logo

Don gömlek satarak olmaz

 

Antalya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nda yapılan toplantı da üretim vurgusu yapılırken ülkenin içerisinde bulunduğu durumdan ancak ileri teknoloji ve nitelikli insan sermayesi ile çıkabileceğine dikkat çekildi.

Programın açılış konuşmasını Antalya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Emrullah Tayfun Çavdar yaptı. Çavdar konuşmasında odanın kuruluşunda çok emeği olan Cemal Gültekin’ e teşekkür ederken geçirdiği rahatsızlıktan dolayı da acil şifalar diledi.

Çavdar konuşmasına Ulu Önder Atatürk ‘ün sözleriyle başladı. Mustafa Kemal Atatürk’ ün “Ekonomisi zayıf olan bir ulusun yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz” sözünü hatırlatan Çavdar bu sözlerin aynı zamanda 2018’ i de özetlediğini belirtti.

En büyük sebep üretimsizlik

Çavdar, 2018 yılının özellikle son çeyreğinin dövizdeki hareketlenmelerden dolayı hem ülkeyi hem de yurttaşları büyük sıkıntı içerisinde bıraktığını sözlerine ekledi. 2018 yılındaki krizin sadece sektörü değil üreticileri ve çalışanları da derinden etkilediğini söyleyen Çavdar bu etkilerin süreceğinin de altını çizdi. Çavdar: “Bu yıl için TÜİK’in açıkladığı işsizlik oranı yüzde 14. Aslında hissedilen oran ise yüzde 17 ve 18’lerde. Bunun dışında ise yüzde 20 olarak açıklanan bir enflasyon oranı da var. Her ne kadar açıklanan rakam 20 olsa da hissedilen yüzde 35 civarındadır. Bu rakamlar önümüzdeki en önemli delildir. Bunun bir an önce düzeltilmesi için ülkeyi yöneten idarenin ciddi adımlar atması şart. 8-10 yılda bir ülkemiz bu tarz krizlerle karşı karşıya kalıyor. Bunun en büyük sebebi de üretimsizlik. Üretime ayrılan zaman ve pay çok az. Bu üretimsizliği bir an önce giderecek kalıcı çözümler üretilmelidir” diyerek üretim sorununun ivedilikle çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Mali disiplin önemli

Yerel seçimlerin giderek yaklaştığını belirten Çavdar : “31 martta yerel seçimlere gidiyoruz. Bizleri idare eden kamudan ve şu andaki yönetici hükümetten bir kez daha rica ediyoruz; lütfen mali disipline sadık kalalım. Mali disiplinden taviz verildiği takdirde bu yılsonunda bizlere yol su ve elektrik olarak geri döner” dedi.

Kendi adına şirketlerin yönetiminin en önemsediği konu olduğunu söyleyen Çavdar mali müşavirler olarak kendilerinin omuzlarındaki yükün ağır olduğunu belirti. Çavdar: “ Mali müşavirler olarak işine baktığımız tüm şirketleri aslında biz yönetiyoruz çünkü onlara yön veriyoruz. Dolayısıyla da şirket yönetimi adına ciddi anlamda bilgili olmamız şart” diyerek Erkin Şahinöz’ e yapacağı sunum dolayısıyla tüm camia adına teşekkür etti.

Çavdar basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü de kutladı. Çavdar hemen sonrasında da içerisinde bulunduğumuz yılın hem dünyaya hem de ülkemize barış, adalet ve bol kazanç getirmesini dileyerek konuşmasını sonlandırdı

 

Türkiye ne o, ne bu!

Çavdar’ın konuşmasının ardından kürsüye çıkan ekonomist Erkin Şahinöz “Dalgalı piyasalarda geleceği öngörme ve şirket yönetimi” adlı sunumuyla dinleyenlere keyifli dakikalar yaşattı. Şahinöz konuşmasının başında basın çalışanlarının gününü de kutladı.

Her krizin fırsatıyla beraber geldiğini söyleyerek sunumuna başlayan Şahinöz herkesin dünya görüşünü ve ideolojisini işine mutlaka yansıttığını belirtti. Şahinöz: “Türkiye de sabah uyanıp elinize gazeteyi aldığınız da bir bakıyorsunuz ben herhalde cennette yaşıyorum yargısına kapılıyorsunuz. Sonra başka bir gazeteye bakıyorsunuz ve diyorsunuz ki burası herhalde dünyanın cehennemi. Türkiye ne tam olarak o, ne tam olarak bu. Türkiye hem o hem bu” diyerek durumun ne anlatıldığı kadar kötü ne de anlatıldığı kadar iyi olduğunu düşündüğünü söyledi.

Türkiye’ de dolaşımdaki paranın yüzde 41’inin döviz olduğunu belirten Şahinöz kalan yüzde 59’ luk dilimin de Tl den oluştuğunu belirtti. Ancak bu paranın ne yazık ki dövize endeksli olduğunun da altını çizdi. Çavdar, bu sebeple de pazardan alınan domatesten portakala, petrol fiyatlarından kira miktarlarına kadar her şeyin dolardaki hareketlenmelerden etkilendiğini söyledi. Şahinöz: “Bu ülke dolarla yatar dolarla kalkar. Türkiye çift para birimli bir ülkedir” dedi.

Dolar hegemonyası kırılmalı

Uluslararası konjonktürü okuyabilmenin bu anlamda çok önemli olduğunu söyleyen Şahinöz tüm dünyada dolaşımdaki paranın yüzde 71’lik diliminin dolardan oluştuğunu sözlerine ekledi. Dolar hegemonyasını kırmaya çalışan bazı oluşumların olduğunu söyleyen Şahinöz: “Şanghay beşlisi ve Avrupa Birliği de dünyadaki bu dolar hegemonyasını kırmaya çalışan oluşumlardan sadece ikisidir.  Hatta Almanya kendi para birimi olan marktan bile vazgeçti. Dolayısıyla yeni bir para birimi ortaya çıktı: Euro. Dünyada dolaşımdaki para biriminin yüz de 22 sini şuan için euro oluşturuyor. Ancak yine de doların hakimiyeti yıkılamıyor” dedi.

Türkiye’de de benzer girişimlerin olduğunu açıklamalarına ekleyen Şahinöz Türkiye’nin tek bir yapısal reforma ihtiyacı olduğunu belirtti. Çözümün üretim olduğunu özellikle vurguladı. Şahinöz : “Türkiye de üretilen her 100 birimin 65’ini ithal etmek zorundayız.  Yani biz 65’e alıyoruz üzerine 35 koyarak 100’e satıyoruz.  Daha önceleri Rusya ve Çin ile anlaşma yapmaya çalıştık. Kendi para birimlerimizi kullanalım diyerek ama biz bu ürünleri ruble veya yuanla satsak bile dolarla geri almak zorundayız. İşte burada cenderenin içine giriyoruz ve çıkabilmenin bir yolu yok.

Çözüm nitelikli insan sermayesi

Bu dolar hegemonyası kırılmadan kimseye rahat olmadığını belirten Şahinöz: “Eğer çıkmak istiyorsak önümüzde tek bir yol var.  Bu 35’lik kısmı artırmak. Bunu 50’ lere 60’lara çıkarmak. Bu 35’i artırmaksa don gömlek satarak olmaz. Yüksek teknolojili ürün satmak gerekiyor. Ancak bu da lafta kalmamalı. Dediğim şey eğitim sistemiyle olur. Eğitim sistemiyle nitelikli iş gücü yaratmazsak bizim bunu kırma şansımız yok. Birkaç dil bilen insanlardan oluşan bir beşeri sermaye yaratmazsak bu iş zor.  O yüzden de farklı dünya görüşlerindeki insanların birbirini kucaklayarak birlikte hareket ettiği güzel bir Türkiye ye ihtiyacımız var” diyerek eldeki her şeyi değerlendirerek üretime katkıda bulunulmasının şart olduğunun altını çizdi.

Share
#

SENDE YORUM YAZ