logo

02 Eylül 2019

KADINLARA SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

Bir zamanlar hanımlarımızın ve kızlarımızın imtihanı olan başörtüsü meselesi nasıl atlatıldı kısaca hatırlayalım. Üniversitede okumak için imtihan kazanarak tercih ettikleri bölüme giden kızlarımıza baş örtüsüyle derse giremezsiniz diyen eğitimciler, kızlarımızı amfiden yani derslikten çıkartıyorlardı. Kapısına konuşlandırılmış güvenlik görevlilerinin daha üniversitenin kapısından dahi başörtülü kızlarımızı almadıklarını hala unutmadık.

O günlerde kızlarımızın yanında, başörtüsüyle kendilerine ait problemleri olmayan ama kızlarımızdan daha çok sahiplenen erkek çocuklarımızın olduğunu da unutamıyoruz. Kızlarımız eğitimlerine devam edebilsinler, inançları gereği başlarını örtebilsinler diye sınıftan atılan kızlarımızdan önce hocayı protesto etmek için eğitim geleceklerine mal olma pahasına sınıfı terk eden onurlu erkek öğrencilerimizle hala gurur duymaktayız. O erkek öğrenciler kızlarımızın inancına, iffetine, yalnız kalarak yılma riskine karşı hiç tanımadıkları öğrenci arkadaşlarının davalarına sahip çıkmışlardı. Bu delikanlılardan bir kısmı, protestolara katıldığı için eğitim hayatlarından olmuş, eğitimlerini uzatmak zorunda kalmış, kendilerini direkt ilgilendirmemelerine rağmen başörtüsüne özgürlük talep ettikleri için birçok sıkıntıya, değişik zulümlere uğramışlardı. Bu erkek çocuklarımız sizce, bu onurlu dik duruşla başörtüsüne neden sahip çıkmışlardı. Bana göre tanımadıkları kızların başörtüsü, kendi inançlarının gereği olan örtüydü. Annelerini, kız kardeşlerini ve hatta yarınlardaki eşlerini temsil etmekteydi. O gün kızlarımızın imtihanına, kız çocuklarımızdan daha fazla sahip çıkan genç erkeklerimizin onurlu duruşunu saygıyla yad ediyorum.  ALLAH(cc) onların mücadelesini bereketlendirdirdiği için bu günkü serbestliğe ulaşıldığını görmekteyiz.

Bugün imtihanın şekli, yönü, kişileri ve sahası değişmiştir. Artık o günkü mazlum kızlarımız kullanılarak İslam’ın en kutsal alanı olan aile, saldırı altındadır. Erkeklerin tümü birer zalim ve cani pozisyonunda gösterilmek suretiyle evlilikler tehlike altına alınmıştır. Oysa o zalim ve cani olarak gösterilen erkekler, o kızların veya kadınların ya oğulları ya babaları ya ağabeyleri ya amcaları yani kısacası onlar, onların dünyaya getirdiği veya aracılığıyla dünyaya gelme sebebi oldukları kişilerdir. Aslında onları yani erkekleri yetiştiren ve hayata hazırlayan, kadınlardır, annelerdir.

Annesi, kız kardeşi ve eşinin arasında kalan erkek, ne tarafa dönse diğer tarafa sırt çevirmiş olacağı için her zaman suçludur. Bu suçluluk duygusuna birde duygusallık eklendi mi mutlaka birilerinin de kalbi kırılmış olacaktır. İşte size psikolojik şiddet, istediğiniz kadar yapmadık deyin mutlaka anne veya eş, bir kadının kalbini kırmış oluyorsunuz, buda psikolojik şiddete girer. Kadınların karşılıklı sıkıştırmasına birde öf derseniz yandınız, sözlü şiddet. Ne tarafa dönse kimseyi memnun edemediği için bugünkü şartlarda erkek olmak suç halini almış vaziyette. Unutmamak lazım ki bu şikayet ettiğimiz erkekler, kadınlarımızın babası, oğlu veya eşi durumundalar.

Bu günkü şartlarda dünyada, erkekler üzerinden aileyi bitirme planı uygulanmakta olduğu açıktır. Bu planı uygulayan dünya sapıklarının bu uygulamalardan hiçbir rahatsızlıkları yok. Çünkü sapığım emme para bende dedikleri için onların tuzları kuru. Milyarlarca mazlum halkın zarar görmesi de onların vicdanlarını dahi rahatsız etmemektedir.

Bu oyundan kurtulmanın yolu, aileyi yıkan uygulamaların kalkması adına erkeklerin direnmesiyle olmayacağı açıktır. Çünkü erkekler taraf pozisyonundalar. Gelecek neslin devamı, ailenin bekası adına bu seferde erkeklerin üzerinden oynanan aileyi yıkma eylemlerine karşı durmak ve ALLAH(cc)’ın kutsal saydığı aileye sahip çıkmak onurlu kadınlarımızın işi olmalıdır. Yarınımızı düzgün inşa etmenin yöntemi, anne olarak veya eş olarak ailelerimize sahip çıkmaktan geçmektedir. Bu oyunu bozmak kadın erkek hepimizin vazifesidir.

Tilkilerin tavuklar için kümes esaretine son sloganından yola çıkan sapık zihniyet, istisnasız kadınlar eziliyor onun için kadınlara sınırsız özgürlük naraları atmaktadırlar. Sonuç, kümes esaretinden kurtulan tavuklar, tilkinin oyuncağı olmaktadır. Kadınlara sınırsız özgürlük naraları atanlar,neyi hesap ediyorlar onu da sizin takdirinize bırakıyorum.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Muharrem Ayı

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Malumunuz olduğu üzre Muharrem ayındayız. Bu ay, Kur’an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir... Bilindiği gibi, Peygamber efendimiz, miladi 571’de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının 12. Pazartesi sabahı, Mekke’de doğdu. 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların “şemsi yılbaşı” oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, “hicri yani kameri yılbaşı” oldu. Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümanların yılbaşı gecesidir. Bu ayda oruç tutma...
  • MUTLULUK NİKÂHLA BAŞLAR          

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Yaşayan her kes mutluluğu yakalamak ve hayatını mutlu olarak geçirmek için çabalar durur. Bu uğurda zaman harcar, para harcar, bazı sevdiği kimseleri incitir, bazı sevmediği kimselere yaklaşmaya çalışır. Ama mutlu olabilmek için önce “mutluluk nedir ve nasıl mutlu olunur?” sorusunun cevabını iyi bilmek gerekir. Sonra da o hedefe gidecek doğru yolu girmek ve o yolda mesafe almak gerekir. Eskiler; “Saadet (mutluluk) dediğin bir anlık olaydır. Yaşanır ve geçer” Mutluluğun sürekli olmasına “selamet” adını vermişlerdir. Bir de dünya ve ahiret mut...
  • DEMOKRASİNİN KARARDIĞI GÜN

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Ne yazık ki her dönem istenilmeyen olaylar yaşanırken tarihimize kara bir leke olarak o kötü günler kalıyor. Türkiye demokrasisi, 17 Eylül 1961'de tarihinin en kara günlerinden birini yaşadı. 1950 seçimlerinde yüzde 52,7 oyla iktidara gelen ve 10 yıl süreyle başbakanlık yapan Adnan Menderes ve arkadaşları idam edildi. Darbeciler tarafından 58 yıl önce idam edilen Eski Başbakan Adnan Menderes, çalışma arkadaşları Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam edilişlerinin 58.yıldönümü. Bu ve benzeri öneml...
  • NEDENİ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ Mİ?

    17 Eylül 2019 YAZARLAR

    Son 10 yıla yakın bir süredir kamuoyumuzu çok meşgul edip acılarımızı katmerleyen olaylardan biri de çok sık yaşanan aile cinayetleridir. Geçtiğimiz temmuz ayında işlenen aile merkezli kadın cinayeti sayısı 31 iken, ağustos ayında bu sayı 49’a yükseldi. Sanki cinnet geçiriyoruz… Çocuğunun gözü önünde hanımını onlarca yerinden bıçaklayıp öldüren, boşanma davası aşamasındaki eşler içki içip tartışmaya başlayınca eşini bıçaklayıp öldüren kadınlar, çocuğumu göstermiyor diye eşini öldürenler, evden uzaklaşma cezası aldığı için sokakta kalan...