haber oku

Bakan Eroğlu’dan kadro vetosu

Faruk Çelik ~ 05 Mart 2013 ~ GÜNCEL

 

Çanakkale’deki orman işçilerinin kadro beklentisine ‘kadro vermemiz söz konusu değil’ diyen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nu eleştiren Öz Orman İş Sendikası Şube Başkanı Ramazan Gün, “Antalya’da 678 kişi kadro bekliyor. Bakanın sözleri üzüntü vericidir” diye konuştu.

 

Başkan Gün, “Ülke ormanlarının korunması, geliştirilmesi ve iyileştirilmesi, her şeyin ötesinde bir ‘gönül’ ve ‘sahiplenme’ meselesidir. Tohum toplanmasından başlayıp, fidanların yetiştirilmesi, toprağın hazırlanması, teraslanması, fidanların dikilmesi, bakılıp büyütülmesi ve nihayetinde yangınlardan ve diğer tehditlerden korunması için, bu işleri yapanların, yaptıkları işle bir gönül bağının sağlanması kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Bu gönül bağı ve sahiplenme duygusunun gelişmesi, çalışan insanların, kendilerini yaptıkları işte ‘kalıcı’ olarak görmeleriyle yakından ilişkilidir” ifadelerini kullandı.

—————- ————-

 

 

Antalya’da 2B arazileri ile ilgili bir vatandaşa bunlar devletin arazisi almazsan alma’ şeklinde ifade kullanarak ardından eylemlerin yapılmasına etki ettiği ileri sürülen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, bu kez de kadro isteyen orman işçilerinin taleplerine yönelik üzücü ifadeler kullandı.

 

Çanakkale’de katıldığı bir gezi sırasında sezonluk işçi konumundaki orman işçilerinin kadro istemiyle yazdıkları mektuba karşılık veren Eroğlu, “Bütçe imkânlarımız şuanda sınırlı. Buna söz verebilecek durumda değilim. Özellikle orman işçilerine açıkça ifade etmem gerekirse kadro vermemiz söz konusu olamaz” diye konuştu.

 

EKMEK GÖTÜREMİYORUZ

Eroğlu, orman işçilerine yaptığı açıklamanın devamında, “Sürenizin uzatılması konusunda çalışma yapabiliriz. Fakat benim o konuda yetkim yok. Mevsimlik işçi çalıştıracağımız zaman 330 kişilik alıma üç bin kişi müracaat ediyor. İşçi alımı yapılacak. İş Kur’la bağlantılı olacak” sözleri üzerine konuşan Öz Orman İş Sendikası Antalya Şube Başkanı Ramazan Gün, kendilerinin de 16 Şubat tarihinde bakanlığa bir mektup yazdığını Antalya’da 678 mevsimlik orman işçisinin umutlarını söndürecek tarzda yapılmış olan bu açıklamayı kınıyorum. Her yıl 5 ay 29 gün çalışıp işsiz kalıyoruz evimize, çoluğumuza ekmek götüremiyoruz” diye tepki gösterdi.

 

7 BİN 62 KADROSUZ VAR

Orman işçisine daimi kadro sağlanmasının gerektiğini söyleyen Gün şöyle konuştu; “Resmî Gazete’de 21 Nisan 2007 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5620 sayılı Kanunla, Kamuda çalışan yaklaşık 220.000, Orman Genel Müdürlüğü’nde ise yaklaşık 14.000 işçiye kadro imkânı sağlanmıştı. Yasa yürürlüğe girdiğinde, 2006 yılında 6 ay ve daha fazla çalışan mevsimlik işçiler, daimi işçi statüsündeki kadrolara atanmıştı. Kamuda çalışan geçici işçilere kadro verilmesi, başta Orman Teşkilatımız olmak üzere, tüm kuruluşlarda büyük bir sevinç ve memnuniyet yaratmıştı. 2007’de bu yeni kadrolar verildiğinde, kadro alamayan orman işçisi sayısı 1.500’ün altına inmişti. Emekli olan kadrolu işçilerin yerine geçici işçi alınmasından dolayı, bugün kadrosuz işçi sayısı 7 bin 602’ ye yükseldi.

 

Yasa metninde, kamuda mevsimlik ve kampanya işleri için 1 takvim yılında, 6 aydan az olmak üzere mevsimlik ve kampanya işlerinde usulüne uygun vize edilmiş kadrolarda geçici işçi çalıştırılabilmesi imkânı da muhafaza edilmişti. Malumunuz olduğu üzere, 6831 sayılı Orman Kanunu, 1 Haziran ile 31 Ekim arasını orman yangınları yönünden riskli dönem olarak düzenlemiş, azami güvenlik tedbirlerinin alınmasını yasal zorunluluk olarak öngörmüştür. Yasada orman yangınlarıyla mücadele faaliyetleri de mevsimlik kampanya işi kabul edilerek, vizeli geçici/mevsimlik işçilerin çalıştırılmasına 6 ay üst sınır konulmuştur.”

 

KAMPANYA DÖNEMİYLE SINIRLI KALMIŞ

“Kanımızca yasadaki bu sınırlama, ormancılık faaliyetlerinin bütünü düşünülmeden, sadece yangın mevsimi dikkate alınarak getirilmiştir” diyen Başkan Ramazan Gün, “Ormancılık işkolunda yürütülen işler, sanki pancar, tütün ve çay işçiliğinde olduğu gibi kampanya dönemiyle sınırlı varsayılmıştır. Oysa ormancılık faaliyetleri sadece yangınla mücadeleden ibaret olmayıp, yılın 12 ayında devam eden bir süreci ifade etmektedir. Yangın sezonunda çalışan işçiler sezon sonunda işten çıkarılınca da işyeri kapanmamakta; temel ormancılık faaliyetleri devam etmektedir. Yangın mevsimi bittikten sonra, ormanda dikim işleri başlar. Dikim işleri bitince teraslama başlar. Teraslama bitince tüpleme işleri başlar. Tüpleme bitince tohumlama işleri başlar. O da bitince bakım işleri başlar. Sonra yine yangın mevsimi gelir. Diğer taraftan, ormandaki üretim faaliyetleri de devam eder. Dolayısıyla ormandaki işler, 12 ay boyunca kesintisiz sürüp gider.

 

Yangın işçilerinin 5 ay 29 gün çalıştıktan sonra yapacakları temel ormancılık faaliyetleri vizesizlik ve 5620 sayılı Kanunun yasaklaması nedeniyle, taşeron firmalardan hizmet satın alınmak, ya da temel ormancılık faaliyetleri taşeronlar aracığıyla yapılmak zorunda kalınmaktadır. 5620 sayılı yasadaki 5 ay 29 günlük sınırın, yangınla mücadele ve ormancılık faaliyetleri yönünden kaldırılması, sorunun kısa vadede çözülmesini sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

 

KAÇINILMAZ BİR İHTİYAÇ

Gün son olarak; “Ülke ormanlarının korunması, geliştirilmesi ve iyileştirilmesi, her şeyin ötesinde bir ‘gönül’ ve ‘sahiplenme’ meselesidir. Tohum toplanmasından başlayıp, fidanların yetiştirilmesi, toprağın hazırlanması, teraslanması, fidanların dikilmesi, bakılıp büyütülmesi ve nihayetinde yangınlardan ve diğer tehditlerden korunması için, bu işleri yapanların, yaptıkları işle bir gönül bağının sağlanması kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Bu gönül bağı ve sahiplenme duygusunun gelişmesi, çalışan insanların, kendilerini yaptıkları işte ‘kalıcı’ olarak görmeleriyle yakından ilişkilidir” dedi.

 

Murat ŞENTÜRK

 


Etiketler:

habere yorum yapın

Yorum yapın:

Arşivler

Hava Durumu


sonuclist