logo

Geleceğiniz emin ellerde

 

Özel Antalya AKANT Okulları kurucuları arasında yer alan Ayşegül Dermut, “Aileler çocuklarını 21’inci yüzyıl becerileriyle donatabilecek konsepte sahip okullara yöneltmelidirler” dedi.


Bugünkü röportajımızın konuğu AKANT Okullarının kurucuları arasında yer alan Ayşegül Dermut oldu. Dermut ile eğitim sektörüne yönelik gerçekleştirdiğimiz röportajda sektörün dününü, bugününü ve yarınını masaya yatırdık. Röportajımızda öne çıkan başlıklarsa şöyle:

SİZİ TANIYABİLİR MİYİZ?
AKANT Özel Eğitim Hizmetler A.Ş. kurucularındanım ve çocuk gelişim uzmanıyım. Evliyim, 2 kızım var. Uzun yıllar kız meslek liselerinin çocuk gelişimi bölümlerinde uzman eğitimci olarak görev yaptım. Şu anda AKANT Okulları A.Ş. Yönetim Kurulu üyesiyim. Aktif olarak da okullarımızın tüm yönetim kademeleriyle ilgileniyorum.

EĞİTİM SEKTÖRÜNE GİRMEYE NASIL KARAR VERDİNİZ?
2003 yılından itibaren kreş işletmeye başladım. AKANT Kids’lerde uygulanan erken İngilizce programları sayesinde, 3 yaşından itibaren kreşimize gelen öğrencilerimiz, hazırlık sınıfına geldiklerinde İngilizce konuşabilir duruma geliyorlardı. Bizden mezun olan öğrencilerimizin, başka okullarda aldıkları eğitimler esnasında İngilizce konuşma becerilerinin çok gerilediğini gördük. Bu durum üzerine eşim Sarper Dermut ve ben öğrencilerimizin İngilizce konuşma becerilerinin devamlılığını sağlamak adına bir kolej açma ihtiyacı duyduk. Bu, bizim adımıza alınmış çok doğru bir karardı. Bunun yanında sanat ve spor alanlarına yönelik boşlukların tamamlanması, eğitimin ezberden kurtarılması sağlanmış olup yapılandırıcı öğrenme yaklaşımının uygulanabilir duruma gelmesi sonucu, akademik alanlarda üstün başarılı çocuklar yetiştirmeye imkân sağlamış olduk. Bütün bunlar AKANT Özel Eğitim Hizmetleri A.Ş.’nin okullaşmasının önemli gerekçesi oldu ve AKANT Okulları bir Antalya markası olarak bin 500 öğrencisi ve 2 yüz 50 kişilik çalışanlarıyla ‘e-twining’ okulu olmayı hak etmiştir. ‘MUN’, ‘Junior MUN’, ‘Eco Okul’, ‘Oscar’, ‘TUBİTAK’ yarışmaları gibi sayısız ulusal ve uluslararası projede yer alan eğitim kurumlarımız, ‘Beyaz Bayrak ve Beslenme Dostu Okul Ödülleri’ni aldığı gibi ‘Avrupa Kalite Etiketi Ödülü’nü hak etmiş, ‘gramer konuşturmaz’ diyen İngiltere merkezli British Educaition Board Kurumu tarafından her öğrencimizin tek tek İngilizce seviyeleri akredite edilip sertifikalandırılmıştır. Kurumumuz, yine İngiltere merkezli Trinity London College’nin sınav merkezi olarak sektördeki saygın yerini muhafaza etmektedir.

ÖZEL OKUL SEKTÖRÜYLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMENİZ?
Bendeki verilere göre; ülke genelinde özel okullarda okuyan öğrenciler hâlihazırda yaklaşık yüzde 8’lik bir oranda. Bu oran, OECD ülkelerinde yüzde 17’lere ulaşıyor. Ülkemizde hem iyi örneklerin çoğalması hem de rekabet ortamının genişlemesi açısından bu oranı OECD ülkeleri seviyesine çıkarılması yararlı olacaktır. Eğitimde vergilerin kaldırılması da kalitenin artırılmasına katkı sağlayacaktır. Bunun yanı sıra bazı uygulamalarda okullara daha çok serbestlik tanınmalıdır. Değişmesi ve geliştirilmesi bakımından, okullardaki öğrenci merkezli ve çocuk dostu yapılanmalar desteklenmeli. Okullarımızın tematik öğrenme yaklaşımı, öğrencilerin zekâ renkleri ve öğrenme stillerinin dikkate alındığı okullar durumuna dönüştürülmesi gerekir diye düşünüyorum.

“EĞİTİM” SİZCE NEDİR ve NASIL OLMALIDIR?
Eğitimin tanımını, bireyde süreç içerisinde istendik değişiklikler oluşturma şeklinde yapıyoruz. İstendik değişikliklerin oluşturulabilmesi için işe, bu değişikliğin kişiye ihtiyaç olarak hissettirilmesiyle başlanmalıdır. İnsan, ihtiyaç hissettiği şeylere ulaşmak için daha çok çaba gösterir. Öyleyse eğitimciler, öğretmenler ve okullar öğretecekleri şeyleri de kazandıracakları davranışları da idealleri, alışkanlıkları ve değerleri de insana ihtiyaç hissettirerek işe başlamalıdırlar. İhtiyaç hissettirdikten sonra da gerekli ortam hazırlanmalı ve birey işin içerisine aktif olarak çekilmelidir. Bir cümleyle öğrenmenin sağlandığı sistemlerde, uygulamalar daha çok yer bulmalıdır.

KURUMUNUZUN EĞİTİM VE ÖĞRETİM PRENSİPLERİ?
Okullarımızın genel bakışı, misyonumuz ve vizyonumuzla açık bir şekilde ortaya konulmuştur. Misyonumuz, her canlının değerli olduğuna inanan, ilgi, yetenek ve yeterliliklerinin farkında olan, 21’inci yüzyıl teknolojilerini kullanan, ulusal ve manevi değerlerini içselleştirmiş, evrensel değerlerin farkında olan, bilimi yol gösterici sayan, yaratıcı, sorgulayan, özgüveni yüksek, lider davranışlar sergileyen ve en az bir yabancı dili ana dili seviyesinde konuşabilen bireyler yetiştirmektir. Vizyonumuz ise lider insanların yetiştiği, çağdaş eğitim yaklaşımlarını benimsemiş, Türkiye’nin önde gelen okulları arasında yer almak. Özel AKANT Eğitim Kurumları olarak stratejimiziyse Atatürk ilke ve inkılâplarına sadık, çağdaş yaşamı destekleyen öğrenci ve disiplin esaslı eğitim anlayışını benimsetmek. Yapılandırmacı, öğrenci merkezli eğitim modelini uygulamak. Alanında uzman öğretmenlerle çalışmak. Eğitim ortamını bireyin yaparak, yaşayarak öğrenmesini gerçekleştirecek biçimde düzenlemek. Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise öğretiminin içerik bakımından sistem bütünlüğünü gözetmek ve bunların sürekliliğini sağlamak. Öğrencilerimizi piyano, keman, gitar ve vurmalı çalgılar olmak üzere ilgi ve yeteneklerini geliştirebileceği enstrümanlara yönlendirmek. Okuldan mezun olan her öğrencimizin ana dili gibi İngilizce konuşabilmesini sağlamak. Spor, sanat, bilim dallarında kendini geliştirmesini sağlamak. Akademik olarak kazanım eksikliklerinin giderildiği ders programları yapılandırmak şeklinde ifade edebilirim.

ÇOCUKLARIN YETENEK ve BECERİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ?
Her yaş grubunun ayrı ayrı özellikleri bulunmaktadır. Okul öncesi ve ilkokulun, ilk iki sınıfında oyun temelli etkinliklerin yoğun olduğunu gözlerken yaşlar ve sınıflar büyüdükçe içeriğin de değişikler gösterdiğini biliyoruz. Bu duruma örnek vermek gerekirse spor-sanat alanında ilk iki sınıfta çocuklara temel spor ve sanat eğitimi verilirken 3’üncü sınıftan itibaren ilgi ve yetenekler doğrultusunda öğrenciler branşlaşmaya yönlendirilmekte ve müzik derslerinde piyano, gitar gibi bir enstrüman kullanmasını mutlaka öğrenmektedirler. Spor derslerinde de satranç, basketbol, voleybol, yüzme, jimnastik, dans, buz pateni, halk dansları, okçuluk ve futbol alanlarından seçtikleri branşlar üzerinden lisanslı sporcu olarak çalışmalarını yürütmektedirler. Ayrıca okul sonrası zamanlarında robotikten havacılığa, steam’den kodlamaya kadar çok geniş yelpazede öğrencilerimizin kişisel yetenek ve becerilerinin geliştirilmesi için imkânlar sunulmaktadır. Öğrencilerimiz de bunun hakkını fazlasıyla vermektedirler. Öğrencilerimiz, okçulukta Türkiye Şampiyonluğu ve 2’nciliği, basketbol, yüzme, jimnastik, voleybol ve satrançta Antalya şampiyonlukları gibi birçok başarıya imza atmışlardır. Her ay okullarımıza bir yazar veya şair yahut sanatçı davet edilmekte, öğrencilerimizle atölye çalışmaları ve söyleşi yapmaktadırlar.

ÖĞRENCİLERİ SINAVLARA HAZIRLAMAK İÇİN YAPTIĞINIZ ÇALIŞMALAR?
Tüm okullarımızda yapılan deneme ve taramaların sonuçlarına göre öğrencilerimizin eksik yönleri belirlenir. Kazanım tamamlama saatlerinde, öğrencilerimizin eksik kaldığı konular birebir ya da küçük gruplar halinde gerçekleştirilen özel ders çalışmalarıyla giderilmektedir. Öğrenilen bilgiler, başka alanlara transfer edilebilen bilgilerdir. Yani ihtiyaç halinde kullanılan bilgilerdir. Hedef çalışmalarımızın, öğrenmenin gerçekleşmesine yönelik olmasıyla öğrencilerimiz gerek merkezi sınavlar gerekse girdikleri tüm diğer sınavlarda üstün başarılar elde etmektedirler.


ÖZEL OKUL SEÇİMİ KONUSUNDA VELİLERE TAVSİYELERİNİZ?
Bugün tüm dünyada 21’nci yüzyıl becerileriyle donatılmış insanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Çoklu iletişim becerisinden bir yabancı dili, ana dile yakın düzeyde konuşmaya, teknoloji kullanmaya, sanat ve sporla ilgilenen, üreten, düşünebilen, soru sorabilen ve hayat boyu öğrenmeyi benimsemiş insana ihtiyaç duyulmaktadır. O zaman ailelerde en kıymetlileri olan çocuklarını 21’inci yüzyıl becerileriyle donatabilecek konsepte sahip okullara yöneltmelidirler.

BİR ÖĞRETMEN HANGİ NİTELİKLERE SAHİP OLMALIDIR?
Bizim öncelikli kriterimiz, merkeze öğrenciyi koymak ve çocuğu sevmektir. Sonrasındaysa tüm öğretmenlerimiz kendisine ve öğrencilerine güvenen, davranışla konuşmalarında mantıklı, çalışkan, neşeli, yaratıcı, sorun çözücü olabilen; öğrencileriyle dost, yaşam tarzıyla model olabilen, inisiyatifli, mesleki çalışmalarında din, mezhep, dil, ırk, siyasal düşünce ve zümre ayırımı yapmayan, çevre sorunlarına özen gösteren, fiziki görünümüne özen gösteren, saygın, saygılı, eleştirilerinde yapıcı ve yol gösterici, okuma alışkanlığı olan, sabırlı ve alan bilgisine hakim meslektaşlarımızdır.

AKANT KOLEJİ’NİN DEĞERLERİ NELERDİR?
Bu sorunuzun cevabı; Yurdunu, milletini özünden çok sevmek; bilimi yol gösterici olarak benimsemek; sevgi, saygı, barış, hoşgörülü, çalışkan, üretken ve tutumlu olmak. 21’inci yüzyılın yaşayan değerlerini içselleştirmek diye özetleyebiliriz.

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNDEN SONRA EĞİTİMDE NELER DEĞİŞTİ?
15 Temmuz öncesinde şu veya bu şekilde eğitimin bilimden uzaklaştırılma çabası ciddi olarak hissediliyordu. Bu durumsa biz eğitimcileri oldukça korkutuyor, endişeye sevk ediyordu. Bilimsel temellerden uzaklaşan bir çaba ciddi olarak hissediliyordu. 15 Temmuz darbecileri, yurdunu-milletini seven, dünyadan kopmayı reddeden ve tek yürek olan milletimizce yenilgiye uğratıldı. Bu hain ve sinsi darbecilere bundan sonra fırsat verilmemesi için herkesin uyanık olması gerektiğini düşünüyorum.

SEKTÖRDE ÖNE ÇIKAN TRENDLER?
İlkel toplumda av becerileri, feodal toplumda bedensel güç, sanayi toplumunda makine kullanabilme önem taşırken 21’inci yüzyılda daha farklı konular önce çıktı. Öncelik olarak hızla küçülen dünyada iletişim becerilerini önemsemek, bir yabancı dili konuşuyor olmak, teknoloji okur-yazarlığı ve eğitimi olabildiğince uygulamalı duruma getirmek, öğrenciye deneyimleme fırsatları veren yaklaşımları çağımızın öne çıkan trendleri olarak sıralayabiliriz.

İŞ- ÖZEL HAYAT DENGESİNİ NASIL KORUYORSUNUZ?
Ben bir öğretmenim ve bugün bu noktaya gelmemizi eşimle gecemizi gündüzümüze katarak çalışmamıza borçluyuz. Elbette dinlenmeye de zaman ayırıyorum; ama işim aynı zamanda dinlenme aracım durumundadır. Okullarımızın dışında 2 tane de kreş işletiyorum. Okullarımızın önemli ölçüde öğrenci kaynağını da bu kreşler oluşturuyor. Okullarımızdaki öğrencilerin büyük bir kısmı 3 yaşından itibaren AKANT ile tanışıyorlar. Durum böyle olunca iş ve özel yaşam bir arada yürütülmek durumunda kalıyor; ama bu durumdan şikayetçi değilim. Bu durum bana hem güç veriyor hem de kendimi yenilememe olanak sağlıyor.

EĞİTİMDE GELDİĞİNİZ NOKTA?
Geçmişi olmayanın geleceği de olmaz. O nedenle geçmişte yapılanları hiçbir zaman inkar etmemek gerekiyor. Dün birleştirilmiş sınıflı okullar çoğunluktayken bugün etkileşimli tahtalı, hızlı internet erişimli, bilginin ışık hızında paylaşılmasına olanak sağlayan okullarımız var. AKANT Okulları da bunlara örnek gösterilebilecek okullardan birisidir; ama var olanla yetindiğimiz gün top taca gidiyor, gelişme duruyor. Öyleyse geldiğimiz noktayı küçümsemeyelim; ama var olanla da yetinmeyelim. 21’inci yüzyıl insanını yetiştirmek konusunda hem devlet hem de özel sektörün üzerine düşeni yapması gerektiğini söylüyorum. Yeni bakanımızdan eğitimin sorunlarının çözülmesi hususunda beklentilerimizin yüksek olduğunu belirtmek istiyorum.

Röportaj: Aykut SÜLEK

Share
390 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ