logo

05 Ağustos 2019

EĞİTİMLE MİLLETE VURULAN DARBE


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

Milli Eğitim; milletin okuma yazma ihtiyacını karşıladıktan sonra bir çeşit teknik eleman ve kalifiye iş gücü yetiştiren resmi bir kurumdur. Özel ve resmi kurum fark etmez, eğer her hangi bir alanda gereğinden fazla üretim varsa malın değeri ayaklar altına düşer. Türkiye’de yaklaşık 210 üniversite var. Planlı yetiştirilmeden mezun edilen öğrenciler üniversiteli işsizler kervanına katılmaya devam etmektedir. Rusya coğrafyasından tıp fakültesini bitirip lakin gayri ahlaki işler yapan bayanlar, bir zamanlar Karadeniz bölgesini kasıp kavurmuştu. Çok üniversite ve çok mezun, ülkenin geliştiği anlamına gelmez. İhtiyaca göre üretim ve mezun vermek ülke kalkınmasında etkili olacaktır. Bu bağlamda bir konuya dikkat çekmek isterim.

Yıllara göre meslek liselerinin öğrenci sayılarının azaldığı istatistiklerde görülmektedir. Türkiye’de 28 Şubat darbe kararları ile 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim sistemi getirilmiş, Meslek Liselerine darbe vurulmuştu. Meslek Liselerine vurulan darbe aslında üretime, bu ülkenin gençliğine vurulan darbeydi. Türkiye’nin üreten değil tüketen bir toplum oluşturma mühendisliğinin planıydı. Bu süreçten sonra Ak Parti döneminde de birçok Milli Eğitim bakanları geldi geçti. Meslek Liselerinin memleket meselesi olduğunu söylediler, ancak her ne hikmetse en büyük darbeyi meslek liselerine, üretime vurdular. 12 yıllık zorunlu eğitim ile veli ve öğrencinin seçme hakkını ellerinden alıp; zorla okula getirilen binlerce genç, okula ve öğretmene düşman oldu. Bugün Türkiye’mizde üretim yerlerde geziyorsa Meslek Lisesine kaliteli öğrenci gitmesine engel olan popülist politikaların sonucudur. Devlet politikası olarak herkesi üniversitede okutup, mezunları okudukları alanda iş bulamayıp veya ilkokul mezununun yapabileceği işlere yönlendirmek devlet için maharet değildir. Eğitim Fakültelerinde okuyan 300.000 ve mezun bekleyen 400.000 öğretmen adayı için, yılda sadece 20.000 kişi istihdam edebilen devlet sisteminde, gençlik acaba geleceğe nasıl bakıyordur. Bu gençler 12 yıl zorunlu okutulmuş hayata dair hiçbir kazanım verilmemiştir. Üniversite sınavlarında 2 – 3 yıl beklemiş, üniversiteyi 4 – 5 yılda bitirmiş, kps sınavlarına 4 – 5 yıldır girmiş veya girmeye devam eden bir psikoloji ile gençliğimize gelecek mi verdik, yoksa gelecekleriyle birlikte umutlarını mı çaldık? Bugün Almanya’nın üniversitedeki öğrenci sayısı 3.000.000 iken, bizim 8.000.000 dur. Ekonomilerine bakacak olursak Alman üretiyor, Türkiye tüketiyor. Bizim eğitim sistemimiz üretim endeksli değil. Acilen 12 yıllık zorunlu eğitim 8’e filan düşürülüp ara eleman yetişmesini sağlayarak ve meslek liselerine ortaokul açıp teknik ara eleman yetişmesi sağlanmalı ve pratiği olmayan teorik eğitimlerden acilen vaz geçilmelidir.

Memleket meselesi olan Meslek liselerine de geçtiğimiz haftalarda Milli Eğitim Bakanlığımız bir darbe daha vurdu. Bütün iller de Anadolu Liselerinin sayısını 2 kat arttı. Sadece Ankara’da 22 lise ikili eğitime geçti. Bu arada meslek lisesi statüsünden hiçbir zaman kurtulamayan İmam hatiplerde bu olumsuzluklardan nasibini almış vaziyette. Cumhurbaşkanımız İmam hatipler için bu milletin göz bebeği olacak desin, ama birileri çıksın Anadolu liselerinin kontenjanlarını son yıllarda % 400 arttırsın. Ne hikmetse hiç kimse müdahale etmesin, sözde İmam Hatip aşığı STK lar uyusun, bazıları üç maymunu oynasın, sonra İmam Hatiplerin ve meslek liselerinin kontenjanı boş kaldı, niye öğrenci yerleşmedi diye Halk olarak biz düşünelim.

Gelişmiş ülkeler de meslek lisesi %70, genel lise %30 oranında olup, bizde de bakanlık bunu hedeflemişken nasıl oluyor da genel liselerin sayısını artırıyor. Yakında anlayacağız ki genel liselilerde bu ülkenin en büyük problemlerinden biri haline gelecektir. Yetenekleri ortaya çıkarmayan, toplumu kuru kalabalığa dönüştüren bu eğitim sisteminden vaz geçelim. Yoksa yazık ediyorsunuz bu millete

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Zor Kazanılır Kolay Kaybedilir

    24 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Sözlük anlamı korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu olan güven kelimesinin sadece sözlükte yazıldığı kadarı ile hayatımızda kaldığı günümüzde, insanlara arkanızı döndüğünüz anda kuyunuzu kazacak hale gelmiş durumda. İnsanlarla karşılıklı ilişkileri güven üzerine kurmak günün birinde bizi hayal kırıklığına uğratamayacak birini bulacağımız, hatta hayal kırıklığına uğramamayı başarabileceğimiz anlamına gelmez. Hayatın en zor anlarından biri de birilerine güven duymaktır. İnsan her zaman birilerine güvenmek ister. Bir...
  • MAAŞ, MAKAM VE ŞÖHRET

    24 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Bilinen bir kıssadır, vaktiyle bir baba gamsız ve hiçbir şeyi umursamayan oğluna sürekli “Sen adam olmazsın” diye serzenişte bulunur. Oğlu ise yıllarca çalışır durur ve neticesinde devlet kademesinde vezirlik makamına kadar yükselir. Vezir olduktan sonra, uşaklarına babasını yanına getirmelerini söyler. Vezirin maksadı babasına ne kadar önemli bir adam olduğunu kanıtlamak… Bir süre sonra babası gelir ve oğlu babasına “bana senden adam olmaz der dururdun, bak vezirim artık” diyince, babası oğluna “ben sana vezir olamazsın demedim, adam ...
  • Faizin Toplumsal Zararları

    23 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Hicretin onuncu, risaletin son senesiydi.  Peygamber Efendimiz (s.a.s) hac farizasını yerine getirmek üzere ashabıyla birlikte Medine’den yola çıkıp Arafat’a ulaştı. Burada, yıllar sonra “Veda Hutbesi” diye meşhur olacak olan hutbesini îrâd etti.  İnsanlığın yolunu aydınlatacak tavsiyelerde bulundu. Birtakım haramlara ve sapmalara karşı ümmetini uyardı. Allah Resûlü’nün Veda Hutbesinde “Câhiliyeye ait her şey ayaklarımın altındadır” diyerek bir daha dönülmemek üzere yasakladığı hususlardan biri de faiz idi. Peygamberimiz, faizin her çeşidini ay...
  • Hayallerinizi Ertelemek!..

    23 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Yaşınız kaç, cinsiyetiniz ne, medeni haliniz nasıl, ekonomik sosyal durumunuz hangi seviyede olursa olsun, bugün, şu an nefes alıp veriyorsanız, Yaradan’ın bu dünyada soluklanmanıza izin verdiği ölçüde hayatınıza devam ediyorsunuz demektir. Belki bu cümle ile satırlara başlamam sorularımın kafanızda, gayr-i ihtiyarî tahlil edilmesine sebep olmuş olabilir. “ Yaşım şu, bayanım- erkeğim, evliyim-bekarım, maaşım yetersiz- çok şükür iyi…vs. gibi.” Biraz da ruh halinizi tahlil edelim ama bu sefer isteyerek. Mutlu bir hayatınız mı var, yok...