çok pirim yapan alanı ise süslenme ve lüks tüketim sahalarıdır. Bu sektörün hareketliliğini koruya bilmesi için en uygun kitle kadınlar ve kendini heteroseksüel olarak nitelendiren, yani bir bayana yakın süslenen bir gurup erkek oluğunu, basından takip edebiliyoruz. O erkek kitle de sadece tüketim sektörünün ana hedefi bayanlar olarak algılanmasın diye garnitür olarak değerlendirilmektedir.

Bir toplumun dizayn edilmesinin kadınlardan geçtiğini fark eden kapitalizm ve onlarla hareket eden yenidünya düzencileri, dünyanın her yerinde kadınları örgütlemeyi başararak istedikleri değişimi hiç zorlanmadan gerçekleştirmenin anahtarını ellerinde tutmaktalar. Kadınlara sınırsız özgürlük adı altında toplumların zaten tam olarak bilmedikleri inançlarını sorgular hale getirdiler. Neye inandığından ve ne için inanması gerektiğinden haberi olmayan, inanıyoruz diyen kitleleri manipüle etmeyi ve sözde inançlarını sorgulatmayı başardılar. Sözde inanç diyorum çünkü inandığını söylediği inancının gerekliliğini ve neye inandığını ruhuna kadar hissederek, kendine inancıyla yön veren kaç kişi vardır takdir sizlerin. Tabiki kimsenin inancını sorgulamak veya eleştirmek benim haddime değil ama inandığını söyleyenlerle inandığı gibi yaşayanlar arasındaki uçuruma dikkat çekmek istedim o kadar.

Mutlaka her inanç yapısınında bir aile anlayışı ve kurumsal kimliği mevcuttur. Son zamanlarda tüm dünyada olduğu gibi küreselcilerin oyunu olarak başlayıp ortaya çıkan ve aile kurumunu temelinden sarsan olaylar hemen hemen herkes tarafından fark edilmektedir. Tâki artık, Türkiye’de devletin en üst makamlarına kadar bu rahatsızlıklarımız dile getirilmiştir.

Aileye yönelik yapılan bu olumsuzlukların toplumlarda yerleşebilmesi için kadınların öne çıkarıldığı da ortadadır. Küreselciler ve aynı zamanda yenidünya düzencileri kadınların örgütlenmesiyle elde edilecek yolun hem masrafsız hemde yeterli miktarda etkili olduğunu keşfetmişlerdir. Oyunu yerli yerinde oynamak için tüm dünyada olduğu gibi kadınlarımızı bize karşı, toplumsal inancımıza ve hatta kadınlarımızı kendi inançlarına karşı örgütlemeyi başardılar.

Önümüzdeki günlerde toplumumuzun değişiminin yönünü kadınlarımızın umarsızlığı veya basireti belirleyecek diyebiliriz. Kadınlarımız olarak anlayamasak da, anlamaya çalışarak inancımızın bize verdiği genişliği görüp, toplumumuzu ona göre yön vermekte tercih yapacağız. Ya da küreselcilerin tüketim elemanı ve dünyayla birlikte ülkemize istedikleri gibi yön vermelerinin oyuncağı olacağız.

Tarih boyunca olduğu gibi bizim toplumumuzda kadınlarımız, her ne kadar geri planda görünseler de asla toplumsal güçlerinden bir şey kaybetmemişlerdir. Bunun en güzel örneği terör örgütünün elinden çocuğunu söke söke alan annemizdir. Bu annelerimizin eylemlerine tüm Türkiye’deki annelerin destek vermeleri ve katkıda bulunmaları lazımdır. Bunu küreselcilerin oyuncağı olan kadın derneklerinin ve yine küreselcilerin oyuncağı olan kadınların anlaması mümkün değildir. Hep söyleye geldiğim gibi ülkedeki değişimin rengini belirleyecekler görüntüde erkekler olsa da her zaman olduğu gibi onurlu ve inancına sahip çıkan kadınlarımız olacaktır.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Muharrem Ayı

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Malumunuz olduğu üzre Muharrem ayındayız. Bu ay, Kur’an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir... Bilindiği gibi, Peygamber efendimiz, miladi 571’de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının 12. Pazartesi sabahı, Mekke’de doğdu. 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların “şemsi yılbaşı” oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, “hicri yani kameri yılbaşı” oldu. Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümanların yılbaşı gecesidir. Bu ayda oruç tutma...
  • MUTLULUK NİKÂHLA BAŞLAR          

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Yaşayan her kes mutluluğu yakalamak ve hayatını mutlu olarak geçirmek için çabalar durur. Bu uğurda zaman harcar, para harcar, bazı sevdiği kimseleri incitir, bazı sevmediği kimselere yaklaşmaya çalışır. Ama mutlu olabilmek için önce “mutluluk nedir ve nasıl mutlu olunur?” sorusunun cevabını iyi bilmek gerekir. Sonra da o hedefe gidecek doğru yolu girmek ve o yolda mesafe almak gerekir. Eskiler; “Saadet (mutluluk) dediğin bir anlık olaydır. Yaşanır ve geçer” Mutluluğun sürekli olmasına “selamet” adını vermişlerdir. Bir de dünya ve ahiret mut...
  • DEMOKRASİNİN KARARDIĞI GÜN

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Ne yazık ki her dönem istenilmeyen olaylar yaşanırken tarihimize kara bir leke olarak o kötü günler kalıyor. Türkiye demokrasisi, 17 Eylül 1961'de tarihinin en kara günlerinden birini yaşadı. 1950 seçimlerinde yüzde 52,7 oyla iktidara gelen ve 10 yıl süreyle başbakanlık yapan Adnan Menderes ve arkadaşları idam edildi. Darbeciler tarafından 58 yıl önce idam edilen Eski Başbakan Adnan Menderes, çalışma arkadaşları Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam edilişlerinin 58.yıldönümü. Bu ve benzeri öneml...
  • NEDENİ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ Mİ?

    17 Eylül 2019 YAZARLAR

    Son 10 yıla yakın bir süredir kamuoyumuzu çok meşgul edip acılarımızı katmerleyen olaylardan biri de çok sık yaşanan aile cinayetleridir. Geçtiğimiz temmuz ayında işlenen aile merkezli kadın cinayeti sayısı 31 iken, ağustos ayında bu sayı 49’a yükseldi. Sanki cinnet geçiriyoruz… Çocuğunun gözü önünde hanımını onlarca yerinden bıçaklayıp öldüren, boşanma davası aşamasındaki eşler içki içip tartışmaya başlayınca eşini bıçaklayıp öldüren kadınlar, çocuğumu göstermiyor diye eşini öldürenler, evden uzaklaşma cezası aldığı için sokakta kalan...