logo

17 Ağustos 2019

BUNA HAKKINIZ YOK…


YALÇIN KÜÇÜK
yalcinkucuk7@gmail.com

Anız yakarken doğayı da yakıyoruz.

Canlıları yok ediyoruz.

Hatta Ormanları yakıyoruz,

Doğayı katletmeye,yakıp kül etmeye,doğanın tabi dengesini bozmaya devam ediyoruz.

Laf anlamıyoruz,söz dinlemiyoruz,uyarılara kulak asmıyoruz, yasağı da tınmıyoruz.

Laf anlamaz bir toplum olmuşuz.Yanlış bildiğimizi uygulamaya devam ediyoruz.

Neden söz eteğimizi anlayanınız olmuştur.

Şu tarla yangınlarından bahsediyoruz.

Yetkililer; “Yakmayın çevreye zarar vermeyin“ diyor.

Yasaklıyor  ceza kesiyor,ama kimin umurunda…

İşin ehli olan uzmanlar “yakmayın, tarlayı fayda değil zarar veriyorsunuz!”diyor. Ama kim kulak asar bu uyarıya sonuç değişmiyor.

Tarlaları cayır cayır yakmaya devam ediyoruz.

Her taraf alev alev yanıyor,kül oluyor.

Acımanız yok, doğayı, canlıları düşündüğümüz yok, çevreye zarar verdiğimizi  hesaba katan hiç yok.

Tüm Canlıları yok ediyoruz.

Hatta  Ormanları yakıyoruz, kül ediyoruz.!…

Yangın yerine dönen tarladaki külün ekine hasada faydası  olur mu?

Peki sap samanla sürülse faydası var mı?

Yetkililer var diyor.

Toprak hava alır sap saman gübreye dönüşür faydası var bunun.

Şimdi kim haklı, tarlayı yakan çiftçiler mi, yoksa uyarıda bulunan yetkililer mi?

İşin özü şu,tarlaları yakmaya ,çevreye zarar vermeye, toprağı küllemeye devam ediyoruz;

Yazık hem de çok yazık ediyoruz.

Uyarılara rağmen canlıları yakan kül eden anlayışı nasıl tasvip ederiz bilmem.

Yanan tarlaya varıp, sahibine sorsanız “Ben yakmadım” diyecek ama tarlasını yakan bal gibi çiftçinin kendisi…

Niye yakıyor, sapla samanla uğraşmamak için. Hayvan beslemiyor, üretim yapmıyor, samana da ihtiyacı yok.

Ne yapsın, yakıp kül ediyor emeğini.

Ateşe verdiğimiz bu tarlada ne var?

Sadece- sap- saman değil, milyonlarca canlı hayvan-böcek ve canlı var, milyonlarca hem de bir çok çeşidi var…

Siz tarlayı yaktığınızda bu canlılara ne oluyor, tabii ki hepsi yanıp kül oluyor.

Milyonlarca canlıyı yakıp kül eden üreticinin vicdanı, insafı nereye gidiyor?

Bir karıncaya bile zarar vermeyen insanoğluna ne oluyor ki milyonlarca canlıyı yakıp kül ediyor.

Bunun vebali, günahı yok mu dostlar.

Uyarılara kulak tıklayan çiftçi, üretici köylü kardeş, tarlayı yakma hakkın yok da hadi var farz edelim, ama milyonlarca canlıyı ateşe verme hakkını nereden alıyorsun?

Sana bu hakkı kim veriyor.

İçinde yanan kül olan bir topa karıncanın hakkını nasıl ödeyeceksin?..

Oysa bir değil, tarlanda yanıp kül olan milyonlarca canlı var.

Bu ülkede, bu şehirde verimli topraklar var.

İnsanın yüzü gülüyor.

Mevla her şeyi insanın emrine sunmuş.

Bilmiyoruz  bu kadar duyarsız kalışımıza ne demeli?

Çiftçi kardeş, üretici kardeş, tarlanı yakarak toprağını çölleştirme, milyonlarca canlıyı yakarak doğanın dengesini bozma, kuşa, kurda karıncaya, yılana, fareye, köstebeğe, kıyıp ateşe verme.

Kendine de, tarlana da tüm canlılara da yazık ediyorsun…

Bu denli acımasız, bu denli duyarsız olamayız komşular..

Allah korkalım, doğaya ve canlılara sahip çıkalım

Doğayı ve canlıları katletmeyin vebale, günaha  da ortak olmayın…

Bu konularda duyarlı olmak ve birbirimizi uyarmak zorundayız.

Çevre bizim memleket bizim sahip çıkmak da bize düşer öyle değil mi?

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Muharrem Ayı

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Malumunuz olduğu üzre Muharrem ayındayız. Bu ay, Kur’an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir... Bilindiği gibi, Peygamber efendimiz, miladi 571’de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının 12. Pazartesi sabahı, Mekke’de doğdu. 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların “şemsi yılbaşı” oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, “hicri yani kameri yılbaşı” oldu. Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümanların yılbaşı gecesidir. Bu ayda oruç tutma...
  • MUTLULUK NİKÂHLA BAŞLAR          

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Yaşayan her kes mutluluğu yakalamak ve hayatını mutlu olarak geçirmek için çabalar durur. Bu uğurda zaman harcar, para harcar, bazı sevdiği kimseleri incitir, bazı sevmediği kimselere yaklaşmaya çalışır. Ama mutlu olabilmek için önce “mutluluk nedir ve nasıl mutlu olunur?” sorusunun cevabını iyi bilmek gerekir. Sonra da o hedefe gidecek doğru yolu girmek ve o yolda mesafe almak gerekir. Eskiler; “Saadet (mutluluk) dediğin bir anlık olaydır. Yaşanır ve geçer” Mutluluğun sürekli olmasına “selamet” adını vermişlerdir. Bir de dünya ve ahiret mut...
  • DEMOKRASİNİN KARARDIĞI GÜN

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Ne yazık ki her dönem istenilmeyen olaylar yaşanırken tarihimize kara bir leke olarak o kötü günler kalıyor. Türkiye demokrasisi, 17 Eylül 1961'de tarihinin en kara günlerinden birini yaşadı. 1950 seçimlerinde yüzde 52,7 oyla iktidara gelen ve 10 yıl süreyle başbakanlık yapan Adnan Menderes ve arkadaşları idam edildi. Darbeciler tarafından 58 yıl önce idam edilen Eski Başbakan Adnan Menderes, çalışma arkadaşları Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam edilişlerinin 58.yıldönümü. Bu ve benzeri öneml...
  • NEDENİ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ Mİ?

    17 Eylül 2019 YAZARLAR

    Son 10 yıla yakın bir süredir kamuoyumuzu çok meşgul edip acılarımızı katmerleyen olaylardan biri de çok sık yaşanan aile cinayetleridir. Geçtiğimiz temmuz ayında işlenen aile merkezli kadın cinayeti sayısı 31 iken, ağustos ayında bu sayı 49’a yükseldi. Sanki cinnet geçiriyoruz… Çocuğunun gözü önünde hanımını onlarca yerinden bıçaklayıp öldüren, boşanma davası aşamasındaki eşler içki içip tartışmaya başlayınca eşini bıçaklayıp öldüren kadınlar, çocuğumu göstermiyor diye eşini öldürenler, evden uzaklaşma cezası aldığı için sokakta kalan...