logo

05 Kasım 2018

İMAR MESELESİ


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

 

Bu günlerde İmar dendiğinde belediye veya belediyecilik akla gelmektedir. Oysaki İnsanoğlu var olan bütün canlılardan farklı olarak yeryüzünü imar etme özelliğine sahiptir. Bu özellikte bütün dünyayı etkilemesinden dolayı, İnsanları diğer canlılardan ayıran temel özelliktir.  Yeryüzünde mutluluğun, huzurun ve adaletin hâkim olması da insanların elindedir. Yine zulmün, huzursuzluk ve terörün dünyada hâkim olması da insanların elindedir. Hiçbir canlının elinde bulunmayan yeryüzünü imar etme özelliği eğer adaletle süslenmezse, yeryüzünün fesada bulandığını göreceksiniz. Bu özelliğin sadece insanlara verilmiş olmasından dolayı yüklenmiş olan sorumluluğun farkına varmak zorundayız. İnsanoğlu öğrenme ve merak etme özelliğiyle ya kendini ALLAH(cc)a yöneltir, yada nefsinin ve şeytanın vesveselerinde (cennetten dünyaya gönderildiği gibi) kaybolur gider. Sizce insanın ilk mürebbisi, ilk eğitimcisi kimdir. Tabi ki Bakara suresi 31.ayette anlatıldığı gibi eşyanın en doğru nasıl kullanılacağını, en faydalı hale nasıl getirileceğini yani eşyanın mahiyetini öğreten ALLAH(cc) dır. Eşyanın ve canlıların fıtratını bozmadan onları nasıl kullanacağımızı, yeryüzünü nasıl imar edeceğimizi araştırmak ve öğrenmek bizlere düşmektedir. İşte eğitimin temel faydası da burada gizlidir. Özellikle genetik müdahaleler gibi canlıların fıtratını değiştirmeye yönelik bilimsel girişimler aslında bir merakın eseri gibide görünse uzun vadede Yaratıcının yaratma özelliğine müdahalenin gizli bir halidir. Bu olay “Öyle insanlar vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözleri hayretinizi celbeder, Allah’ı da kalbindekine şahit tutar. Oysa ne yaman hasımdır o! (Bakara-204) ayetinde bize anlatılmaktadır.
“Bunlar Haktan yüz çevirdiklerinde dünyada fesat çıkarmak, harsı(ekini) da nesli de helak etmek için koşuştururlar (uğraşırlar). Oysa Allah fesadı sevmez” (Bakara-205) ayetinde Ekini bozmanın, hakikat anlamıyla bitkilerin fıtratını bozma anlamında olduğu açıktır, ama mecaz anlamıyla kültürü bozma, böylece düşünceyi ve hayat tarzını değiştirme anlamına da gelebilir. Nesli helak etme de böyledir. Bu ayetlerin olumsuz yönlerinin muhatabı olmamak için hem eğitimcilerimize hem de yerel ve ülke yöneticilerimize büyük sorumluluk düşmektedir. Gıdalarımızı bozmadan, peygamberin öğretilerine ters düşmeden kültürümüzü koruyarak toplumsal hayatı yaşatmanın bir yolunu bizlere öğretmek ve yaşatmak zorunluluğunun farkında olarak hareket etmelidirler. Neslimizin zihinsel ve fiziksel genlerine zarar vermeden gelecek tasavvuru oluşturmak zorundalar.
Eğitim öğretimin, bilimin ve idare etme sanatının da bir ahlakı olmak zorundadır. Yüce Yaratıcının kuralları dışına çıkan bütün öğretiler insanlara ve canlılara zulüm etmekten ileriye geçemez. Bugün dünyayı idare etmeye çalışanların geldiği ve getirdiği nokta ortadadır. Hırslarının kölesi olanlar ve dünyaya hâkim olma çabasındakiler, hayvan hakları derken öldürdükleri insanlar için üzülmediklerini görürsünüz. Hırslarıyla ve dünyaya hâkim olma güdüleriyle bilim üretenler Allah’ın fıtratını hesaba katıp sabiteler edinmezlerse tanrılaşır, kurallarını kendileri koyarlar. “Hazlarını tanrı edineni görmüyor musun? Allah da onu bilgisine rağmen saptırmış, kulağını ve kalbini mühürlemiş, gözüne de bir perde çekmiştir. Artık Allah’tan gayri ona kim hidayet verebilir?” (Casiye-23) ayeti buna en güzel örnektir. Benim burada vurgulamak istediğim husus bilimin ve idarenin belirli kurallar etrafında olmadığı zaman yapıcılığından daha çok yıkıcılığının göz ardı edilmemesi gerektiğidir. İdarecilerimizin de Eğitimcilerimizin de temel ahlak kurallarından sapmadan Adaletle hayata bakma ve uygulamalarının gerektiğini hatırlatmak amacındayım.
Peygamber efendimizin şu duası manidardır; “Rabbimiz, dünyayı en büyük derdimiz ve bilgimizin ulaştığı son nokta yapma! Bize acımayanları da başımıza musallat etme!”  .

Share
1880 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Asıl hikaye başlıyor

    18 Ocak 2019 YAZARLAR

      Türkiye şimdiden 31 mart 2019 da yapılacak yerel seçime odaklandı. Normal bir yerel seçim gözüksede İzmir, Istanbul, Ankara ve Antalya için tam bir genel seçim havasında geçecektir. Bu yıl Türkiye'yi ikiye ayırıyorum 31 mart öncesi ve 31 mart sonrası. Son günlerdeki gelişmelere bakarsak seçime kadar ekonomide ve piyasalarda önemli bir hasarın olmaması için dikkat edilecek aynı zamanda bir seçim ekonomisi uygulanacak diyebiliriz. Asıl hikaye seçimden sonra başlayacak. Dünyada ticaret savaşları ile daralan likiditeyle birlikte Türk...
  • MÜSLÜMANLAR İLİM VE MEDENİYETİN ÖNCÜLERİDİR

    18 Ocak 2019 YAZARLAR

      İnsanın varlık âlemindeki en kıymetli özelliği, vahye muhatap olması ve bilgiyle donatılmasıdır. Nitekim bir ayette, “Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti”  buyrularak, Yüce Rabbimizin, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem’e eşyanın isimlerini ve hakikatini bizzat öğrettiği haber verilmektedir. Öğrenme ve öğretme kabiliyetine sahip olmak, “Alîm” olan Cenâb-ı Hakkın insanoğluna sunduğu nadide bir nimettir. İnsan için uğrunda yorulmaya değer en yüce uğraş, helâl rızık peşinde koşarak karnını doyurduğu gibi, doğru bilginin peşine ...
  • Günahlarını hatırla ve…

    18 Ocak 2019 YAZARLAR

      Hadis-i şerifte buyuruldu: (Üç şey bir kimsede bulunursa, o kimse, kırk evliyadan biridir: Kazaya razı olan, haram işlememeye sabreden, Allah için öfkelenen.) Yezid el-Humeyrî anlatıyor: “Günün birinde Atebetül-Gulam arkadaşlarıyla beraber yola çıkmıştı. Bir yerden geçerlerken kendisini bir titreme tuttu ve epeyce ter döktü. Sebebini sorduklarında o şu cevabı verdi: Burası, küçüklüğümde günah işlediğim bir yerdir!..” Rebi bin Haysem, bayram günü, kurbanını kestiği zaman; “Allah’ım, senin rızâ-i şerifinin nefsimi kurban etmekte o...
  • SUÇLULUK PSİKOLOJİSİ

    17 Ocak 2019 YAZARLAR

      Öncelikle suçluluk psikolojisi üzerine birkaç kelam edelim sonrasında asıl konumuza gelelim istiyorum. Suçluluk psikolojisine göre suçluluğun nedenleri, birinci planda kalıtım yolu ile gelen koşullardır. Ya da çevrenin etkileri daha önemli demektir. Zamanımızda bu sorunun aydınlanması pek önemli sayılmamaktadır. Çünkü birçok belirgin durumlarda her iki unsurun da rol oynadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, gerek doğal yönsemelerin, gerekse çevrenin bu türlü eylemlerde pek önemli olmadığı, suç işlemeye götüren başka nedenlerin bulunduğu görü...