logo

03 Nisan 2018

NASIL DEĞİŞMELİYİZ !!!


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

Yaklaşık son 30 yıldır gözle görülür bir toplumsal değişim sürecinin içinden geçtiğimizin ve bu değişimin hayatın her alanını kapsadığının da farkındayız. Son yıllardaki bu değişimin en görünür hali, daha erken yaştaki gençlerde bile kendilerini ön plana çıkarma dürtüsünü görmek mümkün. Youtube, Facebook ve Twetter gibi kişisel sayfalarda boy gösteren bu gençliğin sergilediği kişilik yapıları ve fiziki görünüşleri gerçek kimlikleri sergilemedikleri ortadadır. Düşününki beraber yaşadığımız bu neslin büyük bir bölümü narsisizmin büyüsüne kapılmış vaziyettedir. Bu hal yalnızca kişilik problemi değil toplumsal bir problem olduğunu gösteriyor. O halde bu problemin bir kaynağı vardır?  Peki, bu problemin kaynağı kimdir? Aile mi? Yâda eğitimciler mi? veya devlet politikaları mı? Yoksa hepsi mi? Çok iyi niyetle ve birazda Amerikan toplumu özentisiyle başlayan; daha başarılı, daha çok özgüvene sahip, kendini daha net ifade edebilen güçlü kimliğe sahip bir gençlik ortaya çıkarmak gibi iyi amaçlarla başlayan bu süreç, bir noktadan sonra çığırından çıktı. Acaba toplumun her kesiminden de görülebiliyor mu?

Yaklaşık 50 yıl önce Amerikan toplumunda görülmeye başlayan bu virüs, her geçen gün ağına bir yığın genç daha katarak büyüyor. Bu günlerde vardığı yer, başarının ve topluma faydalı olmanın hiçbir önem arz etmediği, tek amacın kendini mutlu etmek olduğu, kendinden başka hiç kimseyi umursamayan, kendinin hayranı ve özel olduğuna inanan bir ton genç yetişkin… Hayal edilenin tam tersi bir nesil; adeta kendinden başkasına gereken değeri vermeyen ve mutluluğu yapılan hesapsızca harcamalarda arayan bir gençlik. Narsisizm kişinin ruhsal bozukluğundan daha çok bir yaşayış tarzı haline dönüşüyor ve değer yargılarımız üzerinde söz sahibi olmaya başlıyor. Tüketim toplumunu tetikleyen kolay alınabilen banka kredileri, internet bağımlılığı, çığırından çıkmış medya, gayri ahlaki hayatı özendiren diziler, kitlesel öfke patlamaları sonucu şiddetin ortaya çıkardığı vahşet tabloları, toplumumuzun geleceğini yakından ilgilendiren bulaşıcı bir hastalıktır narsisizm. Ailedeki terbiyenin yanında, bazen eğitimdeki aşırı övgü; sen mükemmelsin, her şeyin en iyisine layıksın, istediğin her şeye ulaşabilirsin türü mesajlar kişinin özgüvenini arttırmak adına iyi niyetle söylenirken bencilliğin doruğu olan narsisizmi körüklüyor. Medyadaki bazı programlar gençlerimize kendinizi pazarlamazsanız hiçbir yere gelemezsiniz mesajını veriyor. Reality şovlar; evlilik programları, kişinin egosunun tavan yaptığı anti sosyal davranışları normalleştirmeye başlayınca ünlü olmak amaç haline geliyor. Böyle programların izlenme seviyesinin yüksek olması da, izleyici gençlerimize egosu yüksek bir hayat tarzı pompalıyor. Yine maddi zenginlik, fiziki görünüm, ünlülere hayranlık, sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla sahte dostluklar, estetik müdahaleyle ve aşırı makyajla sahte güzeller, ilgi çekme bağımlılığıyla kişilik bozukluğu tavan yaptırılıyor.

Bizim toplumumuzda kendine hayranlık kültürü yükselmeden önce alçakgönüllülük ve edep önemliydi, kibir hoş karşılanmazdı. Anneler çocuklarına akşam ne istersin prenses yerine, bunu bulamayan milyonlarca aç çocuk var diye terbiye ederlerdi. Her şey iyi niyetle başlasa da, dost canlısı mutlu çocuklar değil, herkesin uyması gereken kurallara uymak zorunda olmadığına inandırılan benmerkezci narsisist gençler çıkarmış oluyoruz. Gün geçtikçe artan rekabetçilik, gelecek endişesi yaratırken, insanları ilerlemek ve hedefe varmak için kuralları çiğnemeye teşvik ediyor. Buna birde yüksek ideal algısı ve sahte ALLAH(cc) rızası da eklenince çıkan sonuç ortadadır.

Bu toplumda hiç mi güzel şeyler olmuyor da bu şekilde eleştirel yazıyorsun diye düşünebilirsiniz. Mutlaka toplumumuzda güzel işlerde yapılıyor ama inancımızın, örfümüzün, toplumsal kimliğimizin dışına çıktığımızın da birileri tarafından hatırlatılması lazım diye düşünerek kaleme aldığım yazılarım inşallah kişileştirilerek yanlış anlaşılmaz.

İçinde yaşadığımız toplumu seven ve bu topluma safiyane katkı sağlayanlara selam olsun.

Share
2363 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • FRANSA’NIN ANLATTIKLARI

    10 Aralık 2018 YAZARLAR

      Dünya hep kaos çıkartılarak yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor. Aynı oyun tekrarlanırken, geçen zaman ve kuşak farkından dolayı tarihi hatırlamamız nerdeyse mümkün olmuyor. Acizane gördüğüm kadarıyla bu değişimden sorumlu ve bu değişimi gerçekleştirmek isteyen bir ülke yok. Ülkeleri istedikleri amaca hizmet ettirmek isteyen iki ayrı güç var. Ayrı güç diyorum çünkü yöntemleri farklı ama sonuçta varılan ve varılacak hedefler aynıdır. Uç bir misal verecek olursak bu gücün karşısında Amerika’da aciz İsrail’de aciz. İstedikleri zaman he...
  • BİZİ BU KİRLİLİKTEN KURTARIN!

    10 Aralık 2018 YAZARLAR

      Adalet ve Kalkınma Partisi kısa adı ile AK Parti önümüzdeki 31 Mart 2019 yerel seçimlerine farklı bir yol izleyerek hazırlanıyor. Bu kapsamda teknolojiyi aktif olarak kullanma kararı alan AK Parti bunun ilk örneğini temayül yoklamasında gerçekleştirdi. Kağıt israfını önleyen yeni sistem ile delege oy vereceği adayı teknoloji yardımı ile seçti. Devrim niteliğindeki bu uygulamaya bir yenisini daha ekleyen AK Parti bu kez de çevre,görüntü ve ses kirliliğinin önüne geçmek adına teknolojiyi ve sosyal mecrayı daha aktif kullanma kararı a...
  • GÜZELLERİN ŞANSI NEDEN OLMAZ!

    10 Aralık 2018 YAZARLAR

      Güzellik göreceli bir kavramdır ve kişiye göre değişir. Size güzel gelen şey başkasına güzel gelecek ya da başkasına güzel görünen şey size güzel görünecek diye bir kural yok. Hele ki gönül gözü ile bakılırsa her şey güzel görünür insana. Çiçekleri düşünün.. En güzel göze görünen o kırmızı güller.. Nasıl da dalından koparılır. Ya da eski zamanlarda köyün en güzel kızını düşünelim. Ailesi tarafından aman söz olmasın aman başımızı bu kız belaya sokmasın diye daha 12-13 çocuk yaşında kendinden yaşça büyük adamlara verilmez miymiş. İçler ...
  • SUSMAK…

    08 Aralık 2018 YAZARLAR

      Değerli okurlarım susmanın da bir erdem olduğunu çoğu zaman hepimiz unutuyoruz. Oysa susmanın bazen tüm kötülüklerin önene geçtiğini biliriz. Halbuki susmanın en büyük erdem olduğunu biliyorolmamıza rağmen zaman, zaman eften püften her şeye kızıyor ve susmuyoruz. İbadet ederken sadece susarız, dinleniriz ve maneviyat konuşur. Bir kediyi ya da köpeği severken sadece susarız, dinleriz ve huzur çıkar ortaya sessizce. Meditasyon yaparken hep sessizlik önemlidir, konuşmaz sessizliği dinleriz. Huzuru sessizlik verir. Bazen hiç konuşmazsın k...