logo

istanbul escort

porno izle

porno indir

Tarıma çözüm önerileri

 

Tarım sektörünün gelişmesi adına kurulan Tarım Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TARSİD) Yönetim Kurulu Başkanı Aygun Şahin ile sürdürülebilir tarımı ve tarımın geleceğini konuşmak üzere bir araya geldik.

Sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Argun Şahin, ziraat mühendisiyim. 1983 Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi mezunuyum. Yaklaşık 4 yıldır devlet hizmetinde çalıştım. Daha sonra özel sektörde çalıştım ve emekli oldum. Hala çalışmaya devam ediyorum bir tohum şirketinin ülke müdürü olarak görev yapmaktayım.

TARSİD nasıl doğdu? Süreç nasıl ilerledi?

Dernek kurma fikri derneği kuran arkadaşlarımızla sohbet esnasında gelişti. Bir fikir olarak doğdu ve hayata geçirdik.

Çiftçinin üretimi terk etme sırasında Antalya 1’inci sırada yer alıyor, bu konuda neler söylersiniz?

Tarım, gelir getirici bir iş sonuçta. Bir işten insanlar neden çıkar? Ya o iş gelir getirmiyordur ya da bir takım sosyal sebeplerden dolayıdır. Bedensel olarak yetişemiyor da olabilir. Tarımdan geçinen ailelerin karlılık oranları düştü. İnsanlar çok fazla para kazanamıyor. Girdi fiyatlarının yükselmesi ancak girdi fiyatlarının yükselmesine bağlı olarak ürün satış fiyatlarının aynı oranda yükselememesi sebebiyle gelir düştü. Hal böyle olunca tarımla çalışan ailelerin genç çocukları ben bu kadar zahmet çekip gelir elde edemiyorsam neden burada kalayım diyorlar ve tarımdan uzaklaşıyorlar. Antalya özelinde söylersek insanlar bu kadar zahmetli bir işe gitmektense otellerde çalışmayı tercih ediyorlar. Biraz daha düşük gelir düzeyiyle en azından zahmet çekmeyeceğim diyor. Bu durumun düzelmesi içinse tarım sektöründe çalışan işletmelerin karlılığının yükseltilmesi gerekir. Üretici kendi ürettiği ürünün fiyatını kendisi belirlemelidir. Ama üretici Türkiye’de küçükse eğer üreticilerdeki verimliliğin düşük olmasını sağlıyor. Üreticinin ürettiği ürünün fiyatını belirlemesi lazım, bunun için de üretici anlamlı üretim yapılmalıdır. Bir üretici kendisini bu kadar büyütemeyebilir ancak üretici bir araya gelip bunu gerçekleştirebilir. Bu da bizi üretici örgütlerine, birliklerine ve kooparatiflere getiriyor.

Tarım sektörüne yapılan teşvikler konusunda önerileriniz nelerdir?

Şu an da tarıma yapılan teşvikler oldukça fazla. Çok da güzel teşvikler var. Ülke olarak hem bizim çok güzel teşviklerimiz var hem de uluslar arası projelerden Avrupa Birliği  projeleri gibi yerlerden teşvikler var. Ancak bu teşviklerden yararlanabilme oranı oldukça düşüktür. Burda yine aynı soruna geliyoruz. Küçük çiftçi ne yazık ki kendisi bunlara insiyatif gösterecek kadar bilgi sahibi değil. Yine bir araya gelip üretici örgütleri ve kooparatifler olursa bu türk teşviklere daha profesyonel yaklaşımlar olacaktır ve teşviklerden yararlanmalar daha bilinçli olacaktır. Hükümetimizin ara ara verdiği yem, süt, ihracat, ilaçlama, gübre, sera yapım gibi teşvikler var ancak bu teşviklere erişim de bazen anlamsız teşvikler olabiliyor. Üreticinin küçük olmasından kaynaklı teknik sorunlar ortaya çıkabiliyor.

Hal Yasası ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Hal Yasası taslağı var ve hala taslak aşamasında. Bu taslakta bir takım öngörüler var. Taslağı inceledim ve dikkatimi çeken birkaç nokta oldu. Bunlardan birisi hallerdeki hal sayılarının düşürülmesidir. Ticaretin yapıldığı hal sayılarının düşürülmesi mevcut hallerin kapatılması değil benim anladığım kadarıyla. Göreceli olarak küçük olan haller toplama merkezlerine dönüştürülüyor. Büyük olanlarsa gerçekten ticaret erbabının yer aldığı merkezler olarak öngörülüyor. İkincisi ise şimdiki haller orada bulunan belediyeler tarafından işletiliyorlar. Yeni taslağa göreyse özel anonim şirketler kurulacak ve o şirketler bu halleri işletecekler ve iş yapanlar o anonim şirketlerden yer kiralayacaklar. Yeni taslakta Eski hallere göre farklılık olan bir nokta var. Üretici örgütlerine ve kooparatiflere 3’de bir oranında yüzde 30 oranında bir yer kontenjanı tanınıyor. Bu üretici örgütleri de kira bedelinin yüzde 25’ini ödeyecekler yani çok daha ucuz bir kira bedeli ödeyecekler. Bunlar olumlu şeyler keşke böyle olsa. Ancak o zamanda mevcut üretici örgütlerinin işlevselliği ortaya çıkıyor.

Tarım topraklarının korunması ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Türkiye bin yıl önce bu topraklara göçüp gelen bir toplum. Hala göçüyoruz, o göçebelik hala içimizde var. Bütün kentlerimizde kırsal kesimden şehirlere göç var. Bu göçün nedeni olarak da yerel yönetimler arsa üretmek zorundalar. Bu arsa üretmedeki planlamalar da yanlış yapılması durumunda ilk başta tarım toprakları heba oluyor, şehirleşmeye ya da sanayileşmeye heba ediliyor. Çok uzun yıllar önce Adapazarı’nda Toyoto fabrikasının kurulduğu yerde patates yetiştiriliyordu. O zamanlarda herkes ayağa kalkmıştı biz patatesi nerede yetiştireceğiz diye. O zaman dönemin başbakanı Toyoto satarsanız patatesten daha çok para kazanırsınız diye bir cevap vermişti. Evet dopru ancak Toyoto karın doyurmuyor, patates karın doyuruyor ve şu an da patates ithal ediyoruz. Dolayısıyla tarım alanlarının imara açılması konusunda ciddi bir sorun var. Buna sosyolojinin de içinde olduğu bir çözüm getirilmesi gerekiyor. Teknik sorundan ziyade sosyolojik de bir sorun var.

Üreticinin finansmana erişim sıkıntısı devam ediyor  bu konuda neler söylersiniz?

Türkiye’de finansmana erişim sıkıntısını sadece tarım sektörü çekmiyor. Herkesin finasmana erişim sıkıntısı var. Bu sadece üreticinin sıkıntısı değil. Dolayısıyla üretici para akzanamadıı için bir şekilde finanse etmek zorunda buna da erişemedği için başka yollara başvuruyor. Çünkü üretici küçük, küçük olduğu zaman finansmanı sağlayacak kurumlara sizin o finansmanı almak için bir taahhüt göstermesi gerekiyor. Ama çiftçinin elinde bir şey yok ki ne göstersin. Eğer küçük çiftçi bu halde bırakılırsa bu halde kalır. Eğer devlet küçük çiftçinin yanında olursa ama ona para vererek değil düzenlemelerle yanında olursa düzenlemeler ve yasalarla küçük çiftçiyi desteklerse küçük çiftçi küçük olmaktan çıkabilir.

Size göre Antalya tarımının en büyük sorunu ve çözümü nedir?

Türkiye’de bir sürü sorun var. Antalya’da ise üreticilerin girdi fiyatlarındaki yüksekliklerdir. Antalya’da yapılan üretimlerin birçoğu örtü altı üretimdir. Örtü altı üretimlerin de yapılan girdilerin çok büyük bir miktarı ithalata dayalı. Dolayısıyla ithalata dayalı olduğu için, döviz kurlarında yaşanan hareketlenmeler ub irdi fiyatlarını direk etkiliyor. Ya üretici bu girdilerden bir takımını kullanmıyor ya da kullandığı durumda da sattığı ürün o fiyatta artmadıüı için zarar ediyor. Devletin burda biraz daha bu girdilerin Türkiye’de üretilmesi için çalışmalıdır. Bu girdilerin içinde en büyük etken gübre, sulama, ilaç, tohum var. Bunlara Türkiye’de daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor. Üretiliyor ancak  bu üretimin niteliği istenildiği gibi değil. TARSİD’in en büyük fonksiyonu da budur zaten. Tarımın bir bütün olarak ele alınmasıdır. Biz sadece meyve sebzeyi, sulamayı ya da tohumu temsil etmiyoruz. Biz bunun hepsinin bir bütün olduğunu düşünüyoruz. Üretimiyle, ekonomisiyle, hayvancılığıyla, yayımıyla, tedariğiyle hepsine birlikte dikkate alınıp planlamalar yapılırsa ancak o zaman bir sonuca gitmek mümkün olur. Bir kumaştan bir ipi çekerseniz kumaşın bütününü bozarsınız.

Tarımda şirketleşme mi yoksa mikro ölçekte tarımı mı tercih edersiniz?

İkisi de aslında. Ya o ya o diyemeyiz. İkisi de olsun ancak verimli olsun. Verimli olmanın yolları bulunmalıdır. Küçük ölçekte bir üreticinin örgütlenerek çok daha verimli olabileceğini düşünüyorum.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın geçtiğimiz günlerde ekonomi ile ilgili yaptığı açıklamalar hakkında neler söylersiniz?

Yapılan açıklamaların hepsi üzerinde bir yorum yapamam. Ancak tarım konusuna bakarsak. En başta tarım konusuna değinmiş olması çok öenmli bir şey. Hiç değinmemiş de olabilirdi ya da hiç de değinmeyebilirdi. Tarım konusunda kim ne katkı yapabilirse kardır. Bu açıdan baktığımızda tarıma karşı olumlu düşüncelere pozitif bakıyoruz. Devletin bu konularda daha aktif olması için TARSİD olarak bizim düşüncemiz, devletin operasyonel işlerde yer almamasıdır.  Yani devletin marketçilik, çiftçilik yapmamasıdır. Ama devlet denetleyici ve düzenleyici pozisyonda olmalıdır. Bu açıdan baktığımızda yapılan açıklamalarda son derece iyi niyetli ve güzel bir bakış açısı var. Bunlar sadece başlık olarak açıklandı. Altlarında ki detaylara sahip değiliz. Mayıs ayında detaylar açıklanınca neler oluyor bilmiyoruz. Ona göre değerlendirme yaparız.

Tarımın gelişmesi adına Türkiye olarak ne yapılmalıdır?

Ülke olarak bizim öncelikli gündemlerimizden biri tarım olmalıdır. Eğer öncelikli gündemlerimizden biri olmazsa çok kısa vade içinde biz patates örneğinde verdiğim gibi daha çok şeyleri ithal ödüyor oluruz. Bunun dışında  tarım ve gıda konusunda magazin haberciliğinin de çok büyük zarar verdiğini düşünüyorum. Bu konuda yapılan magazin haberciliği, tarım konusunda inanılmaz derecede bilgi kirliliği yaratıyor. Bu kirliliğin içinde halk neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda aykırılıklar var. Sadece magazin olması adına doğru bilinen birçok yanlış ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bunun Türkiye’de ki tarım politikasına ve tarım üretim yapısına zararı çok büyük. Belki masum ve eğlenceli gibi duruyor ama değil. İnsanlar artık televizyonda yayınlanan bir haberle bazı ürünleri yemekten, tüketimden kesebiliyorlar hem de yanlış olan bir bilgiye dayanarak. Bunun için bununla ilgili kimin ne yapması gerekiyor bilmiyorum ama bu bilgi kirliliğinin oluşumunda medyanın sorumluluk sahibi olması gerekiyor. Bu iş bu kadar sulandırılmamalıdır. Tabi ki magazin yapacaklar ancak bu derecede bu seviyesizlik noktasında yapılmamalıdır.

Röportaj: Gonca ÖZTÜRK

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

escort bursa escort mersin