logo

11 Eylül 2019

KALEMİMİZ ‘DOSTLUK’ YAZAR


YALÇIN KÜÇÜK
yalcinkucuk7@gmail.com

Resmi sigortalı olarak 15 yıldır, sigortasızları ada eklersek 17 yıldır gazeteci olmaya çalışan bir kişi olarak en güçlü varlığımız kalemden bahsetmek istiyorum.

Sonuçta bizim işimiz kalemle..

Kalem her zaman sivri yazmaz, kalem dostluk da yazar…

Kalem yazmaya başladı.

Ucundaki kurşun yorulacağını, varlığının giderek yok olacağını biliyordu.

Yolunu bilen rehber misali, gezindi kâğıdın üzerinde.

Sayfadaki çizgilerin arasına, sadece dört harf oluşturdu.

Basitti yazdığı.

Tek heceydi: “DOST”

Korktuğu gibi olmadı.

Yorulmadı, eksilmedi de kurşun.

Sevindi, varlığına şöyle bir nazar ederek.

Durdu sonra, devamını getirmek istemedi.

Devam etse biliyordu tükeneceğini.

Anlatsa bu tek heceyi, çizse harflerle enine boyuna, onu vücuda getirirken, kendisinin nasıl da yok olacağını biliyordu…

Düşündü kısa bir süre kurşun.

O kısa süre yetti bütün kıskanç duyguların hücum etmesine.

Önce bencillik uğradı bu limana.

Uzun süre kalacak gibi demir attı hiç çekinmeden ve yıktı yükünü haset kimliğine bürünmüş hamalıyla.

Konuşmak istedi, ağacın ucundaki kararsız kurşunla.

“Tükenme, yok olma!..” diyecekti.

Olmadı…

Kurşun yazdığı heceye baktı tekrar. İzin vermedi bencilliğin bu limanda gezinmesine.

Gönderdi gerisin geri geldiği kıskançlık denizine. Gözden kayboldu bencillik.

Kurşun, kağıdın üzerinde gezinmeye kararsızdı hala.

Ya üretmek, ya tükenmek…

Karar vermeliydi.

Her kararsızlık anı, kıskançlık denizinden bir başka duygunun, bu limana uğramasına yetiyordu. İsyan uğradı bir ara.

Uzun sürmedi ziyareti, sonra kin, nefret ve öfke demir attı sırayla.

Hiç biri kalıcı olamadı. Kalemin ucundaki kurşun, gönderdi hepsini sessiz bakışlarıyla.

Her ziyaretçide döndü baktı gayri ihtiyari, az önceki eserine ve her bakışında arttı hayranlığı bu tek heceye.

Yok oldu bencilliği de, isyanı da, kini de, nefreti de…

Karar verdi sonra, varlığının asıl sebebini, gayesini düşünerek. Hiçbir şeyi umursamadan gezinecekti kağıdın üzerinde.

Aşağı yukarı, sağa sola hareketlerle anlatacaktı bu heceyi. Anladı sonra, görevi çok büyüktü aslında.

Başladı kaldığı yerden devam etmeye, mekanı olan kağıdın üzerinde özgürce gezinmeye.

Bir bir anlattı bu heceyi…

Sevincin, hüznün, acının, kederin ve her türlü hayat olmazlarının, çoğu zaman ilk paylaşılacağı makam olduğundan bahsetti.

Dostla geçen her anın mutluluğa, huzura, gönül ferahlığına sebep olduğunu yazdı.

Can sıkıntısının, moral bozukluğunun, onun varlığıyla yok olduğunu, muhabbet orucunun iftarında, dostla iki kelamın, nasıl hurma tadı verdiğini anlattı.

Derdini paylaştığında, derman olamasa bile her an yanında olduğunu karaladı harfler. Sırların paylaşıldığı, sırdaş sıfatını andı o anda dostun.

Bu hecenin erdeminden,  hayatı yaşanası hale getiren vasıflarından bahsetti. “Güven” kelimesinin, anlamını dostla kazandığını, “O diyorsa doğrudur” la dostluğun zirveleştiğini yazdı kurşun.

Karmaşık duyguların, gökleri delen selviler gibi yükseldiği kararsızlık ormanında, nereye gideceğini bilemezken, dostun, o selvilerin sana yol gösteren yosun tutmuş tarafı olduğunu, karanlık gecede yönünü bulmana yardımcı olan parlak yıldız gibi olduğunu anlattı.

Hayatı anlamlandıran, en olmaz dediğin anlarda bile, sen ona muhacirken, dostun ensar olup seni kucaklamasından bahsetti.

Ve örnekler verdi en anlamlılarından…

Efendimiz’in dostları geldi aklına. Ölümüne yanında olmanın, dosta dost nasıl olunacağının timsalini çizdi harfler.

Bir ara baktı varlığına, tükeniyordu, yok olacaktı birazdan kurşun.

Durumuna aldırmadı, devam etti büyük bir arzuyla.

Adına hikâyeler, şiirler, şarkılar yazıldığını sıraladı bir bir. Rabbinden başka kimsenin kalmadığı anlarda, kapını çalan üç beş kişiden biri olduğunu yazdı.

Bir ara kurşun, sahte dostluklardan bahsetmek istedi; yalanın, menfaatin, murailiğin temelleri üzerine kurulan dostluklardan.

Yazamadı…

Yazmak istedi.

Bu mutlu anı bozmak, huzur yaylasından, birden bire önüne çıkan ve dibi görünmeyen uçurumdan düşmek istemedi.

Vazgeçti sonra.

Döndü tekrar yaylasına…

Tükeniyordu kurşun.

Başını kaldırdı, harf harf işlediği nakışına tekrar baktı.

Gurur yokladı o anda kurşunun duygu metasını.

Tükenip yok olmadan, son sözleri yazması gerekiyordu şimdi.

Dualarla, dileklerle bitirmek istedi, bu her cümlesi mana dolu eserini.

Rabbini andı bir kez daha.

Gerçek dostlar nasip etmesini diledi O’ndan.

Yarı yolda bırakmayan, güvenilecek, sağlam akitli gönül dostları…

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Muharrem Ayı

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Malumunuz olduğu üzre Muharrem ayındayız. Bu ay, Kur’an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir... Bilindiği gibi, Peygamber efendimiz, miladi 571’de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının 12. Pazartesi sabahı, Mekke’de doğdu. 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların “şemsi yılbaşı” oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, “hicri yani kameri yılbaşı” oldu. Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümanların yılbaşı gecesidir. Bu ayda oruç tutma...
  • MUTLULUK NİKÂHLA BAŞLAR          

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Yaşayan her kes mutluluğu yakalamak ve hayatını mutlu olarak geçirmek için çabalar durur. Bu uğurda zaman harcar, para harcar, bazı sevdiği kimseleri incitir, bazı sevmediği kimselere yaklaşmaya çalışır. Ama mutlu olabilmek için önce “mutluluk nedir ve nasıl mutlu olunur?” sorusunun cevabını iyi bilmek gerekir. Sonra da o hedefe gidecek doğru yolu girmek ve o yolda mesafe almak gerekir. Eskiler; “Saadet (mutluluk) dediğin bir anlık olaydır. Yaşanır ve geçer” Mutluluğun sürekli olmasına “selamet” adını vermişlerdir. Bir de dünya ve ahiret mut...
  • DEMOKRASİNİN KARARDIĞI GÜN

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Ne yazık ki her dönem istenilmeyen olaylar yaşanırken tarihimize kara bir leke olarak o kötü günler kalıyor. Türkiye demokrasisi, 17 Eylül 1961'de tarihinin en kara günlerinden birini yaşadı. 1950 seçimlerinde yüzde 52,7 oyla iktidara gelen ve 10 yıl süreyle başbakanlık yapan Adnan Menderes ve arkadaşları idam edildi. Darbeciler tarafından 58 yıl önce idam edilen Eski Başbakan Adnan Menderes, çalışma arkadaşları Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam edilişlerinin 58.yıldönümü. Bu ve benzeri öneml...
  • NEDENİ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ Mİ?

    17 Eylül 2019 YAZARLAR

    Son 10 yıla yakın bir süredir kamuoyumuzu çok meşgul edip acılarımızı katmerleyen olaylardan biri de çok sık yaşanan aile cinayetleridir. Geçtiğimiz temmuz ayında işlenen aile merkezli kadın cinayeti sayısı 31 iken, ağustos ayında bu sayı 49’a yükseldi. Sanki cinnet geçiriyoruz… Çocuğunun gözü önünde hanımını onlarca yerinden bıçaklayıp öldüren, boşanma davası aşamasındaki eşler içki içip tartışmaya başlayınca eşini bıçaklayıp öldüren kadınlar, çocuğumu göstermiyor diye eşini öldürenler, evden uzaklaşma cezası aldığı için sokakta kalan...