logo

23 Nisan 2018

OLMASI GEREKEN PROJELER


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

Bizim öğrenciliğimizde ev ödevi diye bir kavram vardı. Fizik öğretmenimiz mıknatıs, bobin teli, pil ve ufak tefek ek aletlerle elektrik motoru yapmamız için eve ödev vermişti. Ben konunun çok basit olduğunu, bu sebeple Radyo yapmak istediğimi söylediğimde öğretmenimiz olmaz demişti. Öğretmenimizin bunu başkasına yaptırıp gelme ihtimaline karşılık olmaz dediğini düşünerek, benim malzemeleri sınıfa getirip her şeyi 40 dakika içerisinde sınıfta yapmak istediğimi, bu sürede yaptığım aletten ses alabilirsem dilediği notu vermesini, ses alamazsam da sıfır vermesini talep ettim. Yine de öğretmenimiz olmaz demişti. Bugün bakıyoruz Antalya’mızda TÜBİTAK üzerinden öğrencilerimizin ufkunu açılacak büyük fuarlar düzenleniyor. Öğretmenlerin ve öğrencilerimizin zihninde ve hayalinde bile olsa düşüncelerini projelendirme fırsatı bularak sergileyebiliyorlar. Bu çok güzel bir gelişme, bugünleri gördüğüm için hem mutlu hem de umutluyum. Eğitime katkı için yapmış olduğumuz bir proje kapsamında, lise öğrencilerimizin gönüllülerinden bir kısmını bu hafta TÜBİTAK gözlem evine götürdük. TÜBİTAK Gözlemevinin biz Saklıkent’in üstünde olduğunu düşünüyorduk. Üniversite yerleşkesinin içerisinde de küçük çaplı bir TÜBİTAK Gözlemevinin olduğundan bu vesileyle haberimiz oldu. Öğrencilerimizle birlikte oradaki yapılan çalışmalardan ve elde edilen sonuçlardan haberdar olmak için ziyaret ettik. Yerin küçük olması önce öğrencilerin gözünde oranın bir anlam ifade etmediği gibi bir düşünceye kapılmalarına neden oldu. Hava açıkken dürbünle bakıldığı zaman sadece merkezde kırmızı bir nokta gibi görünen güneş, öğrencilerimizin hayallerindeki TÜBİTAK Gözlemevi düşüncesini altüst etmiş oldu. Buradan da gözlem evini gece ziyaret etmenin daha anlamlı olduğunu öğrendik. Fakat sunum bölümüne geçilince zihinsel bulanıklığın ortadan kalkacak şekilde anlatımlar yapıldığını gördük. Orada öğrencilerimizle beraber Avrupalıların bu konuda oldukça ileri düşünceye sahip olduklarını ve hayallerinde 100 metre çapında mercek yaparak uzayı inceleme isteklerinin olduğunu duyduk. Bizim elimizdeki en büyük merceğin bir buçuk metre olduğunu onunla da ismi henüz konulmamış bir yıldız keşfettiğimizi öğrendik. Erzurum’da yapmaya başladığımız Rasathanenin ise en fazla 4 metrelik bir mercek çapına sahip olacağını da öğrendik. Devlet olarak bu konulara yeni el attığımızı düşünecek olursak bunların bile çok iyi gelişmeler olduğunu düşünmemiz gerekiyor. Lakin uzun vadede yetersiz olduğunu anlamalıyız. Peki, büyük merceklerle ne elde edilecek veya bu incelemelerin sonucu ne olacak diye sorduk. Cevabın da ise batılıların temel amacının dünya dışı hayatın olup olmadığını gözlemlemek ve dünya dışı kaynaklar elde edecek yerleri keşfetmek olduğunu söylediler. Bizler ise bu gözlemlerin Dünya dışı hayatın varlığı ile sınırlı olmadığını, meteorolojiden tutunda, hava durumunun tarım, ticari ve ekonomik gelişmelere ne kadar etkisi olduğu gibi birçok hususları da öğrenmiş olduk. Gökyüzünde bulunan uydularımızın, gökyüzünü ve havayı incelenmesinden başka en can alıcı işin uzay istihbaratının yapılabileceğini anlamış olduk. Böylece binlerce istihbarat elemanı kullanma yerine gökyüzünden elde edilen bilgilerin kısa sürede elde edilmesinin ülke savunma sistemimize ne kadar önemli katkılarının olduğunu, yine gökyüzünde var olan milletlerin, yeryüzünde söz sahibi olduğunun altının çizildiği bir gezi ve gözlem yapmış olduk. Aynı zamanda önümüzdeki yılların teknolojik gelişmesinin altında yatan ve bilime yön verecek mesleğin yazılım programcılığı olduğu ile ilgili de geniş bilgi almış olduk. F16’laramız ve insansız hava araçlarımızdaki bütün teknik aletlerde kullanılan yazılım programlarının yerel olmaması durumunda geçmişte başımıza gelen: yanlış koordinatlara yönlendirilmek suretiyle Türkiye ekonomisine zarar verdirildiğini biliyoruz. Böylece geçmişte terörle mücadele faaliyetlerimizde nasıl başarısız olduğumuzu hatırladık. Şimdi ise yazılımı kendimizin, üretimi kendimizin olan bütün teknik aletlerimizle elde etmiş olduğumuz başarı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarından tutunda aklınıza gelen her alanda boy göstermektedir.  Bu ve benzeri gelişmelerin artması için çocuklarımızın ufkunu daha küçük yaşlarda açmamız gerektiğini hatırlatır ve bu konuda yeni projeler üzerinde çalıştığımızı da söyleyebilirim. Ülkemizin geleceği bizlerin geleceği anlamına gelmektedir. Eğer bizler hem kendi geleceğimiz, hem de çocuklarımızın geleceği için endişeleniyorsak o zaman topluca ülkemizin geleceği için endişelenmek ve ülkemizin geleceği için projeler üretmek zorundayız. Bu bilinç ve duygularla tüm gençliğimizin ufkunu açacak projeler de buluşmak üzere…23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramını kutlar ve çocuklarımızın ufkunu açacak şekillerde kutlanmasını da arzu ederim.

Share
1340 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MAHALLENİN DELİSİNİ ÖZLEDİK

    18 Ağustos 2018 YAZARLAR

    Her mahallenin bir delisi mutlaka vardır… Özellikle ben yaştakiler bunu çok daha iyi hatırlayacaklardır. Her mahalle delisiyle anılır, bir başka anlam kazanırdı. Kimse de kendi delisinden korkmazdı. Çünkü kimseye zararları olmazdı. Yediden yetmişe herkes kendi delisine de sahip çıkardı. Onun kim olduğunu,nerde yaşadığını,ne yiyip içtiğini ve neden aklını kaybettiğini bütün sakinler bilirdi. Genelde kimseleri de yoktu. Mahalleli bakar, gözetirdi bu insanları. Artık mahallelerin sevimli ,bildik delileri yok. Onlar gü...
  • Bayram dayanışması Ve Milli kucaklaşma

    18 Ağustos 2018 YAZARLAR

    Türkiye’ye karşı yapılan siyasi ve ekonomik saldırılar karşısında toplumun güçlü yapısının korunması kuşkusuz herkesin istediği ve beklediği en net fotoğraftır. Seçimlerin artık geride kaldığı anlayışı daha yüksek tezahür etmesi gereken düşünce olmalıdır. Herkes görevini yaptı, seçilenler ve seçilemeyenler belirlendi. Seçimin daha fazla ‘Adam Aldı’ Yok sandık kayboldu mezularına girmeden ülkemizin kalkınma hamlesinde ki çaba ve gayretine dış güçlerin üzerimizde oynamaya çalıştığı oyunun artık görülmesi kaçınılmazdır. Hangi siyasi düşünceye sahi...
  • Gazetecilere de ikramiye

    17 Ağustos 2018 YAZARLAR

    Bugünkü gazetelerde Yerel Yönetimlerin işçi ve memurlarına verdiği bayram ikramiyeleri haberleri servis edildi. Allah daha çok versin. Kimsenin kazancında parasında pulunda gelirinde gözümüz yok. Asla da olmamıştır. Ancak her geçen gün ve gittikçe zorlaşan Çalışan Gazetecilerin çalışma koşulları konusunda Devletin de artık bir düzenlemeye gitmesi kaçınılmazdır. Sadece İşveren ile yapılan 212 Basın Sözleşmesi ve altına atılan imzalar dışında hiçbir güvencesi olmayan Basın Mensuplarına Basın Enformasyon, Basın İlan Kurumu, Hükümetin Basın ile ilg...
  • ÇÖP NE?

    17 Ağustos 2018 YAZARLAR

    Çöp? Nedir? Neler çöptür? Nelere çöp denir! Çöp dediğimiz her şey gerçekten çöp müdür? Çöpe attığımız her şey çöp müdür? Aslında çöp diye bir şey var mıdır? Yoksa bizim oluşturduğumuz bir kavram mıdır? Aslında doğrusunu söylemek gerekirse: Çöp diye bir kavram yoktur! Bunu yerine "atık" kavramının kullanılması daha doğru olur. atı atık. Sıvı atık. Gaz atık. Tıbbi atık. Atıklar yeniden değerlendirilebilir. Yaniden kazanım konusunda son 20 yıldır güzel çalışmalar yapılıyor. Yeterli mi? Değil! ...