logo

Dünya’yı İYİLİK kurtaracak

 

Sağlık kurumunda Sağlık Personeli olarak görev yapan Nurcan Mayıslar tam 9 yıldır aralıksız insanlığın ve insanların hizmetinde. Çok küçük yaşlarda yaşadığı bir olayın üzüntüsünü uzun yıllar unutmaması Mayıslar’ın bu gönüllülüğü sürdürmesinde etki etti. Nurcan Mayıslar, “İnsanların mutsuzlukları kapılarının çalınmamasından. Onların mutluluğu ve sevincini yaşamak hiçbir zenginlikle ölçülemez. Ben gönüllü olarak bunu 9 yıldır tek başıma yapıyorum. Dünya’yı iyilik kurtaracak”

Uzun yıllar sessiz ve sakin bir şekilde bu gönüllülüğü sürdürmektesiniz. Hem çalışıyor hem de bu büyük bir sorumluluğu mesai sonrası yerine getirmektesiniz. Neler söyleyeceksiniz ?

-Sunum çok önemli. İnsanlar odaların içinde yalnız. İnsanların bir tebessüme ihtiyaç var. Konuşmaya, sizi anlıyorum diyebilecek. Bu her yerde geçerlidir. Onları anladığım için yanındayım. İhtiyaçların mekanik somut ne olursa olsun sağlanmış olması psikolojik destek görmediği sürece hiçbir anlam ifade etmemektedir. Ben yıllardır tek başıma sürdürdüğüm bu gönüllülükte en çok bunu ön planda tuttum. Yalnızlaşmış insanlarımızın yalnız olmadıklarını onlarla sohbet ederek, onların farklı bir sesi olarak yanlarında bulunmaya gayret gösterdim gösteriyorum. Bir oda da yalnızlığı yaşayan insana ne yapsanız boş. Ben zaman zaman onları ziyaret ediyorum. Önce onları görüyorum, daha sonra ikinci ziyaretimi gerçekleştiriyorum, daha sonra telefonla görüşüyorum ardından ihtiyaç duyduğu hangi konuyla onun çözüm yoluna gidiyorum. Bayramlarda, özel gün ve haftalarda onları ziyaret ediyorum. Onlarda beni hatırlıyor arayıp soruyor ve bu beni çok mutlu ediyor. Bu tarz insanlarımız amaçsız ve çıkarsız kapılarının çalınmasını beklemekteler. Ben bunu yapıyorum. Hafta sonlarımın büyük bölümünü bu bekleyişte olan insanlarla geçiriyorum. Ben sadece o vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını tespit için gitmiyorum. Onlarla önce sohbet etmek diyalog kurmak için gidiyorum. Onların en çok buna ihtiyacı var. Konuşmaya, paylaşmaya, kapılarının birilerinin çalıp dinlemeye ve sohbet etmeye ihtiyaçları var. Maddi manevi ihtiyacın boyutu zaten bu sohbette ortaya çıkıyor.

Bu kadar gönüllülük ve fedakarlığın kaynağı nedir ?

-Herkesin bir hikayesi vardır. Ben ve benim gibi böylesine gönüllülük esasına göre hizmet veren insanlığa ve insanlara yardım etmek için yüzlerce kanatsız melek olduğuna inanıyorum. Benim bu konuda ki duyarlılığım babamı çok küçük yaşta kaybettim. Annem ayaklarından ağır ameliyatlı. Sıkıntılı yıllar ben ve benim gibi durumda olan herkes için. Bana bir pembe ceket verildi. Ben pembe ceketi okul yolunda kaybettim. Tam beş yıl pembe ceketi aradım. Bu üzüntüm hayatımın her yaşında, her yeni yaşında ve anında aklımda, beynimde hep yer etti. Benim bu gönüllülüğe adım atmamda etken bir çok konu arasında kaybettiğim pembe ceketimin etkisi çoktur. Bu dokuz yıldır benim gibi pembe ceketini kaybetmiş, pembe geleceklerinden uzaklaşmış, pembe hayaller ve beklentilerinden uzak kalmış herkesi düşünerek yola koyuldum. İşte benim bu gönüllülüğümün yola çıkışımın başlangıcı buradan gelmektedir. Ben duygularımla hareket ediyorum.

Ziyaretlerinizi nasıl gerçekleştiriyorsunuz ? Çalışan bir iş kadını olarak vakit nasıl bulabiliyorsunuz ?

-Hangi konuda olursanız olun neyi yapmak isteyip de yapmakta gecikiyorsanız vaktim yok, vakit bulamıyorum sözüne ben katılmıyorum. Ben dokuz yıldır tüm bunları hep mesaim bittiği zaman yapıyorum. Bazen o kadar çok sıkışıyorum ki o an içinden çıkmam gereken buhranı aşacak adım atacak kimseyi bulamayabiliyorum. Ama bir şekilde çözebiliyorum. Yardımı ulaştıracağım techizat, mekanik her neyse onları çoğu zaman belediye otobüsü kimi zaman taksi ile ulaştırıyorum. Bu benim kendi bütçemden de harcamalarıma neden olabiliyor. Ancak aslolan kapısının çalınmasını bekleyenlerin olduğunu unutmamamdır. Özellikle engelli vatandaşlarımızın tekerlekli sandalye tedariki ile onların toplumla barışık kalmalarını sağlamaya gayret gösteriyorum. Bir sağlık çalışanı olarak ziyaret ettiğim evlerde neyin, kime ne kadar ne gerekli olup olmadığını da tespit ediyorum. Bazen gereksiz bir talep de bulunanlar da olabiliyor. Onların gerçek ihtiyacı olan konuları önlerine sunuyor ve önceliğim o sorunun çözümüne odaklanmalarını sağlıyorum.

Antalya da köklü ve iş dünyasında başarılı bir ailenin ferdisiniz. Bunun size avantaj- dezavantajı oluyor mu ?

-Öncelikle şunu belirtmek isterim ki İyilik Herkes için gerekli. Herkese iyilik ve iyi olmak, iyi insan tanımlaması önemlilik arzetmektedir. Benim yaptığım ve dokuz yıldır ara vermeden sürdürdüğüm bu gönüllülük çalışmasında Aile olarak ülkemizin tüm değerlerini benimsemiş ve büyük bir sağ duyu ile bu değerlere sarılan, savunan bir anlayıştayız. Hayatımızın her alanında insanlara hizmet etmek, hizmet vermek, yardım da bulunmak düsturumuzda vardır. Az önce sözünü ettiğim ve benim kendimle ilgili kısımı böylesine güçlü tutan da ailemizin Antalya’da ki duruşudur. Kader bana nerede  nasıl bir yaşam biçimi çizmiş olursa olsun ben tüm bunları hangi koşulda nerede nasıl olduğuma bakmadan yine aynı duygularla insanlara iyilik yapmak, iyilikte bulunmak için gönüllü ve gönülden duyarlılığımı gösterirdim. Eşimin yoğun işi ve mesaisi, benim işim ve yoğun geçen mesaim asla bu gönüllülük çalışmalarımızı engellememekte ve onları da bu çaba gayretimin içine fazla katmadan kendim tek başıma sürdürme kararlılığındayım. Bu hassasiyete büyük önem vermekteyim. Birilerinin dikkatini çekmek, birilerinin projelerinin içinde bulunmak, yer almak gibi bir niyetim asla olmadı. Tek başıma bunları huzurlu ve mutlu bir şekilde gerçekleştirmekte yerine getirmekteyim. Daha büyük projelerin ve programların içerisinde yer almış olsam belki bu kadar mutlu ve çözüm bekleyen bir çok konuyu hızla çözemeyeceğim. Bugün tek başıma gönüllü olarak tüm bunları yapıyor olmak beni çok daha mutlu etmektedir.

Sadece Antalya da mı bu gönüllülüğü sürdürmektesiniz ?

-Sosyal medya da inanılmaz bir katılım ve takip içindeyim. Ayrıca bir sosyal medya adresi açmadım hiç de olmadı. Belirttiğim gibi hiçbir zaman benim derdim fotoğraf kareleri ve yaptıklarım olmamıştır. Ben kendi adresim üzerinden paylaşımlarımı yapmaktayım. Onlarca bu konuda insanları mutlu eden detayları kendilerine ulaştırırken sadece bir iki kare fotoğraf ile onların mutluluklarına ortak oluyorum ve yaptığım işin amacına ulaştığını da insanların bilmesini istediğimden sıkmadan, bunaltmadan paylaşımlar yapmaktayım. Antalya şehir merkezinde eğer yakın bölgelerde talepler gelirse hafta da üç-dört aileye ulaşabilmekteyim. Hafta sonlarımı da ihtiyaç sabihi ve kapılarının çalınmasını bekleyen ailelerimize ayırmaktayım. Bu yoğun katılım, ilgi karşısında Antalya ilçelerimiz başta olmak üzere çevre illerden de talepler gelmekte onlarında taleplerini bir sağlıkçı gözü ile ince eleyip sık dokuyarak mutlu olacak sonuçlara koşuyorum. Hatta hatta bir keresinde Karadeniz’e bile yardım göndermiştim. Oradaki dostlarımız ve benim gibi gönüllü ve insanların hizmetinde olan arkadaşlarımızdan destek alarak ihtiyaç sahibine talep ettiği eşya ve techizatı göndermiştim.

Nasıl karşılanıyorsunuz ?

-O kapıların bir vefa duygusu ile dolu insanların barındığını belirtmek isterim. Kapılarını çaldığımda onların yüzlerinde ki mutluluk, sevinç, sarılma ve kucaklaşmayı hiçbir zenginlikle ölçemezsiniz. Bu bambaşka bir duygu. Onların bu davranışı karşısında onlara daha fazla ne yapabilirim çabası içerisine giriyorum. Bu ziyaretlerimiz uzun yıllar sürecek bir dostluğa dönüşmekte. Yardımları ulaştırdığım insanların ebediyete göç etmesi sonrası ailelerini yalnız bırakmıyor elim yine o aileye değiyor. Onların duası, onların muhteşem Anadolu duygusuyla bezenmiş insanlıkları benim en büyük zenginliğim ve mutluluğum oluyor. Onların hikayesi kitaplara konu olacak özlüktedir. Bir dönemin bıçkın delikanlısı, bir zamanın en güzel kızı ve bir zaman sonra yalnızlıklar içinde kalmış bilgi ve tecrübe dolu insanlar. Kimi zaman benim bu ziyaretlerim onların talep ettikleri unutuluyor vaz geçtiklerine tanıklık ediyorum. Gururlu ve onurlu insanlar. Evet ihtiyaçları var. Ama en çok ihtiyaç duydukları konu kapılarının amaçsız, karşılıksız çalınmasıdır. Onlar bende bunu görüyor ve her gün beni arıyorlar, ben onları arıyor ve sohbet ediyorum. Bundan güzel bir mutluluk olur mu? İşte iyiliğin insanları nasıl bir araya getirdiğini iyiliğin dünyayı nasıl kurtaracağını anlatan küçük bir paraftır bu anlattığım. Bu benim işim değil. Gönüllüyüm. Asla hiçbir şekilde bir konumda, bir makam da, bir sandalye de koltukta, bir oluşumda olmak gibi derdim yok. Asla hiçbir zaman bu çabayı sırf iyilik olsun diye de yapmıyorum. Bu gönülden gelen gönülden yapılabilecek bir fedakarlıktır. İçinde insan sevgisi olmayan hiç kimse bunu uzun yıllar sürdüremez yapamaz. İnsanları seviyorum, kapılarını çaldığım insanlarla kurduğum dostluklarda sevgi büyütüyoruz. Sevgi ekiyoruz her buluşmamızda yokluklar odalarına. Yokluklar odalarında sevgi büyütüyoruz, sevgi hasadına çıkıyoruz. Sevgiden başka sermayemiz yoktur. Tek sermayemiz sevgi onu da insanlığın hizmetine insanlarımıza sunuyorum. Ben Dünya’yı iyiliğin kurtaracağına inananlardanım. Karşılık beklemeden, bir hesap kitap içine girmeden bu ziyaretlerimi yapıyorum.

Yerel yönetimlerin yürüttüğü çalışmalar hakkında neler söylemek istersiniz ?

-Başta Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere ilçe belediyelerimiz vatandaşlarımıza yönelik hizmetlerini başarılı bir şekilde gerçekleştirmekte. İş ulaşım vb alanlarda ki kurumsal çalışmaları takdire şayandır. Yaptığım bu gönüllülük çalışmalarımda tüm belediyelerimizden yapılabilir, çözülebilir konularda destek gördüğümü söylemek istiyorum. Devletimiz son dönemde engelli vatandaşlarımıza yönelik ciddi çalışmalar yapmıştır. Evde sağlık hizmetleri, bakım maaşı, psikoloji, fizyoterapi, sosyal hizmetler, eğitim, ulaşım ve bir çok alanda hizmet sunmaktadır. Sözünü ettiğimiz kurumlar bizler gibi gönüllüler sayesinde vatandaşlarımızın hizmet ve bilgiye gün geçtikçe daha kolay ulaşmaktadır. Bu bizi fazlasıyla memnun etmektedir. Ben tüm bu çalışmalar ve beklentiler noktasında bir koordinasyon görevi üstlenmiş oluyorum. Koordinasyonu bazen tek başıma bazen de hayırsever vatandaşlarımızın destekleri sayesinde kusursuz bir organizasyon ile sorunun çözüm noktasında gayret göstermekteyim. Bir çok konuda çözüm bekleyen, taleplerde bulunan vatandaşlarımızın hangi kurum ile irtibata geçmesinin rotasını çizmekteyim. Bu görüşmeleri yapmaları için yardımcı olmaktayım. Ben buz dağının görünen kısmıyım. Çevremin, insanlara iyilik yapma noktasında gönüllü dostlarımın, yardım severlerin, hayırseverlerin maddi ve manevi destekleri ile üstesinden gelebilmekteyim. İnsan hayatında önemli şeyler vardır. Her şeyden önemlisi iyi insan  olmak gerekiyor,  iyilik sever, güler yüz, insana servetten ve iktidardan çok itibar ve değer katar.

RÖPORTAJ. Okan DİLEK

Share
525 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

BENZER HABERLER

Röportajlarımız
Antalya’nın Eğitim Markası

Antalya’nın Eğitim Markası

Röportajlarımız
Deniz kirliliğine hayır

Deniz kirliliğine hayır

Röportajlarımız
Doğan: “Karşı değiliz”

Doğan: “Karşı değiliz”

Röportajlarımız
A.Ü UZAKTAN ALGILAMA

A.Ü UZAKTAN ALGILAMA

Röportajlarımız
Geleceğiniz emin ellerde

Geleceğiniz emin ellerde