logo

12 Eylül 2018

OY VERMEK ONAYLAMAKTIR


Nevzat Laleli
nevzatlaleli@gmail.com

Önümüzdeki yerel seçimler milletimiz için tarihi bir fırsattır, dönemeçtir. Çünkü insanlar seçimlerde, aslında partileri değil, kendi geleceklerini seçmektedirler. Herkesin geleceğini oy verip desteklediği partinin zihniyeti ve gelirse icraatı belirleyecektir.

Oyumuz da sadece kendimizin ve yakın çevremizin değil 70 milyon milletimizin, milyarlarca ezilenin İslam âleminin ve tüm insanlığın hakkı vardır. Çünkü oy verdimiz partilerin bütün iyilik ve kötülükleri ile bunların yan etkilerine ortak olunmaktadır.

Bu seçimler, iktidarda ki AKP ile ana muhalefet partisi CHP’nin meydanlarda birbirlerine atıp tutmasının kafalarda doğurduğu “işte karşımızda iki parti var” imajından ibaret değildir. Aslında sandık başına giden bir vatandaşımız yirmi parti arasından birini değil, AB veya ABD birini mi yoksa Milli görüşümü seçecektir, buna karar verecektir.

ABD, faiz ve sömür demektir, “ümüğümüzün sıkılması” demektir. AB bağımlılık demektir, işbirlikçilik demektir. Avrupa, işsizlik, açlık, yokluk ve zillet demektir. Yüksek Hızlı Trenler, hava meydanı ve uçaklar, deniz altından tüp geçit yapılması için aldığımız krediler ile her şeyin kontrolünü onlara bırakmamız demektir.

Önümüzdeki seçimleri ABD’ci bir partinin kazanması halinde milletimiz bu günkü ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerden daha kötüsüyle karşılaşacak demektir. Seçim sonra yağmur gibi yağacak zamları, yeni vergileri şimdiden kabul etmek demektir.

Oysa  mikroptan ilaç ve faizden fayda gelmez. Bunlarla bir ülkenin kalkındığı asla görülmemiştir. Venezuala ve Malezya’nın kalkınma hamlesi Batı ile göbek bağılarını kesmesi ile gerçekleşmiştir. Elbette her zaman ikili anlaşmalar yapılır. Ancak bu anlaşmalarda “nimet – külfet dengesi” ne dikkat etmek gerekir.

YA MİLLİ GÖRÜŞ

Size, “Milli görüşün” edebiyatını yapmaktan daha çok 1973 – 1978 arası ile 1996 – 1997 arasında yarım yamalak (koalisyon halinde) iktidara gelmiş olan “Milli Görüşlü hükümetlerde” neler yapılmış milletimize neler kazandırılmış bunları iyice düşünmenizi tavsiye ediyorum. Hatırlamakta zorlananlar veya yaşı küçük olup ta o yakın devreleri henüz bilemeyenler yaşı müsait olanlardan öğrenebilirler.

Ağır sanayi hamlesi… Fabrika yapan fabrika… Her ile bir fabrika…” gibi hamlelerle 200 ağır sanayi fabrikası kurulması için yoğun çalışmalar yapılmış, 1978 sonunda “Güneş motel oyunuyla” bu hükümet düşürülürken, fabrikalardan 70 tanesi bitirilmiş, 130 tanesi ise programı gereği zaman içerinde bitirileceği var sayılmıştır.

Bunların içerisinde “Motor fabrikası (Konya) Traktör fabrikası (Konya) Elektronik cihazlar fabrikası (Aydın) Elektromekanik (gaz ve su türbinleri) cihazlar (Diyarbakır) Hidrolik makineler (Trabzon), TUSAŞ Türk uçak sanayi A.Ş’nin Uçak sanayi fabrikaları, İş makineleri fabrikası (Polatlı ve Kulu) ve daha yüzlerce ağır sanayi fabrikası…” iç ve dış borçların faizlerinden kurtarılan paralarla yapılmaya çalışılmıştır.

Şimdi bu fabrikaların yerinde yeller esmekte ve çoğu da yabancılara satılmış bulunmaktadır.

1996’da Refah-yol hükümeti kurulduğunda “asgari ücret belirleme komisyonu” toplantı halindeydi ve bir evvelki Başbakan Mesut Yılmaz, kendi iktidarında işçiye % 5 – 10 gibi zamlar verirken yeni hükümetin ilk zammı % 50 oldu. Arkasında 6 ay sonra bir % 50 zam daha verdi. Memuru böyle, emeklisi, dul ve yetimi maaşlarını böyle zamlı aldı. Köylüsü, çiftçisi, üreticisi böyle yüksek taban fiyatları aldı.

Sonra 28.Şubat’ın tahribatını yaşadık ve 28.Şubatın ürünü olan partilerin birbiri arkasına hükümete geldiklerini görmekteyiz. Bütün kazanımlarımızı kaybettiğimiz gibi ekonomik, sosyal ve ahlaki sıkıntıların içerisine sokulduk, krizlerle boğuşur hale getirildik.

SAADET Mİ FELAKET Mİ

Siyasi hayatımızda belirgin çizgilerle ortaya çıkan üç dönem göze çarpmaktadır.

1950 – 1974  “Alalım dönemi, Efendim ne lazım… Dışarıdan alalım…”

İkinci dönem, Milli Görüş zihniyetinin hükümette bulunduğu dönemler;

1974 – 1979Yapalım dönemi, Efendim, kendimiz yapalım…” dönemleri,

Üçüncü dönem AKP’nin tek başına iktidar olduğu dönmemler;

2002 – 2018Satalım dönemi; Ne var ne yok, satalım, satalım efendim…” dönemi.

Bu dönemde ülkemizde bu da bizim diyebileceğimiz bir şey kalmamış bütün fabrikalarımız, Televizyonlar, Bankalar, arazi ve arsalar yabancılara satılmıştır. Türk Telekom, cep telefonları hatları, stratejik mal ve malzeme üreten tesisiler, “Ne olmuş yani alıp ta götürmüşler mi?” sloganlarıyla, “Babalar gibi satarım” beyanlarıyla satılmıştır.

Bu satışlardan elde edilen paralar nerede mi? Onu ne siz sorun ne biz cevap verelim. Bunlar “Dış borç faizleri” olarak (2009 yılında 57 milyar dolar – her hafta bir milyar dolardan fazla – faiz ödeyecekler) yine yabancılara verilmiştir. Şimdi ne elimizde kurulu bir tesisimiz kalmış, ne de onların satışından elde dilen paralar… Borcumuz mu? Bu kadar ödemeye rağmen borcumuz da bunların faizleri de azalmamış, artmıştır.

GENEL SEÇİME BASAMAK

Önümüzde ki seçimler bir genel seçim olmayıp yerel seçimlerdir. Dolayısıyla iktidarı değiştiremeyiz” sözü doğrudur. Ancak bu seçimde iktidarın partisinin aldığı oyların, iktidarın icraatlarının onaylanması, desteklenmesi olacağının iyi bilinmelidir.

İkincisi de bu seçimler bir geçiş dönemidir. Ya ABD’ci partilerinin veya Milli görüşün partisi Saadet Partisini iktidara taşımanın provasını yapılmış olunacaktır.

Ben iktidarın beleye reisini onaylamıyorum ama o gelmezse ana muhalefet partisinin başkanı gelir, onun icraatı daha kötüdür” diyenlere;

Hayrın kendisi varken, iki şerden birini tercih etmeye mecbur değiliz. Hepimiz ona yönelir, evlatlarımızın ve torunlarımızın geleceğini kurtarırız” dememiz gerekir.

Şunu da unutmamak lazımdır ki bu yerel seçimlerde baraj korkusu yoktur. Hangi aday ne kadar almışsa o rey onun hanesine yazılacak ama demokrasi gereği oy çokluğunu sağlayan belediye başkan adayı Belediye Başkanı olarak seçilmiş olacaktır.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TERÖRDEN BETER

    15 Haziran 2019 YAZARLAR

      Sınırlarımızı korumak için teröre her yıl onlarca şehit veriyoruz. Ocaklara ateş düşüyor, analar-babalar-eşler ve çocuklar gözü yaşlı kalıyor. Ateş de düştüğü yeri yakıyor. Ülkemizi korurken şehit olanlardan daha fazla ne yazık ki trafik kazalarında kaybediyoruz. Sanırım hafızamıza iz bırakan bir diğer konu da bayram süresince yurdun dört bir yanından gelen kaza haberleri oldu… Yine ocaklar söndü! Yine ağıtlar feryatlar birbirine karıştı. Bir türlü önünü alamadığımız trafik terörü can almaya bu bayram da da devam ...
  • KARNE HEYECANI!

    15 Haziran 2019 YAZARLAR

      Nasıl güzel bir heyecan var ortalıkta ama çocuklardan daha çok aileler heyecanlı. Günümüz karneleri teknolojiye yenik düştü gerçi ya neyse. Hemen, hemen herkes pür dikkat beklerdi Cuma gününü, şimdi ise internete girip bakabiliyoruz notalara rahatlıkla. Eskiye mi dönsek bu konu da ne. Bunun sebeplerini saymakla bitiremeyiz. Ben bu konularda konuştuğumda çevremde bulun eş-dostlar çok kızardı. Ama benden daha ağır konuşan bir hocama denk geldim. Aileler için şunu diyordu ‘Çocuklarınıza Tapmayın’ verende Allah alanda Allah. Bunu söy...
  • ANTALYALILAR YAYA KALABİLİR

    14 Haziran 2019 YAZARLAR

      31 Mart yerel seçimlerinde bayrağı ilk sırada göğüsleyen Muhittin Böcek’in Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve ilk icraatları çok merak ediliyordu. Vaatlerini yerine getirebilecek mi, mevcut devam eden projeler ne olacak, işçiler işten çıkartılacak mı? Merak edilen o kadar çok konu vardı ki! Siyaset yapmadığını söylese de Muhittin Böcek çok iyi bir siyasetçi bunu kabul etmek gerekiyor. Siyasi anlamda hangi adımı ne zaman atacağını ve hangi sözü ne zaman söyleyeceğini iyi biliyor. Basın toplantılarında dahi gündem olmasını...
  • Arkadaş İlişkilerinde Ailelere Öneriler

    14 Haziran 2019 YAZARLAR

      Bizler aslında arkadaş ilişkilerini geliştirmede temel olan sosyal becerilerin gelişmesi için ortamlar hazırlayalım. Örneğin; grup içerisinde sorumluluk alma, duygularını ifade edebilme, duygulara duyarlı olma gibi. Onu bu tür becerileri kullanırken gördüğümüzde kutlayalım. Aslında kendi çocuğumuzu olumsuz yönde eleştirme davranışımızı kontrol edelim ve onun davranışlarını değerlendirirken mümkün olduğunca olumlu sözcükler kullanmaya özen gösterelim. Başkalarına olumlu duygularını ifade etmeyi, düşünce ayrılıklarını ve eleştirileri...