logo

Avrupa da 1’nci Dünya’da 6’ncıyız

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Profesörü ve aynı zamanda Tarımsal Yayım ve Haberleşme uzmanı Orhan Özçatalbaş, Tarımsal üretim’de Türkiye’nin Dünya da 6’ncı Avrupa da ise en büyük ülke olduğunu söyledi.

Özçatalbaş, “Dillere pekselenk olmuş Türkiye Kendine Yeten ülke tanımı 30 yıl önce ki söylemi aynıydı bugün de aynı. Türkiye’nin zaman zaman  yaşanan siyasi ve ekonomik dalgalanmalarda ülkemizin üretimi, tarımı, ithalatı ve ihracı konusunda iç açıcı olmayan açıklamalarda bulunulmakta. Kim ne  görüş açıklarsa açıklasın ülkemiz Kendine her konuda yetebilen Dünya’nın büyük tarım gücüne sahiptir. Avrupa da ise 1’nci sıradadır. Türkiye Arge ve çeşitli araştırma konusunda ki yapılanmalarına artık değer ve önem veren bir ülke. 50 Yıl sonra karşılaşılabilecek tarımda ki bir ürün konusunda bu ürünün devamlılığı konusunda Arge çalışmaları yürütmekte, Küresel Isınma’ya karşı gelecekte karşılaşılabilecek olumsuzluklara karşı da hazırlıklarını yapabilen bir ülke konumundadır”

Akdeniz Üniversitesi’nde ki hizmet süreniz ve Ziraat Fakültelerinin önemi, bugün ve yarınlarımızda ülke ziraatinin gelişimi konusunda bilgilendirir misiniz ?

-1998 yılında Akdeniz Üniversitesine geldim. Daha önce Çukurova Üniversitesinde 3 yıl Yardımcı Doçentliği görevim oldu. Sonrası’nda 19 yıldır Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde Tarım Ekonomisi Bölümü’nde Profesör olarak görev yapmaya başladım. Fakültemiz de 9 bölüm bulunmaktadır. Tarım Ekonomisi alanı ilginç bir alandır. Dünya da prestijli alandır. Sadece yetiştiricilik yoktur  karar verme sürecinde analizler yapan, ve bunun sonucunda politika kararı almanızda zemin hazırlayan bir bölümdür. Tarım Ekonomisi Bölümü “Siyasete Doğru Veri” üreten bir bilim dalıdır. Bizim alanımız çok farklı bilim dalı vardır. Pazarlama, işletme, muhasebe konusu, Tarım Hukuku var, inevosyan var. Çiftçi ve Teknolojinin genişletilmesi vardır. Yayım Bilim Dalı ile ilişkili bir alandır Ziraat Ekonomisi. 11 Öğretim görevlisi 4 araştırma görevlisi bulunmaktadır Tarım Ekonomisi bölümünde. Bölümümüz Türkiye genelinde üst  seviyelerde eğitim veren ve adını başarılı bir şekilde duyurmuş bir bölümdür. Ziraat Fakültesi olarak 84 öğretim görevlisi bulunmaktadır. Tarım Ekonomisi Bölümü Siyasete Doğru veri Üretilmesinde etkin bir eğitim ve hizmet alanına sahiptir. Doğru Tarım Politikaları oluşturulmasının sonucunda gerçekçi politikalar üretilmesinin kaynağıdır Tarım Ekonomisi Bölümü

Ziraat Fakültesinin dünü ve bugünü ve tarım ekonomisi konusunda ki düşünceleriniz

– İki temel parametreden söz edelim. 30 yıl geriye gidersek daha çok öğrenci niteliği açısından daha bilinçli talepler söz konusuydu. Ziraat Fakültesi bölümünü daha kırsal kökenli arkadaşlar seçmekteydi. Geçmişte iş garantisi kamuda görev alabilme kolay ve mümkün olabilmekteydi. Bugün değişen yapılar ve çeşitlilik, puanlama da ki farklılıklar, fakülteye kabul edilen arkadaşlarımız daha geniş gruplar içerisinden seçilmekte ve yerleştirilmektedir. Tarım ekonomisi üzerine gelince 1980’li yıllar da ihracat verilerine bakarsak 3.5-4 milyar dolar Türkiye’nin ihracat rakamı. Bugün sadece tarım ürünlerin de 17 milyar dolar seviyede. Yani biz aslında 1980’li Türkiyesi’nde üretmiş olduğumuz ve ihraç ettiğimiz ürünlerin 4 katını tarımdan yapabiliyoruz. Tarım da farklı ve yanlış bilgilendirmeye rağmen büyümeye devam eden bir tarım ekonomimiz var.

Kendimize yeten bir ülke konumundayız fakat saman ithal etmek nerden çıktı diye soranlar var. Bu konu da ki görüşünüz nedir ?

-Küresel Ticarette her ülke dışarı satacak, dışarıdan da alacak. Bura da esas olan konu artı verip vermediğinizdir. Tarım Sektörü artı veren bir sektördür. Pozitif değere sahiptir. Tarımsal Üretim Değeri ve  parasal değeri dış ticaret hacmi açısından ülkemizde tarım ekonomisi artı vermektedir.

Ülkemiz de yeni bir GAP projeleri ve tarım ekonomisi konusu

-GAP projesi 1.7 milyon hektarlık bir alana yayılan proje olmuştur. 1990 yılların ortalarında bu bölge su ile buluştu. Açık kanallarla üreticiye su verildi. Ancak çiftçi bilinçi ve sulu tarım yapma kültürü olmadığı için bir kısım arazi tuzlanma ve çoraklaşma nedeniyle araziler elden çıktı. Suyu getirmiş olmak da yeterli olmuyor. Bizim ilgili bilim dalın da çok kullandığımız bir ifade vardır “Yayım da Strateji” diye ifade ederiz. Bir bölgeye tarımsal alt yapı yatırımlar yapılmaya başlanırken eş zamanlı olarak eğitim çalışmaları da götürülmeli. Kuru tarım kültüründe her damladan ürün artışına tanıklık etmiş üretici sınırsız bir şekilde suyun geldiğinde onu hoyratça kullanabileceğini tahmin edebiliyoruz. Harran bölgesinde böyle olmuştur. Yaklaşık  50 bin dekarlık alan elden çıkmış görünüyor. Önemli bir rakam. Biz o çalışmaların içinde bulunduk. Devlet Planlama Teşkilatı üzerinden Çukurova Üniversitesi o dönem önemli projeler geliştirmişti. Kuru bir tarım kültürü var ve o kuru ortam da sulu koşullarda üretim yapmaya çalışıldığı ortamlar yaratılıyor. Biz sulu koşullar ve kuru koşullar arasında ki farkı ortadan kaldırılmasına dönük çalışmaları Devlet Planlama Teşkilatı ve Çukurova Üniversitesi dayanışma içerisinde buraları Stratejik Yayım bilincini oluşturma gayretinde bulunduk.

Bugün yeni GAP alanları nereler ?

– Konya Ovası Projesi (KOP) Türkiye’nin orta yerinde bir başka dünya ortaya çıkacak. Hatay da Amik Ovasında ürün deseni değiştirmek istemiyor. Ancak Sulama ile birlikte daha katma değeri yüksek ürünlerin devreye girmesi gerektiği konusunda üretici rota çizmeli. Antalya Aksu ovası ile sulanmakta. Ancak Basınçlı sulama sisteminin devreye girmesi gerekiyor artık. Açık sulama sistemi artık geçmişte kalmıştır. Türkiye de tarımla ilgili bilgi birikimi var. Araştırma bulguları var. Bunun üreticiye aktarılmasında sorun var. Bunu da üniversiteler gerçekleştirmeli. Tarımsal Araştırma Enstitüleri görevler üstlenmeli. STK’lar bu konuda sorumluluklar üstlenmeli. Dış ülkelerde ziraat odaları bu hamleleri yapmakta, çalışmaları yürütmekte.  Bu yaşanan değişim ve modernizasyonlaşma da Devlet Ziraat Odalarına önemli görevler üstlenmesini sağlamıştır. Hatta hatta ziraat odalarında çalıştırılmak üzere 5 tane tarım danışmanı ziraat mühendisi çalıştırma imkanı sağlıyor ve ücreti Devlet ödüyor. Ziraat Odalarının bu fırsatı çok iyi değerlendirmeli. Bu atılımı sadece istihdam konusunda sağlanan fayda olarak bakmamalı.

Türkiye’nin gelecek 50 yılında yaşanabilecek herhangi bir tarımsal kaos, buhran konularında tarım da ve tarım ekonomisini ilgilendiren alanlarda bir çalışma yürütüyor mu ?

-Türkiye’nin dışında Dünya da önemli bir tehdit var Küresel Isınma. Bu tehdit şu açıdan sıkıntılı. Bazı iklim değişiklikleri olması söz konusu. Bilim adamlar küresel ısınma da 1-4 derece ısı artışı yaşanacağı belirtiliyor. Bu ısı artışında bugün üretilen bir çok ürünün ısı artışı döneminde üretilemeyecek. Dolayısıyla buna yönelik çalışmalar var. Türkiye Tarımsal araştırma alt yapısı açısından olağan üstü bir ülke. Türkiye de tarımsal öğretim TIP ile aynı yaştadır. Biz Türkiye Tarımının 172’nci yılını kutladık. 1846  yılında başlayan tarım ve tarım eğitimi ekonomisi konusu 2 asıra yakındır ülkemizin en önemli ana maddesi olmuştur. Türkiye de ortaya konulan araştırma sonuçları ve bulgular yarınlara dönük kaygıları bertaraf edilmesinde büyük avantaj sağlayacaktır. Orta Anadoluda ki Araştırma Enstitüleri tarla bitkileri konusunda, Türkiye’nin orijinal yerli tohumların korunmasında ki tohum bankası bulunmakta. Bu bilgiler gelecek dönemlere aktarılmasına yönelik olarak bu bilim dallarının da çok güçlü ARGE yapılanmasına ve nitelikli insanların buna dahil olmasında fayda var. Küresel ısınmanın tehlikelerini bertaraf etmek için son 10 yıldan bu yana daha özel çalışmalara girilmeye başlandı. Ayrıca TÜBİTAK gibi arge politikasını belirleyen kuruluşlardır proje desteklerini arttırdılar. Dünya Gıda Tarım Örgütü’nün 2050 projesinde  Bugünkü üretilen gıdanın yüzde 40’na daha ihtiyaç olduğunu bildirdi. Gıda Güvencesi ve Güvenliği önemli konu olmaya başladı. Türkiye’nin bu konularda daha yüksek çalışmalar yürütmesi gerekmekte. Türkiye’nin kendine yeterli olma konusunu sürdürebilmesi için kaynak ayırmaya ve ARGE çalışmalarına devam etmesi gerekiyor. Türkiye Küresel ısınmaya karşı gelecek 50 yılımız da üretebilecek, üretilemeyecek konularında araştırmalarını kararlılıkla sürdürmeli.  Arge’ye ayrılan kaynaklar açısından Türkiye de 4 kat artış yaşandığı görülmektedir. Tükiye Bilim Politikalarında Arge’nin önemini arttırmış ve daha kaynak arttırır duruma geldiğini belirtmek isterim. Türkiye de 150 bin üzerinde araştırmacı var. Bu sayının artışı ARGE’ye olan öneminden kaynaklanmaktadır.

Üniversitemizde Ziraat Fakültesi ve Ziraat Ekonomisi ve iyi tarım hakkında neler söyleyeceksiniz ?

-Biz daha çok ortaya koyduğumuz unsurlar Proje Geliştiremeye yönelik çalışmalar yürütmekteyiz  Diğer illerden bilgi alışverişi yapmak için özellikle fakültemiz ve bölümümüz ziyaret edilmekte. Bizim bilim dalımızda ortaya çıkan bulguları takip edenlerde var. Bakanlığımız da yakın bizleri takip etmektedir. Bilgiye ihtiyaç duyulan konularda bilgiler vermekteyiz

Agromedya yani tarımsal medya konusu  var bununla ilgili neler söyleyeceksiniz ?

-İyi Tarım ancak iyi ve bu işin merkezinde bulunanların önerileri ve sunulan doğrularla mümkündür. Çeşitli Televizyon Kanallarında yayınlanan ürünlerin bir anda patlama yapacağı, bollaştırıp coşturacağı konusu tamamen bilimsellikten uzak konulardır. Bu renkli ve ışıltılı sözlerin yer aldığı ürünlere aldanmayıp üretimin nasıl sağlıklı yapıldığını bilen gerçek şahsiyetlerle irtibata geçen Üretici, ve çiftinin ürünü esas o zaman kazanca dönüşmekte ve doğru seçim yaparak ekim yapmış olmaktadır. Biyolojik üretim üreticiyi kimyasallardan da uzaklaştırdı. Üretici artık doğru ekimin nasıl yapılacağını direk uzmanına sormaktadır artık. Türkiye 2004 yılında iyi tarım yasasını çıkarttı. ABD den iki yıl sonra bu yasa ülkemiz de çıkmıştır.

Tarımsal Alanlar terk mi ediliyor ?

-Dünyanın her tarafından tarımdan şehre bir yönelme vardır. Çünkü şehir de eğitimden, sağlığa, kültür ve sanattan, sosyal yaşama kadar bir çok konu bir arada yer almaktadır. İş imkanı da yüksek kırsala göre. Kente geldiğinizde yaşam standart da yükseliyor. Türkiye de ki kırsal nüfusa baktığınız da bu rakam yüzde 19-20 oranında. Avrupa da bu terk edişler yüzde 3-4 seviyesinde. Tarım alanlarında vatandaşların devamlılığını sağlayabilmesi için bu durumda bazı unsurları desteklemek gerekiyor. Tarım Bakanlığı gençlere destekler veriyor. Büyük ve Küçük baş hayvan desteği verildiği gibi.

Diğer üniversitelere göre Akdeniz Üniversitesi ve Ziraat Fakültesi

Fakültemizin yayınlarında ilk üç sırada yer almaktadır.  Akdeniz Üniversitesinin genel itibarıyle bir cazibe merkezinin içinde olması büyük talep görmektedir. Antalya hakikaten bir cazibe merkezi. Antalya’nın cazibesi ve imajı  Üniversitemize gerçekten katkı vermektedir. Fakültemizi tercih edilmesinin yüksekliği kontenjanların çok çabuk dolmasına neden olmaktadır.  Antalya hala tarım da Dünya’nın Merkezi olma şansına sahip. Özellikle tarımsal araştırmalar ve eğitim de mevcut kaynaklar ve kamunun sağladığı imkanlar kullanıldığında ve yeni bir strateji benimsenip çalışıldığında Dünya da bir merkez haline gelebilir. Zaman kaybı söz konusu ancak hala geç değil. Akdeniz Üniversitesi Büyük potansiyeline rağmen araştırma üniversitesi kategorisinde yer alamadı. 10 Üniversite bu kapsam içinde bunlar, Ankara Üniversitesi, Boğaziçi, Erciyes, Gazi, Gebze Teknik, Hacettepe, İstanbul, İstanbul Teknik, İzmir İleri teknoloji, Ortadoğu Teknik Üniversiteleridir. Akdeniz Üniversitesi Araştırma Üniversitesi olmak yönünde doğru stratejiler üretmek durumunda. Kitle Eğitiminden elit eğitime geçmek için alternatifler bulunuyor. Konu ile ilgili alakalı çalışmamız ve Antalya’nın hak ettiği ileri teknoloji üreten ve uygulamaya katkı veren bir üniversite gerekiyor. TIP ve Ziraat Fakülteleri kurucu fakülteler olarak tüm bilimlerle birlikte ortalı çalışmalı.

Röportaj: Okan DİLEK

Share
357 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ