logo

01 Temmuz 2019

İLAHLIK KAVGASI


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

Yaratılmışlar içinde en mükemmelde olsa insanoğlu sınırlı bir varlıktır. Önümüzdeki yıllarda gücünün sınırsız olduğunu kabullendirme çabasına girerek, kendilerinin ilahlığını kabul ettirmek isteyenler olacak. Lakin insan, dış dünyayı tam manasıyla kavrayamaz. Bu eksikliğini giderebilecek tek unsur doğru bilgidir. Gerçek bilgiye ulaşmanın önündeki engel ise zandır. Gerçek bilgi ile zannı birbirine karıştıran günümüz insanı ve özellikle Müslüman, hayat hakkında da yeterli bilgiye sahip olmadığından kaos çıkarır veya çıkan kaosa boyun eğer.

Hayatı doğru anlamak adına iletişimin kemal noktası, yaratıcı ile zihin ve gönül birlikteliğidir. Modern zaman olarak değerlendirdiğimiz günümüzde her şey gerçek değerini yitirmiştir. Böylece ortaya, insanı saran bireyselleşme hastalığı çıkmıştır. Bu hastalığın kaynağına inilecek olursa, insanın; ALLAH(cc)’dan, resullerinden ve tabiattan şuursuzca kopuşu göze çarpmaktadır.

İlk insanla başlayan Rabbini ve eşyanın mahiyetini (Bakara 31. Ayet) doğru tanıma özelliğinden uzaklaşan insanoğlu, kulluk yolculuğunda da, hayata doğru anlam yüklemede de ciddi savrulmalar yaşamaktadır. Neticesinde bireysellik uçurumuna yavaş yavaş ilerleyen insan, herkes kendi çapında kendinden başka hiçbir şeyi kutsamaz hale gelmiştir. İnsanın geldiği bu nokta ise, hem insanlığın hem de doğanın felaketi anlamına gelmektedir. Bu gidişatın bir sonrası, bir gurubun kendini ilahlaştırmasının ardından, benliği kaybettirilmiş olarak hayata gerçek anlam yükleyemeyen diğer insanların köleleştirilmesi olacaktır. Bu kölelik, insanın yaratıcısına olmaktan çıkartılıp, dünyayı parasıyla ve bilgisiyle esir almaya uğraşan birkaç egemene tahsis edilecektir. Bu gün asıl mesele her şeyi yoktan vareden bir yaratıcıya mı, yoksa var olmuşlardan istifade ederek insanın gözünü boyayan sahte ilahlara mı teslim olacağız? Yüce Yaratıcı her şeyi yoktan var ederek, insana da peygamberler aracılığıyla zorlama olmaksızın (Bakara 256. Ayet) hayatını yaşama hakkı tanımıştır.

Bu günkü kendini ilahlaştırmaya çalışanlar ise insanoğlunu algılarla çepeçevre sarmakta, hatta yaratılıştaki özelliklere (ahlak, adalet, aile, cinsiyet vb. haklara) kadar müdahale edip, insanoğlunu kendileri şekillendirerek köleleştirme çabasına girmektedirler. Ortaya birkaç muktedirin dışında kalan kendini insan zanneden canlılardan ibaret bir hayat sunmaktadırlar. Bu muktedirler kendilerinin hayata gelişlerinin kendi ellerinde olmadığını ve asla mevcut bedenleriyle ölümsüzlüğü yakalayamayacaklarını unutarak ellerindeki para ve bilgi gücünü kötüye (ilahlaşmaya) kullanmak için uğraşmaktadırlar.

Yüce Yaratıcının uyarılarına kulak tıkattıracak söylemleri de yine bizden birilerine söylettirmeyi becermektedirler. Kur’an’ı yaşayan rehber olan peygamberi itibarsızlaştırmaya çalışacaklarını yüz yıllar önce Peygamber Efendimiz (sav) şöyle haber vermiştir: “Şunu iyi biliniz ki bana Kur’an-ı Kerim ile birlikte onun bir benzeri de verilmiştir. Dikkatli olun, koltuğuna kurulan tok bir adamın size: ‘Sadece şu Kur’an lazımdır, onda bulduğunuz helali helal, haramı da haram kabul ediniz yeter.’ diyeceği günler yakındır.” Ebu Davud, Sünnet, 6, İmare 33; Tirmizi, İlim 10) Bu hadis, “Kur’an bize yeter” diyerek Peygamber Efendimiz (sav)’in yaşantısını ve açıklamalarını yok sayanlara verilen bir ikaz ve uyarıdır. Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği gibi geçmiş tarihte ve günümüzde bunu iddia edenler çıkmıştır.

Bu uyarının arkasından dünyayı parasıyla ve bilgisiyle esir almaya çalışan birkaç egemene karşı durabilmek ancak ALLAH(cc)’ı, Peygamberi, İslam’ı, yaratılışı ve hayatı doğru anlamaktan geçecektir. Bu hakikatleri kavrayamayanlar sadece Müslümanız diyen ama ALLAH(cc)’dan başkasına kul olanlardan ibaret olacaktır. Yeni dönemin bencillik hastalığından ve egemenlere kul olmaktan kurtulmanın yolu, İslam’ın temel öğretilerini Peygamberin kavradığı gibi doğru anlamak ve insani iyilik duygularının yok olmamasını sağlamaktan geçecektir. Gelecekte egemenler zihinlerimize, İslam’ı yaşanmaz bir hayat tarzı ve iyiliği enayilik olarak kotlayacaklardır.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • EXPO’DA HAYAT VAR

    23 Temmuz 2019 YAZARLAR

    EXPO 2016 Antalya açılmadan önce çıta öylesine yüksek bir noktaya konulmuştu ki sanki Antalya’nın kurtuluşu EXPO olmuştu. Öylesine bir algı oluştu ki sanki turizme yüzde 100 katkı sağlayacak ve turist patlaması yaşanacaktı. Başlaması ayrı bir olay olan, yapılma aşamasında maliyeti ile tartışma konusu olan, kulesi ile herkesin diline dolanan EXPO’nun simgesinin ‘şakayık’ olması bile tartışıldı. Anlayacağınız A’dan Z’ye tartışma konusu oldu. Çünkü çıtayı birileri çok yükseğe çıkarmıştı. Açılışı adeta kurtuluş günü olarak lanse edilmiş...
  • Dedelerimiz bile teknolojik

    23 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Yeni haberlere, güzel haberlere iyi olan her şeye muhtacız galiba.. Ondan mıdır bütün güzel anlarımızı sosyal medyada post edip  kendimize mutluluk arşivi kurmak.. Ondan mıdır ki sadece güldüğümüz fotoğraflar.. Sosyal medya ile ilgili olan her şeyi yeniden öğrenmedik mi? Öğrendiklerimiz değişmedi mi? Bize bunca şey öğretenlerimiz değişmedi mi? Evet evet bize hayatı öğretenlerimiz, yol gösterenlerimiz de bu furyaya kapılmadı mı? Bir hevesle başladıkları sosyal medya yolculuğu onları da içine almadı mı? Ellerinden gazete d...
  • BOZ AYILARDAN ÖĞRENMEK

    22 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Türkiye’de KADEM’e KADEM’e bir şeylerin değiştirilmek istendiği her hâlükârda göze çarpmaktadır. Lakin benim anlamadığım konu ise, bu değişimin öncülüğünü neden, aleni olarak gök kubbenin MOR ÇATI’sı altında, tek KADEM’e de ayrıcalıklı derneklere verilmiş olmasıdır. Bu kadar mahir ve üstün özellikleri nedir ve bu değişim isteğinin asıl arka planında kimler vardır. Bu kadar becerikli gönüllüleri bir araya kimler toplamıştır veya nasıl birbirlerini bulmuşlardır? Geçmişte başörtüsü direnişi adına bir araya gelen birkaç gariban kız çocukları içi...
  • BAŞARIYI NE ZAMAN KABULLENECEĞİZ?

    22 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Sözlük anlamı herkesin gösteremeyeceği beceri, beceriklilik, hüner, ustalık olan marifetler iltifata, iltifatlar ise marifete tabidir. Başarının sözlük anlamı ise üstesinden gelinen, başarılan iş olarak tanımlanmaktadır. Başarı her kim tarafından gösteriliyor ise bunu her zaman desteklemek, takdir etmek gerekir. Yapılan işler takdir edilir, desteklenir, yüreklendirilir ise ileri ki zamanlarda daha güzel işlerin ortaya çıkması sağlanır. Oysa günümüzde şöyle bir baktığımızda gördüğüm manzara karşısında şaşkınlığımı gizleyemiyorum. ...