logo

istanbul escort

porno izle

porno indir

Eczacılar desteklemelere ulaşamıyor

 

Finansmana erişim konusunda sıkıntı yaşadıklarını belirten Antalya Eczacı Odası Başkanı Mehmet Ertekin, sektördeki ekonomik destek beklentisinin en üst seviyeye ulaştığını söyledi.

2018’de döviz de yaşanan artışın olumsuz etkilerini kaldırmak üzere Hazine Bakanlığı tarafından bu yılın başında yapılan açıklamada birçok sektöre maddi destek verileceği açıklandı; ancak bu sektörler içinde hayati öneme sahip olan bir kesim yer almıyor. Eczacılardan bahsediyoruz, kendileri farklı bir yasal statüde yer aldıkları için bugün esnafa yönelik açıklanan kredi ve istihdam paketlerinden yararlanamıyorlar. Ayrıca gelirleri sabit kalırken giderleri her geçen gün artış gösteriyor. Bugünkü röportajımızda da eczacıların sorunlarını dinledik. Mesleğin geçmişi, bugünü ve geleceği hakkında çarpıcı açıklamalarda bulanan Eczacı Odası Başkanı Ertekin ile yaptığımız röportajın özeti aslında “Amacımız ticaret yapmak değil, hastalarımızın ilaçlara erişimini sağlamak; ama bunu yaparken de yaşayan bir sektör bırakmak zorundasınız, ayakta kalan bir sektör bırakmak zorundasınız” cümlesinden ibaret; fakat sektörün sorunları hakkında detaylı bilgiye sahip olmak istiyorsanız röportajımızın detaylarına birlikte geçelim.

İlaç sanayisinin fiyatlarla ilgili düşünceleri hakkında neler söylersiniz?
 Türkiye’de ilaç fiyatlarının Bakanlar Kurulu’nun kararları doğrultusunda yılda 1 kez belirleniyor ve 2018 yılı için beşeri tıbbı ürünlerin fiyatlandırılmasında kullanılan 1 Euro değeri 2,6934 TL olarak belirlendi. Bu yıl da rakamların açıklanması bekleniyor ve sektörün fiyatlarda artış beklentisi var.  Bu yıl ilaç sanayisi kur değil de fiyatlarda artış bekliyor. Şu an kur Euro 2,69 değil bunun için firmalar kura değil, artışa önem veriyor ve fiyatlarda yüzde 20’lik bir zam beklentisi var.

Açıklanmayan fiyat artışı ya da kur oranı yok ilaç sayısını arttırdı mı?
Elimizdeki son verilere göre şu an144 kalem ilaç yok ürün listesinde yer alıyor. Bu sayının 30’u Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Temel İlaç Listesi’nde yer alan ürünlerden oluşuyor. Yani 30 ilaç, yokluğu mümkün olmaması gereken ürünlerden oluşuyor ve bu 30 ilacın içinde yer alan 5’inin maalesef eşdeğerleri de bulunmuyor. İlaç sanayi firmalarının çoğu yabancı ve bu nedenle yok ilaç sayısının artması doğal bir süreç oluyor; çünkü firmalar zarar ettiği pazara ürününü göndermekte çok yavaş davranıyor. Bu konuda ilaç konusunda dışa bağımlılığımızın yavaş yavaş ortadan kaldırılmasının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Türkiye her iki ilacın birinde dışa bağımlı durumda. Birlik olarak eşdeğere yatırım yapmamız gerektiğini her platformda anlatıyoruz. Bu konuda hem bakanlığımız hem de birliğimiz uğraş veriyor; fakat çabalarımız yetersiz kalıyor. Yerli sermayenin, yerli ve milli üretimi ham maddeden fabrikasyona kadar her alanda desteklemesi ve yatırımlarını arttırması gerekiyor.

Gelir-gider dengesi konusundaki düşünceleriniz?
 Eczanelerde satılan ilaçların karlılık oranları kademe kademe değişiyor. Yüksek fiyatlı ilaçlarda karlılık oranı çok düşük ve bu oranlar ilaç fiyatları düşse dahi maalesef dengeli bir şekilde seyir göstermiyor. Hal böyle olunca eczacının karı olmadığı gibi giderleri de gün geçtikçe artış gösteriyor. Güncel bir örnek vermek gerekirse asgari ücretteki artış oranı eczacıların girdilerindeki yükselişe bir örnek olarak sunulabilir. Şimdi eczacının artan bir geliri yokken artan giderleri var ve bunu neye göre dengeleyecekler merak ediyorum. Kur farkına göre mi bir düzenleme olacak ya da ilaç fiyatına zam yapılarak mı? Eczacı bunları bekleyemez ve bu nedenle eczacılığın uygulanabilirliği her geçen gün zora giriyor. Şu an eczaneler kar etmiyor; ama zarar da etmiyor. Sonuçta eczaneler de birer ticari işletme ve zarar etmeleri durumunda kepenk indirmekten başka çareleri kalmayacak.

Sektöre yönelik finansal desteklemeler?
 Eczacılar ‘Nefes Kredisi’ gibi ekonomik desteklemelerden maalesef yararlanamıyor. Bu tarz kredilerden yararlanmak için ticaret ya da esnaf odalarına kayıtlı olmamız lazım; fakat bizler 6197 ve 6643 sayılı yasalara göre açılmakta ve yönetilmekteyiz. Yani yasal olarak ticaret ya da esnaf odasına resmî olarak kaydolmamız mümkün değil ve bu nedenle finansmana erişim sıkıntısı yaşıyoruz. Nihayetinde bizlerde ticaret esnaflarıyız ve esnafların yararlandığı kredi paketlerinin dışında kalmamız bizleri sıkıntıya sokuyor. Birçok kredi paketinin dışında kalırken birçok vergilendirme sınıfının içinde yer alıyoruz. Bu nedenle sektöre yönelik köklü değişiklikler artık söz konusu olmalı. Çoğu esnaf KOSGEB’ten eleman alıyor bizler için bu sayı yükseltildi. Biz hazır çalışan elemanlarımızın aylığını ödemekte zorlanırken bu rakamların yükseltilmesine anlam veremiyoruz.

Ücretli poşet uygulaması hakkındaki fikriniz?
 Eczanelerde sadece ilaç satışında kullanılan, kalınlığı 15 mikron ve altında olan 200×350 milimetre ebadındaki poşetler ücrete tabi değil. Ücretli kısımda yer alan poşetlerden alınan 25 kuruşun, 15 kuruşu Bakanlığa diğer kısmıysa KDV ve vergiye gidiyor. Özetle eczanelerin bu uygulamadan bir kazancı bulunmuyor. Buradaki ürün sağlık ürünü, hijyen ürünü. Eczanelerde yer alan ürünler, vatandaşların cebinde, çuval içinde taşınacak ürünler değil. Ücretli poşetlerle birlikte hem maliyetini çekip hem üzerine vergilerini ödeyip aylık sabit giderlerimizin üzerine bir kalem daha ekliyoruz. Eczacılarımızın çoğu dönüşümlü poşetler kullanıyor; ama bunlar maliyet demek ve bizim eczanelerde maliyet derdine düşmememiz gerekiyor. Ücretsiz poşetler iki kutu şurubu almayacak derecede küçük. Çevre duyarlılığı konusunda bizlerde üzerimize düşeni yapmaya hazırız; fakat pazardaki ekmek fırınındaki poşete yapılmayan uygulama eczaneye yapılmamalı. Ayrıca daha çevreci projeler üretmek adına fiyatlandırma değil geri dönüşüm uygulanabilirliğini arttıran çevreci projelere önem verilmeli diye düşünüyorum.

Sektörde yeni mezunlara yönelik istihdam sorunu yaşanıyor mu?
 Devletimiz bugün birçok sektöre istihdam desteği veriyor; fakat eczacılar bu sektörlerin dışında kalıyor. 2012’de çıkarılan bir yasayla yeni mezunlara eczane açma konusunda kısıtlama getirildi. Nüfus sayısına göre yani 3 bin 500 kişiye 1 eczane düşecek şekilde eczanelerin açılması esas alındı. Bu kısıtlama getirildiğinde Antalya’da 69 tane fazla eczane vardı. Bu tablonun üzerine Türkiye genelinde sektöre yönelik eğitim veren fakülte sayısı da artış gösterdi. Haliyle mezun sayısı arttı artmasına; ancak bu kez de kalifiye mezun sayısı düştü. Amacımız çok mezun değil. Amacımız, doğru mezun sayısı ve aynı zamanda kalifiyeli mezunlar. ‘Yardımcı Eczacı Uygulaması’ eski bir yasa olmasına rağmen yeni uygulamaya konuldu. Artık mezun olduktan sonra eczane açmak veya eczanelerde mesul müdür olarak çalışmak isteyen eczacıların 1 yıl süreyle yardımcı eczacı olarak eczanelerde çalışması gerekiyor. Yardımcı eczacının finansman desteğiyse devlet tarafından karşılanmıyor. Bizler yeni mezun arkadaşlarımızın gelişimine katkı koymaya her zaman hazırız; fakat mevcut yükün altında ezilen sektörümüzün sırtına bir de bu arkadaşlarımızın oluşturacağı maddi yükün konulması bizi zor duruma sokuyor.  Eczacılarımızın ‘Yardımcı Eczacı Uygulaması’nın finansmanı sağlayacak durumu söz konusu değil ve bu konuda devlet desteği sağlanması gerektiği hususunda tüm sektör hemfikir olmuş durumda.

Eczane dışı yapılan satışların sektöre olumsuz yansımaları?
 Maalesef geçmişte eczanelerde ilaç formunda satılan birçok ürün bugün gıda takviyesi vs. isimlerle internet üzerinden ya da kozmetik mağazalarında satışa sunulabiliyor. Bu ürünlerin birçoğu sahte, bizlerin sattığı ürünlerinse tüm yasal mevzuatı gözler önünde. Geçmişte eczanelerde satılan ürünlerin bugün gelişi güzel her yerde satılması bir denetimsizlik oluşturuyor ve bunun sonucunda insan sağlığıyla ilgili olumsuz sonuçların yaşanması kaçınılmaz oluyor. Serbest piyasada bugün para için her yolu mubah olarak görenler olabiliyor ve vatandaşların da sağlıkları açısından söz konusu ürünlerin alımında mutlaka eczaneleri tercih etmesi gerekiyor. Bize göre internet üzerinden ya da market raflarında sağlık ürünlerinin satılmasının uyuşturucu satışından hiçbir farkı yok. Gıda takviyesi de olsa, vitamin de olsa bu tarz ürünler kesinlikle eczanelerden temin edilmeli. Düşünün geçmişte eczanelerde satılan bir ürün şimdi bebek mağazalarında satılabiliyor. Aslında durum çok ciddi ve vatandaşlarımızın bu durumun farkında değil. Yıllarca SGK’dan ödemesi yapılan bir ilaç, bugün kozmetik sınıfına alınıp satılmamalı.

Sağlığa ayrılan bütçe yeterli mi?
 Sağlığa ait bütçemiz Ekonomi Koordinasyon Kurulu tarafından düzenleniyor. Sağlık sektörü medikal malzemelerden ilaç sanayiine kadar geniş bir yelpazeye sahip. Tüm bu geniş yelpazede yer alan kalemler sağlık bütçesi içinde yer alıyor. Bütçe artışı uzun süredir yükselmedi ve son dönemlerde neredeyse sabit bir seyir izlemeye başladı. Son yıllarda sağlık bütçesi ekonomik kriterler ölçütünde bir yükselme izliyor. Sağlık bütçesi yetersiz seviyede artarken sektör içinde ve dışında yer alan tüm kalemlerin fiyatlarıysa büyük sıçramalar kaydediyor. Yani ekonomik parametrelere göre hareket edince bu kez bugün yaşadığımız tablolar ortaya çıkıyor ve bazı ilaçların erişiminde büyük sıkıntı yaşanıyor. Bugün sağlık sektörünün bileşenlerine para kazanmadan bu işi yap dersen böyle tabloların yaşanması kaçınılmaz olur.

2019 yılına ilişkin mesajınız ne olur?
2019’da var olan ilaçlarımızın yok olmadığı, hastalarımıza erişimin tam olarak sağlanabileceği, ekonomik değerlendirmelerin de bu kriterlerin göz önünde bulundurularak yapılabilecek bir yıl olmasını diliyoruz. Olması gereken de bu ve bizim işimiz ticaret değil; ama üretim bandında maalesef ticari kriterler ön planda. Sektörün geleceği açıklanacak kur veya fiyat oranlarına bağlı. Bizler olan bir şeyi hastalarımıza sunuyoruz. 2018’in ilk aylarında kurun düşük olduğunu belirten ilaç firmaları çoğu ilacını yasal prosedürleri yerine getirecek seviyede ülkemize gönderdi. İnsanlar ilaçlara ulaşmakta büyük sıkıntı yaşadı. Bu yıl aynı sorunu yaşamak istemiyoruz. Yine insanların ilaçlarını bulamadığı için haberlere konu olmak istemiyoruz. Bizim amacımız ticaret yapmak değil, hastalarımızın ilaçlara erişimini sağlamak; ama bunu yaparken de yaşayan bir sektör bırakmak zorundasınız, ayakta kalan bir sektör bırakmak zorundasınız.
Röportaj: Veli AKOĞLU
Fotoğraf: Gonca ÖZTÜRK

Share
#

SENDE YORUM YAZ

escort bursa escort mersin