logo

23 Nisan 2019

 “Biz”i biz yapan dokulara kavuşabiliriz


AYDIN ÇEVİK
aycevmedya@hotmail.com

 

Şehir, insanın içinde yaşadığı dünyayı arzularına daha uygun hale getirebilmek için verdiği çabaların en tutarlısı ve bütününe bakıldığında en başarılısıdır

İşte bugün bu tutarlılık noktasında bir sıkıntı yaşandığı ve küreselleşmenin etkisi ile olumluluklardan ziyade olumsuzlukların hızlı bir şekilde yaygınlaştığını ifade etmekte fayda var. Elbette bu hızlı dönüşümler şehirlerin maddi yapısını değiştirdiği, bozduğu gibi manevi yapısını da oldukça tahrip etmiştir. Özellikle toplumsal hafıza, aidiyet, özgünlük, özgüven şehirlerin kimliğinden sıyrılıp gitmektedir. Oysa bu özellikleri ile bir gelenek içerisinde hayatiyetlerini koruyabilirler. Binaenaleyh bu koruyucu kuşak ile bir gelecek ufku için adım atılabilir. Şöyle ki geleneğin referans sistemi ve süreklilik içerisinde gelecek perspektifi sıhhatli bir şekilde biçimlendirilebilir. Böylelikle yapay kutsamalar yerine değerler sisteminin dinamikliği ve içten gelen bir etki ile sağlıklı bir dönüşüm sağlanabilir.

Şehirlerin taşıdığı semboller, değerler, ortak yaşam paydaları geçmiş ile gelecek arasındaki önemli bağlantı noktalarındandır. Şehirler, kültürel ve tarihsel olarak tekâmül ettiğinde, doğru bir kimlik ile kendini en yetkin şekilde ifade edebilir ve günlük hayatı zamanın bütün olumsuzluklarına rağmen daha farklı bir noktaya taşıyabilir. Bunu yaparken farklılıkların zenginliğinden istifade edebilir. Elbette burada üretim ve tüketim anlayışı bakımından üç aşağı beş yukarı tek tip görüntü veren diğer şehirlere de bir umut olunabilir, yoksa bu üretim ve tüketim anlayışı şehirleri bir mahkûmiyet alanlarına çevirebilir.

Modern dünyaya adapte olma yarışında biçimsel olarak devam eden taklitler zamanla ikircikli ve çatışmalı bir zihinsel dünyayı da beraberinde getirmiştir. Modern ve gelenek arasında ortaya çıkan çatışmanın temel paradigması, geleneksel referanslardan kurtulmak üzerine kurulduğundan sanki bu yük atılırsa bir anda yepyeni bir şeye kavuşulacağı algısı kendini hakikat olarak zihinlere yerleştirdi. Zaten dünyayı biçimlendirme çabasındaki Batı zihniyeti bütün yönlendirmelerini bunun üzerine kurduğundan alternatif bütün var-olma imkânlarını ya bağlamından kopardı ya da pazara sermaye olacak şekilde yeniden üretti. Bütün kadim kültürlerin var ettiği şehir organizmaları tekdüze bir hale getirilirken geçmişin sembolleri de folklorik bir şablonun içerisine hapsedildi. Bunun için turistlerin seyahat ettiği mekânlara bakıldığında şehrin asıl bağlamından koparıldığını ve canlı olmadığını görürüz. Birçoğu ruhsuz müze şehirler olarak ticari bir işleve indirgenmiştir.

Burada elbette nostaljiye düşmeden bir varlık ortaya koymuş referansların izi sürülebilir ve yeniden bir sıçrama yapılabilir. Geçmişin melankolisi ile savrulmaktan uzaklaşarak yeniden bir zihinsel inşa sürecine girilebilir. Bu şekilde geleneği oluşturan referans sistemi esas alındığında ne geleneği kutsama ne de onu yerme tuzağına düşmeden hareket edilebilir. Özellikle metropol olma iddiasının uzağındaki şehirler, kadim kültür merkezleri bu yeniden inşanın ilk işaret fişeğini yakabilirler. Burada ince ayrıntıları atlamadan doğru adımlar atılabilir. İşte o vakit “biz”i biz yapan dokulara hayatın tam içinde kavuşabiliriz. Bunun için güçlü bir şüphe ve doğru soru her zaman yolu açacaktır.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BUNA HAKKINIZ YOK…

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Anız yakarken doğayı da yakıyoruz. Canlıları yok ediyoruz. Hatta Ormanları yakıyoruz, Doğayı katletmeye,yakıp kül etmeye,doğanın tabi dengesini bozmaya devam ediyoruz. Laf anlamıyoruz,söz dinlemiyoruz,uyarılara kulak asmıyoruz, yasağı da tınmıyoruz. Laf anlamaz bir toplum olmuşuz.Yanlış bildiğimizi uygulamaya devam ediyoruz. Neden söz eteğimizi anlayanınız olmuştur. Şu tarla yangınlarından bahsediyoruz. Yetkililer; "Yakmayın çevreye zarar vermeyin“ diyor. Yasaklıyor  ceza kesiyor,ama kimin umurunda... İşin ehli ola...
  • VEFASIZLIK…

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Kimse vefasız olduğunu kabul etmez. Herkesin kendine göre ”haklı bir gerekçesi” mutlaka vardır. Hatta eşi benzeri görülmemiş bir nankörlük içinde olanlar bile vefadan dem vurabilir. Ama gerçekte öyle mi? Vefa ile müteveffa kafiyelerinin çok sık kullanıldığı şu günlerde, aklıma ilk gelen söz, Mehmet Gündem”e ait: ”Vefaya veda etmeyin, iyilik gördüğünüz insanı unutmayın.” Bir de yasal uyarı: Vefa, imandandır. Öte yandan, kimse vefasız olduğunu kabul etmez. Herkesin kendine göre ”haklı bir gerekçesi” mutlaka vardır. Hatta e...
  • KENDİMİZE SORALIM

    16 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Her bayram geldiğinde hep aynı soruyu soruyoruz. ‘Nerede o eski bayramlar?’ Bazı şeyler iyiye giderken bir şeyler de bunun yanında kötüye gitmek zorunda mı? Zaman zaman sizde benim gibi büyüklerle oturup onların hoş sohbetlerine ortak olmuşunuzdur. Ama dikkatimizi çeken bir noktaya değinmek istiyorum. Onlar hep bizim zamanımızda böyle böyleydi diye anlatınca hep hayretler içerisinde kalıyoruz. Hep maddi imkânsızlıklar, zorluklar içerisinde geçimlerini sağlayan insanlar canlanıyor gözlerimiz önünde. Tarlasında bir çift sarı ...
  • Güvenli Bir Hayat İçin Afetlere Hazır Olalım

    16 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Bizler Allah’tan geldik ve O’na döneceğiz. Rabbimizin dünyada hepimizi çeşitli şekillerde imtihana tabi tuttuğunun idrakindeyiz. Bu dünyanın geçici, ahiret hayatının ise ebedi olduğuna yürekten inanıyoruz. Rabbimizin verdiği nimetlere şükrediyor, musibetler karşısında ise sabır ve sebat gösteriyoruz. Rabbimize güveniyor, O'na tevekkül ediyoruz. Ancak doğal afetlere karşı insan olarak üzerimize düşen sorumlulukları da yerine getirmeye çalışıyoruz. En büyük galaksilerden en küçük karıncalara kadar, tabiat bir bütün olarak Allah tarafından yara...