logo

10 Eylül 2018

EĞİTİMİN TEMELİ


Mustafa ECE
torosyapi@gmail.com

Mimar Sinan’ı Mimar Sinan yapan ve günümüzde dahi adının anılmasına vesile olan eserler bırakarak, bu dünya hayatında hem zihinlerimize hem gönüllerimize hem de tarihimize iz bırakmıştır. Bu kalıcı eserleri yaparken hani anlatılır ya yapacağı inşaatın temelini açmış, o açılmış olan temel 3- 5 sene açık kalmış, o temel’ in üzerine bazı işlemler yaptıktan sonra yine beklemeye almış 5 ila 7 sene sonra binayı yapmış. Böyle temelini attığı binaların daha ayakta duracağı hariç 500 senedir dimdik ayakta duran olduğunu.Yapılan işi israf etmeden ve kısa sürede deforme olarak israf olmadan e adına, Mimar Sinan’ın yapacağı eserlerin temeli için ne kadar uğraştığını hiç düşündük mü?

Buradan yola çıkarak bir toplumun kalıcı olabilmesi, geleceğe güçlü bir şekilde uzanabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi, geleceğimiz olan nesillerin eğitiminden geçtiğini, yani gelecek temellerinin sağlam atılmasından geçtiğini düşünmemiz gerekiyor. Bir neslin temelinin sağlam olmasının da eğitimden başka bir konu haricinde ele alınamaz. Eğitim denilince toplumda aklımıza hemen öğretmenler, idareciler, okullar ve Milli Eğitim gelir.

Bu kişi ve kurumların neslimizi eğitip eğitemediği üzerine birçok konuşmalar yapar ve bu konularda da ahkam keseriz. Şunu da göz ardı etmemeliyiz mutlaka ve mutlaka bu saydığımız kurumların ve kişilerin geleceğimizin teminatı olan gençliğimizin eğitiminde katkısı vardır, ama esas katkının büyük çoğunluğu Ailededir.

Kısacası Mimar Sinan’ın bir binayı yaparken atmış olduğu Temel’in ne anlama geldiğini anlamak için, geleceğe yönelik bir neslin eğitilmesi için de aynı hassasiyetle atılması gereken temel ’in aileden başlaması gerektiğini unutmamalıyız. Eğitimci kadrolar ise ailede atılmış temel üzerine detay çıkabilirler ve ufak tefek arıza ve hatalarını düzeltip onları şekillendirebilirler.

Biz veliler olarak bu toplumun temel taşı olan ailede çocuğumuza hiçbir eğitim vermeyip, hatta ne kadar bozuk zihniyet ve düşüncemiz varsa çocuğa yansıttıktan sonra öğretmenlerin, idarecilerin ve Milli Eğitimin bunu düzeltmesini beklemek bir o kadar yanlış olsa gerek değil mi? Çocuklarımızla ilgilenmek öncelikli olarak bizlerin vazifesi ve bu vazifemizi başkasının üzerine atarak kendi sorumluluğumuzdan kurtulmuş olmuyoruz. Aile hem kendi geleceği adına hem de toplumun geleceği adına çocukları için yapmaları gereken; her istediklerini yapıp, ceplerine harçlık koyarak sokağa salmak değildir. Bugün çocuklarını düzgün eğitmeyen ve yeterince gerektiği gibi ilgilenmeyen kişiler, yarın çocukları tarafından huzur evi denilen huzursuz evlerin kapılarına terk edileceklerini unutmamalıdırlar. Zihinleri doğru doldurulmayan ama cepleri harçlıkla dolan çocuklar anne ve babaları adına huzur evlerine verdikleri üç beş kuruşla vazifelerini yapmış kabul edeceklerdir.

Bu arada yukarıda bahsettiklerimizden Milli Eğitimin hiçbir görevi yok anlamına gelmez. Bizlerin ulaşamadığı eğitim metotlarıyla, değişen ve gelişen dünyayı tanıtmak onların başta gelen işlerindendir. Bir milletin ufku olmak ve bu ufuk üzerine milli duruşu, milli bakışı elde etmelerini sağlayıp öğretmek mutlaka Milli Eğitimin işidir. Geleceğe umutla bakan bir Türkiye için bu bilinç ve anlayışla hareket eden bir toplum olabilmek adına hayırlı günler ve yarınlar diliyorum.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Muharrem Ayı

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Malumunuz olduğu üzre Muharrem ayındayız. Bu ay, Kur’an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir... Bilindiği gibi, Peygamber efendimiz, miladi 571’de 20 Nisana rastlayan, Rebiul-evvel ayının 12. Pazartesi sabahı, Mekke’de doğdu. 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların “şemsi yılbaşı” oldu. O yılın Muharrem ayının birinci günü de, “hicri yani kameri yılbaşı” oldu. Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümanların yılbaşı gecesidir. Bu ayda oruç tutma...
  • MUTLULUK NİKÂHLA BAŞLAR          

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Yaşayan her kes mutluluğu yakalamak ve hayatını mutlu olarak geçirmek için çabalar durur. Bu uğurda zaman harcar, para harcar, bazı sevdiği kimseleri incitir, bazı sevmediği kimselere yaklaşmaya çalışır. Ama mutlu olabilmek için önce “mutluluk nedir ve nasıl mutlu olunur?” sorusunun cevabını iyi bilmek gerekir. Sonra da o hedefe gidecek doğru yolu girmek ve o yolda mesafe almak gerekir. Eskiler; “Saadet (mutluluk) dediğin bir anlık olaydır. Yaşanır ve geçer” Mutluluğun sürekli olmasına “selamet” adını vermişlerdir. Bir de dünya ve ahiret mut...
  • DEMOKRASİNİN KARARDIĞI GÜN

    18 Eylül 2019 YAZARLAR

    Ne yazık ki her dönem istenilmeyen olaylar yaşanırken tarihimize kara bir leke olarak o kötü günler kalıyor. Türkiye demokrasisi, 17 Eylül 1961'de tarihinin en kara günlerinden birini yaşadı. 1950 seçimlerinde yüzde 52,7 oyla iktidara gelen ve 10 yıl süreyle başbakanlık yapan Adnan Menderes ve arkadaşları idam edildi. Darbeciler tarafından 58 yıl önce idam edilen Eski Başbakan Adnan Menderes, çalışma arkadaşları Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam edilişlerinin 58.yıldönümü. Bu ve benzeri öneml...
  • NEDENİ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ Mİ?

    17 Eylül 2019 YAZARLAR

    Son 10 yıla yakın bir süredir kamuoyumuzu çok meşgul edip acılarımızı katmerleyen olaylardan biri de çok sık yaşanan aile cinayetleridir. Geçtiğimiz temmuz ayında işlenen aile merkezli kadın cinayeti sayısı 31 iken, ağustos ayında bu sayı 49’a yükseldi. Sanki cinnet geçiriyoruz… Çocuğunun gözü önünde hanımını onlarca yerinden bıçaklayıp öldüren, boşanma davası aşamasındaki eşler içki içip tartışmaya başlayınca eşini bıçaklayıp öldüren kadınlar, çocuğumu göstermiyor diye eşini öldürenler, evden uzaklaşma cezası aldığı için sokakta kalan...